İçeriğe geç
AC
12. Ceza Dairesi Esas: 2023/49 Karar: 2025/1045 Tarih: 2025

Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2023/49 K.2025/1045

12. Ceza Dairesi 2023/49 E. , 2025/1045 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/558 E., 2022/3057 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adl

Karar Özeti

12. Ceza Dairesi 2023/49 E. , 2025/1045 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/558 E., 2022/3057 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adl

Karar Detayı

12. Ceza Dairesi 2023/49 E. , 2025/1045 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/558 E., 2022/3057 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız elkoyma nedeniyle 1.000.000,00 TL maddi tazminatın ödenmesine ilişkin talebinin, CMK'nun 141/1-j maddesine göre eşyasına yada malvarlığı değerlerine el konulan kişilerin tazminat davası açabileceği sayılırken kişilerin dava veya soruşturmadaki hukuki konumlarına göre bir düzenleme olmadığı, mal varlığı değerlerine haksız olarak el konulan kişilerin sanık, mağdur ya da müşteki olabileceği, yine CMK'nın 142/1. maddesine göre tazminat davasının açılmasının koşulları sayılırken, tazminat davasına dayanak yapılan ve zarara uğrattığı iddia olunan karar ya da hükmün kesinleşmesi koşulunun getirilmiş olduğu, aynı şekilde hükmün ya da kararın kesinleşmesinin tarafların hukuki konumları ile ilintilendirilmediği, müşteki, mağdur, sanık ya da şüpheli sıfatının kararın kesinleşmiş olması koşulunu bertaraf etmediğinin anlaşıldığı, somut olayda ise davacı ile ilgili yapılan soruşturmanın devam etmekte olup, henüz neticelenmediği, savcılık soruşturması devam ettiğinden ortada haksız olarak verilmiş ve haksızlığı kesinleşmiş bir el koyma kararından söz etmenin mümkün olmadığı gibi, davacı vekillerince el koyma kararına yapılan itirazların da Sulh Ceza Hakimliklerince kesin olarak reddine karar verildiği, bu itibarla söz konusu talebin yasal dayanağı ve koşulları bulunmadığından bahisle reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz talebinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz sebepleri; davacının ilgili soruşturma kapsamında müşteki konumunda bulunmasına karşın banka hesaplarına el konulduğuna, CMK'nın 128. maddesi gereğince şüpheli veya sanık sıfatı bulunmayan davacıya ait malvarlığı değerine el konulmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. III. DAVANIN KONUSU İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/68496 sayılı soruşturma dosyası kapsamında, 2015 yılından beri Çin ülkesinde hapishanede olduğu belirtilen davacının (soruşturma dosyasında müşteki) Albaraka Türk Katılım Bankasında bulunan hesaplarındaki paranın sahte vekaletnameler ile çekilmek istendiği, sahte olabileceği değerlendirilen senetler ve diğer belgeler ile icra takibi yapılarak ve icra takipleri yanlış adreslere gönderilen geçersiz tebligatlar ile kesinleştirilerek icraya konu paraların ödenmesi için Albaraka Türk Katılım Bankasına haciz ihbarnamelerinin gönderildiği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebi doğrultusunda İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği'nin 30.09.2019 tarihli ve 2019/4962 Değişik İş sayılı kararı ile davacının Albaraka Türk Bankası nezdinde bulunan tüm hesaplarında bulunan paranın hesaptan çıkmasını engellemek amacıyla soruşturma tamamlanıncaya kadar CMK 128/1-c maddesi uyarınca el koyma kararı verildiği, soruşturmaya konu olayla ilgili olarak 16.11.2020 tarihinde Çin Halk Cumhuriyeti Yetkili Adli Makamından adli yardımlaşma talebinde bulunulduğu, bu kapsamda adli yardımlaşma talebine ilişkin evrakın henüz dönmediği, davacının halen Çin Ülkesinde tutuklu bulunduğu bilgisinin olduğu ancak hangi tarihte hangi cezaevinde hangi süre ile hangi suçtan tutuklu veya hükümlü olduğu, ülkemizde veya yurtdışında herhangi bir kimseye geçerli bir vekaletname verip vermediği, icra takiplerindeki borçların ve senetlerin hangilerinin kendisine ait olduğuna dair bilgilerin ve istinabe yazısında kendisine sorulan hususların ancak istinabe evrakı dönüşü ile açıklığı kavuşabileceği, istinabe evrakı dönmediği için müştekinin beyanının alınamadığı ve kendisine ulaşılamadığı, bu nedenle bulunduğu yer ve ceza evinin tam olarak bilinememesi nedeniyle müştekinin ülkemizde bulunan gayrimenkullerinin, menkullerinin, nakdi parasının tahsili için hakkında yapılan icra takiplerine ve yapılan başvurulara karşı yasal yollara başvurabilmesi için, hakkında açılacak davalarda temsil edilebilmesi için, müştekinin ülkemizdeki varlıklarını koruyabilmesi ve haklarını temsil edebilmesi için 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 427. maddesinin 1.fıkrası ve ilgili diğer maddeleri uyarınca hukukçu bir kayyım atanmasının savcılıkça istendiği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen el koyma kararının kaldırılması ve paranın vekil olarak taraflarına verilmesi için davacı vekili tarafından defaatle yapılan başvuruların Sulh Ceza Hakimlikleri tarafından reddine kesin olarak karar verildiği, soruşturma dosyasının derdest olup, soruşturmanın halen devam ettiği, henüz haksız olarak verilmiş ve haksızlığı kesinleşmiş bir el koyma kararından söz etmenin mümkün olmadığı, bu itibarla kanunda öngörülen yasal şartların oluşmadığı belirlenerek davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Gerekçeli karar başlığında “Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat” olan dava türünün“Eşya veya Diğer Malvarlığı Değerlerine Koşulları Oluşmadığı Halde El Konulması, Haksız Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat” olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım yanlışı olarak kabul edilmiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluşmadığının saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.02.2025 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Çin'de tutuklu bulunan davacının (soruşturmada müşteki) banka hesaplarındaki paranın sahte vekaletname ve senetlerle çekilmek istenmesi üzerine CMK 128 uyarınca hesaplarına el konulmuş; davacı, şüpheli/sanık sıfatı bulunmadığı halde malvarlığına el konulduğunu ileri sürerek 1.000.000 TL tazminat istemiştir.

Hukuki İlke: CMK 142/1 uyarınca koruma tedbiri nedeniyle tazminat davası, zarara dayanak yapılan karar veya soruşturmanın kesinleşmesi koşuluna bağlıdır; soruşturma derdest ve el koymanın haksızlığı kesinleşmemişse tazminat istenemez, müşteki/mağdur sıfatı bu kesinleşme koşulunu bertaraf etmez.

Uygulama Sonucu: onama

Dava Strateji Notu: El koyma nedeniyle tazminat davası açmadan önce dayanak soruşturma veya kararın kesinleşmiş olması şarttır; derdest soruşturmada açılan tazminat davası reddedilir, müşteki/mağdur sıfatı erken dava hakkı doğurmaz.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla