KÜNYE
12. Ceza Dairesi 2021/9089 E., 2023/2491 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Eylül 2023
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2019/4693 E., 2020/866 K.
- Dava
- Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
- Hüküm
- Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı
- Tebliğname görüşü
- Onama
Karar Metni
1.104 kelime·6 dk okuma·7 bölüm
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı 02.05.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; "Beraatime karar verilen ceza dosyası kapsamında haksız yere 19 ay 15 gün tutuklu kalmam sebebiyle oluşan zararının karşılığı olarak 60.000,00 TL maddi, 540.000,00 TL manevi tazminatın tarafıma ödenmesini talep ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur.
2. Davalı vekili 17.05.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "Davanın süresinde açılmadığından ve kanuni şartları taşımadığından reddi gerekmektedir. Davanın yetkili mahkemede açılıp açılmadığı araştırılmalıdır. Davacı maddi zararını ispatlayamamıştır. Talep edilen manevi tazminat miktarı fazladır. Aleyhimize vekalet ücretine hükmedilmesi halinde yürürlükte olan yasal mevzuat göz önünde bulundurulmalıdır." şeklinde beyanda bulunmuştur.
3. İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.06.2019 tarihli ve 2019/207 Esas, 2019/241 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
4. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 05.03.2020 tarihli ve 2019/4693 Esas, 2020/866 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacının istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 17.11.2021 tarihli ve 2020/52567 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacının temyiz istemi; kesinleşmiş beraat kararı usule uygun şekilde tebliğ edilmediğinden dava açma süresinin başlamadığına, hükmedilen vekalet ücretine, ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Dosya incelendiğinde; davacının Sıkıyönetim Komutanlığı 2. Numaralı Askeri Mahkemesinin 1980/1347 esas sayılı dosyasında silahlı çeteye dahil olmak, patlayıcı madde bulundurmak, kasten adam öldürme suçlarından sanık durumunda olduğu, bu dosyada 01.03.1980 tarihinde gözaltına alınıp 17.03.1980 tarihinde tutuklandığı, 15.09.1981 tarihinde tahliye edildiği, mahkemenin 02.03.1983 tarih, 1983/42 sayılı kararında beraatine karar verildiği, beraat kararının 19.07.1983 tarihinde kesinleştiği, davacının 02.05.2019 tarihinde verdiği dilekçe ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu görülmektedir.
Dava koruma tedbirleri nedeniyle tazminat talebine ilişkin olup, işlem tarihi itibari ile 466 sayılı Kanun hükümlerine tabidir. 466 sayılı Kanun hükümlerine göre tazminat davasının tazminata konu işlemin kesinleşmesinden itibaren 3 ay içinde açılması gerekmekte olup, 10 yıllık azami zaman aşımı süresi vardır.
Dosyaya bakıldığında; 466 sayılı Kanun'da belirtilen öğrenmeden itibaren 3 ay ve azami 10 yıllık dava zamanaşımı süresi geçtikten sonra dava açıldığı görüldüğünden zamanaşamı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 22.10.2018 tarih, 2018/5333 Esas, 2018/9946 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 144 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin üçüncü kısmında yer verilen oranlar üzerinden nisbî vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, ancak ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hakimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az,
ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı gözetilmeden, dava değerinin toplamı olan 600.000,00 TL üzerinden hesaplama yapıldığında "5.450,00 TL" vekalet ücreti yerine "1.056,00 TL" olarak eksik vekalet ücretine hükmedilmesi, 5271 Sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının d bendi ve 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının h bendi uyarınca düzeltilebilir nitelikte eksiklik olduğundan, istinaf yoluna başvurulan hüküm fıkrasının;
vekalet ücretine ilişkin üçüncü bendinde yazılı "1.056,00 TL" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "5.450,00 TL" ibaresinin eklenmesi suretiyle istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan Sıkıyönetim Komutanlığı 2 Numaralı Askeri Mahkemesinin 1980/1347 E., 1983/42 K. sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının Türkiye ahalisini birbiri aleyhine silahlandırarak mukateleye teşvik ve Kıtal'e sebebiyet vermek, bu amaçla silahlı çete teşkil etmek ve çeteye dahil olmak, teşekkül halinde patlayıcı madde nakletmek, bulundurmak ve atmak, adam öldürmek, yasak silah bulundurmak suçlarından 01.03.1980 - 15.09.1981 tarihleri arasında 563 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, beraat hükmünün 19.07.1983 tarihinde kesinleştiği, davanın tutuklama tarihleri itibariyle yürürlükte bulunan 466 sayılı Kanun'a tabi olduğu anlaşılmıştır.
Davacının temyiz isteği yönünden;
Davacı hakkındaki tutuklama işleminin 1 Haziran 2005 tarihinden önce gerçekleştiğinin anlaşılması karşısında 5320 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesine göre, davacının tazminat talebi 466 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğu, Ceza Genel Kurulunun 23.03.2010 tarih ve 2009/256 Esas, 2010/57 Karar sayılı kararına göre 466 sayılı Kanun'un 2 nci maddesindeki üç aylık sürenin başlangıcı için 21.04.1975 tarih ve 3-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına atıf yapılarak kesinleşen beraat kararından davacının haberdar olmasının aranması gerektiği, ayrıca Ceza Genel Kurulunun 06.05.2014 tarih ve 141-229 sayılı kararında 466 sayılı Kanun'a göre incelenen tazminat davasının usul ve yasaya uygun yapılan kesinleşmesinden itibaren her halükarda 10 yıl içinde açılması gerektiği kabul edilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar dikkate alındığında; tazminat talebinin dayanağı olan Sıkıyönetim Komutanlığı 2 Numaralı Askeri Mahkemesinin 1980/1347 E., 1983/42 K. sayılı ceza dosyası kapsamında davacının Türkiye ahalisini birbiri aleyhine silahlandırarak mukateleye teşvik ve Kıtal'e sebebiyet vermek, bu amaçla silahlı çete teşkil etmek ve çeteye dahil olmak, teşekkül halinde patlayıcı madde nakletmek, bulundurmak ve atmak, adam öldürmek, yasak silah bulundurmak suçlarından 01.03.1980 - 15.09.1981 tarihleri arasında 563 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği,
beraat hükmünün 19.07.1983 tarihinde kesinleştiği, 02.05.2019 tarihinde dava açılması nedeniyle dava açma süresinin geçtiği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
05.08.2017 tarihli 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik, 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu dikkate alınarak, bu aralıktan fazla hesaplanan nisbî avukatlık ücreti yerine ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücrete hükmolunmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 05.03.2020 tarihli ve 2019/4693 Esas, 2020/866 Karar sayılı kararında davacı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2021/9089, K. 2023/2491, 4 Eylül 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama