KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/4181 E., 2026/1050 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Şubat 2026
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/632 Esas, 2025/836 Karar
- Hüküm
- Davanın kabulü
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/300 E., 2022/176 K.
Karar Metni
802 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin "...", "...", "... ...", "... index", "... ibareli markalarının sahibi olduğunu, hal böyle iken davalının 2020/37349 başvuru numaralı “uno ...” ibareli markasının tescili isteğine yönelik müvekkilinin itirazının Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından nihai olarak reddedildiğini, "..." ibaresini ilk kez 2007 yılında tescil ettiren müvekkilinin büyük yatırımlarla marka sayısını arttırıp markayı tanınır hale getirdiğini, dolayısıyla "..." ibaresinin zayıf ya da tanımlayıcı bir ibare olarak nitelendirilemeyeceğini,
davaya konu marka ile müvekkiline ait markanın aynı sınıfta bulunan mal ve hizmetleri kapsadığını, "..." ibaresinin ortaklığının markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal yönlerden markaların ayırt edilmesini önleyecek kadar benzerlik oluşturduğunu, mal ve hizmetlerin benzerliği de dikkate alındığında,
ortalama gıda tüketicisinin davaya konu marka ile müvekkilinin markalarını benzer olarak algılayacağını ve müvekkilinin tanınmış markasına bu düzeyde benzer bir markayı seçen davalının başvurusunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek YİDK'in 2021-M-6727 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2020/37349 başvuru numaralı “uno...” ibareli markanın 29... . sınıftaki mallar ile 35. sınıfta yer alan bu malların satışına ilişkin hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "UNO ... +şekil" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı,
işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma/faydalanma süresi içinde, davalının "UNO ... +şekil" ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "..." ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, öte yandan davalının davacının zararına olarak haksız bir yarar sağlayabileceği,
markanın itibarının zarar görebileceği, ayırt edici karakterinin zedelenebileceği yahut başvurunun kötüniyetli olduğu hususunda somut delil bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin başvurusunun "Uno ... " ibaresinden meydana geldiği, "Uno" ibaresi davalı şirketin çatı markası olup "..." ibaresi başvuruda yer verilen diğer ibarelerden farklı renkte ve daha büyük biçimde ayrı olarak yazıldığından, başvurunun asli unsurunu oluşturduğu, tertip tarzı itibariyle de "..." ibaresi, başvuruda ilk dikkati çeken unsur konumunda olduğu,
davacının itirazına mesnet markaların asli unsurlarının "..." ibaresinden oluştuğu nazara alındığında, her ne kadar gıda ürünlerinde ayırt ediciliği zayıf ise de, ibarenin davalı markada asli unsur olarak aynen kullanılması ve davalı markadaki diğer unsurların ayırt edici niteliğinin bulunmaması nedeniyle dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca benzerlik ve karıştırma tehlikesi bulunduğu,
bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davaya konu markanın tescilin talep edildiği 29, 30... . sınıftaki mallar ile 35. sınıftaki hizmetlerin bir kısmı davacının itiraza ve davaya mesnet markalarının kapsamında bulunan mal ve hizmetlerle, aynı/ aynı tür veya ilişkili mal ve hizmetlerden oluştuğu,
davacı itirazında davaya konu markanın kapsamında bulunan 29. ve 30. sınıftaki mallar ile bunların satışına ilişkin 35. sınıftaki hizmetler yönünden itirazda bulunmuş ve anılan kapsamdaki mal ve hizmetlerin benzer olduğu tespit edilmiş olmakla marka işaretleri ve emtia benzerliği şartının gerçekleştiği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiş, karar, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK marka kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/4181, K. 2026/1050, 24 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama