İçeriğe geç
AC
12. Ceza Dairesi Esas: 2023/5009 Karar: 2024/7474 Tarih: 2024

Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2023/5009 K.2024/7474

12. Ceza Dairesi 2023/5009 E. , 2024/7474 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/208 E. 2023/256 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemiz bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurula

Karar Özeti

12. Ceza Dairesi 2023/5009 E. , 2024/7474 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/208 E. 2023/256 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemiz bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurula

Karar Detayı

12. Ceza Dairesi 2023/5009 E. , 2024/7474 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/208 E. 2023/256 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemiz bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Bodrum 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.5.2015 tarih, 2014/294 Esas, 2015/219 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2, 58/6-7. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. Dairemizin 04/02 /2021 tarih, 2017/11812 Esas, 2021/1148 Karar sayılı bozma ilamında; "Kentsel ve III. Derece arkeolojik sit alanı içerisinde kalan, Bodrum ilçesi, Çarşı mahallesinde bulunan 186 ada 8 parsel nolu, eski eser niteliğindeki yapıya ilişkin olarak, 26/09/2012 tarihinde yerinde yapılan inceleme sonucunda Muğla Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğüne hitaben düzenlenen raporda, bahse konu yapının ön cephesindeki pencere sövelerinin değiştirildiği, zemin kattaki açıklığın değiştirilerek genişletildiğinin tespit edildiği, mahallinde icra edilen keşif neticesinde alınan rapor ve ek raporda, müdahaleler nedeniyle binanın özgün yapısında geri dönüşümü mümkün olmayan zarar meydana gelmediği, tadilatın basit onarım niteliğinde olmadığı, çünkü mağaza girişinde yapılan tadilatın dış cephede bulunması nedeniyle binanın cephe görünümünü tamamen etkilediği hususlarının belirtildiği, sanığın aşamalardaki beyanlarında; dava konusu yerde 2 yıldır kiracı olduğunu, sadece ahşap olan pencereleri pimapen ile değiştirdiğini, değiştirilen pencereler için herhangi bir genişletme yapmadığını, yapının giriş kısmında da bir değişiklik yapmadığını ileri sürdüğü dosya kapsamında; “26/09/2012” olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında yanlış yazılması, mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmekle bozma nedeni yapılmamıştır. Dava konusu taşınmazın eski eser olarak tesciline, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerin sit alanı olarak tesciline ilişkin kurul kararları, taşınmazın önceki durumunu gösterir tüm ek belgeler ve 15/10/2012 tarihli raporda bahsi geçen Bodrum Belediyesinin 05/08/2011 tarih, 1740-6777 sayılı yazısı ve ekleri dosya içerisine getirtilip, sanığa, kira sözleşmesini sunma, tanıklarını bildirme imkanı tanınarak, mahallinde bağımsız arkeolog, sanat tarihçi ve inşaat bilirkişilerin katılımı ile yeniden keşif icra edilerek, sanığın bildireceği tanıkların mümkün ise keşif mahallinde beyanları alınarak, yapıda kullanılan malzemelerin eskiliği, renkteki solmalar ve yıpranma durumu ile tüm dosya kapsamındaki evraklar bir bütün halinde değerlendirilerek, iddianame konusu eylemlerin (taşınmazın ön cephesinde pencere sövelerinde ve zemin kattaki açıklıkta izinsiz değişiklik yapılması) her birinin ayrı ayrı yapım tarihinin (suç tarihinin), dava konusu eylemlerin, sanığın kullanımında olduğu dönemde yapılıp yapılmadığının, dava konusu her bir müdahalenin ayrı ayrı niteliğinin (esaslı-basit) açık şekilde tereddüte yer vermeyecek şekilde tespiti ve yukarıda belirtilen hususları da ayrıntılı biçimde irdeler, mahkeme denetimine açık olacak nitelikte bilirkişi raporu temini ile, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi, Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA," gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 3.Bodrum 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 25.04.2023 tarih, 2021/208 Esas, 2023/256 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-b maddesi gereğince beraatine karar verilmiş olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 25.06.2023 tarih, 2023/71392 sayılı ve onama görüşlü tebliğname ile Dairemize tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, suçun unsurlarının oluştuğuna, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece, olayın, sanık tarafından kentsel ve 3.derece arkeolojik sit alanı içerisinde kalan, ... ilçesi, ... mahallesinde bulunan 186 ada 8 parsel nolu, eski eser niteliğindeki yapıya ilişkin olarak, bahse konu yapının ön cephesindeki pencere sövelerinin değiştirildiği, zemin kattaki açıklığın değiştirilerek genişletildiğinin tespit edildiği ve bu suretle izin alması şekilde imalatlar yapmak suretiyle üzerine atılı suçu işlediği iddiasından ibaret olduğunun anlaşıldığı, bilindiği üzere; eylemin suç tarihi itibariyle 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunun 65.maddesi kapsamında kaldığı, 2863 Sayılı Yasanın 65. maddesinin a ve b fıkralarının Anayasa Mahkemesinin 11.04.2012 tarih 2011/18 esas 2012/53 karar sayılı hükmü ile iptal edildiği ve 08.10.2013 tarihli 6498 sayılı Kanunla 2863 sayılı Kanunun 65.maddesinde değişiklik yapıldığı, 65.maddede yapılan değişiklik ile "Tescil edilen sit alanları ve korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile koruma alanlarının bu kanuna göre tebliğ ve ilan edilmiş olmasına rağmen yıkılmasına, bozulmasına, tahribine, yok olmasına veya her ne suretle olursa olsun zarar görmesine kasten sebebiyet verenler ile Koruma Bölge Kurullarından izin alınmaksızın inşai ve fiziki müdahale yapanlar veya yaptıranlar 2 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 5 güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır." şeklinde düzenleme yapıldığı, değinmek gerekirse de; suçu işlediğine dair yeterli delil bulunmayan kişinin cezalandırılmaması “masumluk karinesi” ilkesi gereği olduğu, Anayasamızın 34/4 ile İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 11 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/2 ile Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin 14/2.maddelerinde de bu karineye işaret edildiği, masumiyetin asıl olduğu ve bu karinenin sanığın suçlu olduğu her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller ile ispat edilmedikçe yok edilemeyeceği, sanığın beraati için masum olduğunun anlaşılmasının şart olmadığı, suçlu olduğunun anlaşılmamış olmasının yeterli olduğu, somut olayda da; uyulan bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde dava konusu taşınmazın bulunduğu yerin sit alanı olarak tesciline ilişkin kurul kararları, taşınmazın önceki durumunu gösterir tüm ek belgeler ve 15/10/2012 tarihli raporda bahsi geçen Bodrum Belediyesinin 05/08/2011 tarih, 1740-6777 sayılı yazısı ve eklerinin dosya içerisine getirtildiği, sanığa da kira sözleşmesini sunma ve tanıklarını bildirme imkanı tanınmakla mahallinde bağımsız arkeolog, sanat tarihçi ve inşaat bilirkişilerin katılımı ile yeniden keşif icra edildiği, tanıklar keşif mahallinde dinlenildiği, devamla yapıda kullanılan malzemelerin eskiliği, renkteki solmalar ve yıpranma durumu ile tüm dosya kapsamındaki evraklar bir bütün halinde değerlendirilerek denetimine açık nitelikte bilirkişi raporu ve özelikle de son ek rapor temini sağlandığı, mahkememizce kabul edilen oluş ve kanaate göre, her ne kadar sanık hakkında 2863 Sayılı Kanuna muhalefet suçunu işlediğinden bahisle 2863 Sayılı Kanunun 65/4 ve 53.maddeleri gereğince yargılamasının yapılarak cezalandırılmasına karar verilmesi istemiyle mahkememizde kamu davası açılmış ise de; dosyada mevcut delil durumu, mahalinde yapılan keşif ve akabinde alınan bilirkişi raporu ile özellikle ek rapor ile sunulan evrak ile belirlenen suç tarihi ile kiralama tarihi ve yapılan işlemlerin ayrı ayrı yapım tarih ve nitelikleri ile sair evrak karşısında, arkeolojik sit alanı olduğu belirlenen suça konu taşınmazın sanık tarafından 20/12/2012 tarihinde kiralanarak kullanılmaya başlandığı ve birlikte yalnız ahşap pencere çerçevelerinin pimapenle değiştirilmesi dışında suça konu ve izne tabi uygulama ile taşınmazda gerçekleştirilen ve basit tamirat niteliğinde de olmayan değişikliklerin yerin önceki kullanıcısı tarafından yapıldığı, sanığın da aşamalarda ısrarlı ve samimiyetinden şüphe duyulmayan savunmalarından da taşınmaza herhangi bir eklenti veya 2863 Sayılı Kanun anlamında izinsiz inşai faaliyet yapmadığını savunmakla üzerine atılı suçu inkar ettiği, ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan "in dubio per reo" yani kuşkudan sanık yararlanır ilkesi uyarınca sanığın cezalandırılmasının temel koşulunun suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesi gerektiği, gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış ve iddianın sanık aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağı, bu halde anlatımlar nazarında ve mahkememiz kabulüne göre suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK 223/2-e.maddesi gereğince sanığın atılı suçtan beraatine karar vermek gerektiği, bununla birlikte; suça konu taşınmazda yapılan söz konusu zemin kattaki değişiklikler ile ilgili olarak bu faaliyetleri gerçekleştiren meçhul şüpheli/şüpheliler hakkında Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği belirtilmiştir. IV.GEREKÇE VE KARAR Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.09.2023 tarihli, 2023/6-7 Esas, 2023/481 Karar nolu ilamında da belirtildiği üzere; Dairemizce yapılan temyiz incelemesinden önce atılı suça ilişkin dava zamanaşımı gerçekleşmiş ise de "derhal beraat" kavramının, fiilin ilk bakışta suç teşkil etmemesi veya kanun değişikliği ile fiilin suç olmaktan çıkartılması hâlleri ile sınırlı tutulmasının söz konusu düzenlemenin konuluş amacına ters düşeceği, CMK'nın 223. maddesinin 9. fıkrasında geçen "derhal" sözcüğünün, dosyanın mevcut durumunu ifade ettiği, başka bir anlatımla, yargılamanın geldiği aşama itibarıyla dosyadaki mevcut delillere göre herhangi bir araştırma yapılmasına gerek olmaksızın beraat kararı verilebilecek bir noktada, sanığın daha lehine olan beraat kararı yerine, aleyhine olan zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilemeyeceği, ayrıca çeşitli sebeplerle muhakemenin yavaş işlemesi ve yargılamaların makul sürede sonuçlandırılamaması nedeniyle zamanaşımının gündeme geldiği de göz önünde bulundurulduğunda, düşme kararı verilmesinin söz konusu gecikmenin sonucunun sanığa yükletilmesi anlamına geleceği, diğer taraftan beraat etmesi gereken sanık hakkında düşme kararı verilmesinin adil yargılanma hakkı kapsamındaki lekelenmeme hakkının da ihlali niteliğinde olacağı, zira yargılamanın geldiği aşama itibarıyla beraat etmesi gereken sanık hakkında düşme kararı verilmesinin, sanığın atılı suçu işleyip işlemediği hususunda tereddüte yol açacağı, son olarak da sanık hakkında beraat kararı verilmesinin hukuk davaları üzerindeki etkisine dair, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.01.2022 tarihli ve 1437-15 sayılı kararında da açıklandığı üzere ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle fiilin hukuka aykırılığı konusuyla hukuk hâkiminin tamamen bağlı olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, yargılamanın geldiği aşama itibarıyla dosyadaki mevcut delillere göre herhangi bir araştırma yapılmasına gerek olmaksızın beraat kararı verilebilecek durumlarda artık zamanaşımı nedeniyle düşme kararı değil sanığın daha lehine olan beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilerek yapılan incelemede; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.12.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla