KÜNYE
12. Ceza Dairesi 2021/9857 E., 2023/3281 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2023
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2020/152 E., 2020/1693 K.
- Dava
- Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
- Hüküm
- İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
- Tebliğname görüşü
- Onama
Karar Metni
1.022 kelime·5 dk okuma·7 bölüm
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 18.10.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle. "Avukatlık yapmakta olan müvekkil silahlı örgüt üyeliği suçundan 12.09.2017 tarihinde gözaltına alınmış, 21.09.2017 tarihinde tutuklanmış, 14.09.2018 tarihinde tahliye edilmiştir. Tahliye kararına karşı 15.09.2018 tarihinde savcılık tarafından itiraz edilmiş, aynı gün itirazın kabulü ile tahliye kararının kaldırılmasına ve tutuklamaya yönelik yakalama emri düzenlenmesine karar verilmiştir.
Müvekkilin tutuklu kaldığı süre içerisinde tutukluluk incelemelerinde müvekkilin tutukluluk halinin devamına, tutukluğa itiraz incelemelerinde itirazın reddine, tutukluluk incelemelerinin duruşmalı yapılması taleplerimizin de reddine karar verilmiştir.
Müvekkilin haksız olarak tutuklaması, makul süreyi aşan bir süre tutuklu kalması, makul sürede hakim karşısına çıkarılmaması sebepleriyle oluşan zararın karşılığı olarak 100.000,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi tazminatın gözaltına alınma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa bırakılmasını talep ederiz." şeklinde beyanda bulunmuştur.
2. Davalı vekili 08.05.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "5271 sayılı Kanun'da öngörülen koşullar oluşmadığından ve dava süresinde açılmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekir. Yapılan işlemler makul olup, tazminatı gerektirir herhangi bir ihlal bulunmamaktadır. Talep edilen tazminat miktarları fahiştir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
3. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.10.2019 tarihli ve 2019/13 Esas, 2019/369 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 22.06.2020 tarihli ve 2020/152 Esas, 2020/1693 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 01.12.2021 tarihli ve 2021/68949 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii edilmiştir
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; 5271 sayılı Kanun'un 141 inci maddesi uyarınca açılan davanın, tazminat davasının dayanağı olan asıl davanın derdest olması sebebiyle reddedilmemesi gerektiğine, yakalama, gözaltı ve tutukluluk işlemlerindeki usulsüzlüklerin davacının avukat kimliği göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerektiğine, ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacının dava konusu yargılamasının yapıldığı İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/84 Esas, 2019/125 Karar sayılı dosyanın dava dosyasına ikmali neticesinde yapılan incelemede, davacı ile birlikte 20 sanığın yargılamasının yapıldığı, 12.09.2017 tarihli arama, el koyma ve yakalama tutanağı, 21.09.2017 tarih ve 2017/472 sorgu nolu İstanbul 11. Sulh Ceza Hakimliğinin tutuklama müzekkeresi, tutukluluğun devamına itirazın reddine dair kararların usul ve yasaya uygun olduğu, hukuka aykırı bir husus bulunmadığı,
dosyanın kapsamı, sanık sayısı, davacının yargılandığı suçlar birlikte değerlendirildiğinde davacının tutuklu kaldığı sürede makul sürenin aşılmamış olduğu, davacının sorgu ve savunmasının alınması sonrası İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesince Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesinin tutuklamaya dair verdiği kararlar, tutuklulukta geçen süre, savunmasının alınmış olması, avukat oluşu göz önüne alınarak, adli kontrol tedbiri ile tahliyesine karar verilmiş olmadığının;
davacının dava konusu olay nedeniyle İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/84 Esas, 2019/125 Karar sayılı hükmü ile hakkında silahlı terör örgütü üyeliği nedeniyle 12 yıl hapis cezası verilmiş olduğu, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının gözaltı, tutukluluk ve tutukluluk incelemelerinin kanuna uygun şekilde yapılmış olduğu, sonuçta da mahkumiyetine karar verildiği, 5271 sayılı Kanun'un 141 inci maddesindeki tazminat koşullarının davacının kanunda belirtilen koşullar içerisinde yakalanmış, tutuklanmış, tutukluluğunun devamına karar verilmiş olması, kanuni süreler içerisinde hakim önüne çıkarılmış olması,
haklarının hatırlatılmış olması, yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere sanık sayısı, davanın kapsamı düşünüldüğünde makul sürenin aşılmamış olduğu kanaatine varıldığından, davacının maddi ve manevi tazminat talebinin; yasal koşulların oluşmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmamıştır.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/84 E., 2019/125 K. sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 12.09.2017 - 14.09.2018 tarihleri arasında 367 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda 18.03.2019 tarihinde 12 yıl hapis cezası ile mahkumiyetine karar verildiği, mahkumiyet hükmünün 03.09.2020 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye, davacının haksız olarak tutuklanması, makul süreyi aşan tutukluluk süresi, makul sürede hakim karşısına çıkarılmaması sebepleriyle dava açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin temyiz isteği yönünden;
6749 sayılı Kanun'un 6 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde. 26.09.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, 12.04.1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu işlenen suçlar bakımından, olağanüstü halin devamı süresince;
gözaltı süresinin, şüphelinin yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yedi günü geçemeyeceği, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle Cumhuriyet savcısının, gözaltı süresinin yedi gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebileceği düzenlenmiş olup; dosyanın incelenmesi neticesinde davacının 12.09.2017 tarihinde gözaltına alındığı, 21.09.2017 tarihinde tutuklama istemi ile gönderildiği sulh ceza hakimliğince tutuklandığı,
bu şekilde davacı yönünden 6749 sayılı Kanun'da öngörülen yedi günlük gözaltı süresinin aşılmış olduğu tespit edilmekle, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle Cumhuriyet savcısının, gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin yazılı emrinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğinin ve bulunmaması halinde davacının makul miktarda tazminata hak kazanacağının gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 22.06.2020 tarihli ve 2020/152 Esas, 2020/1693 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2021/9857, K. 2023/3281, 25 Eylül 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama