KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/4115 E., 2026/1132 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Şubat 2026
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/759 Esas, 2025/759 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- ... 3.Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
- Sayısı
- 2022/420 E., 2024/5 K.
Karar Metni
667 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının daha önceki bir davada taraflar arasındaki uyuşmazlığın borç ilişkisinden kaynaklandığını ikrar ettiğini, davalı tarafından müvekkili ve şirketine yapılan ödemelerin müvekkili tarafından davalıya yapılan kazandırmalarla dengelendiğini, dava konusu çekin de bu borç ilişkisi kapsamında verildiğini, ancak çekin karşılığında şirkete bir mal veya hizmet teslimi yapılmadığını, bu nedenle şirketin davalıya borcu olmadığını, bu hususun şirketin ticari kayıtlarında açıkça görüldüğünü,
konkordato sürecinde olduklarından ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini ileri sürerek ...Bankası ... ...Şubesinin 15.12.2018 tarih ve 1.000.000,00 euro bedelli çek nedeniyle müvekkili şirketin kısmi dava yönünden borçlu olmadığının tespitine, davalının faizleri de kapsayacak şekilde takibe konu alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra-inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde.
Yargıtay içtihatları ve ilgili kanun maddeleri uyarınca, kambiyo senedi olan çekin soyut niteliği gereği çekin bir ödeme aracı olduğunu ve davacının borçlu olmadığını yazılı delillerle kanıtlamakla yükümlü olduğunu, davacının ticari defterlerinin tek başına delil niteliği taşımadığını ve ispat yükümlülüğünü yerine getiremediğini, davacının sunduğu ticari defterlerin bu ispat için yetersiz olduğunu, ayrıca davacının iddialarının aksine, dava konusu çek ve senetlerin, müvekkilinin davacıya verdiği borç paraların karşılığı olarak düzenlenmiş kesin deliller olduğunu,
davacı tarafın konkordato ön projesinde söz konusu çek ve senetleri hatır çeki olarak nitelediğini ve bu yolla müvekkillerinden haksız kazanç elde edemeyince hatır çeki iddialarından vazgeçip çeklerin borç ihtiva etmediği yönünde iddialara dönüştürdüğünü, davacının bu iddialarının da gerçeklik değeri bulunmadığını, davacının konkordato sürecinde çelişkili beyanlarda bulunduğunu ve kötüniyetli olduğunu, hisse devri iddialarının asılsız olduğunu ve davacının ihtiyati tedbir ve kötüniyet tazminatı taleplerinin reddedilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına,
davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzer kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çekin bir ödeme aracı olduğu ve kural olarak mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verildiği, somut olayda olduğu gibi aksinin iddia edilmesi halinde ispat yükünün aksini iddia eden tarafa düştüğü ve bu iddianın kesin delillerle kanıtlaması gerektiği, dolayısıyla davada ispat yükünün yasal karinenin aksini savunan davacıda bulunduğu, davacının senetle ispat kuralı gereği iddiasını kesin delillerle ispat etmesi gerektiği ancak kesin delillerle ispat edemediği, 06.10.2023 tarihli celsede verilen kesin süreye rağmen yemin deliline de başvurmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, senetle ispat kuralı gereği çekin, davalıya yapılan kazandırmalar karşılığında verildiği iddiasının kesin delillerle ispat edilmesi gerektiği, davacı tarafın iddiasını kesin delillerle ispat edemediği, davacının mahkemece hatırlatılmasına rağmen yemin deliline de başvurmadığı, bu durumda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, çeke dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/4115, K. 2026/1132, 26 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama