Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2024/2772 E. , 2025/4717 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine mahkemece sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme netice
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2024/2772 E. , 2025/4717 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine mahkemece sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317.maddesindeki temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: Sanıklar müdafilerinin yaptığı duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94.maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299/1. gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4-1.a, 52/2-4, 53/6. maddelerine göre 18.200,00 TL adli para cezası ile mahkumiyetine, mesleğini icrasında bulunmaktan 10 ay süre ile yasaklanmasına; sanıklar ..., ..., ..., ..., ... hakkında değişen suç vasfına göre görevi kötüye kullanma suçundan verilen düşme hükümlerinin, sanıklar ..., ... ve ... müdafii, sanık ... ile mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 17.11.2022 tarihli ilâmı ile bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozma ilamına uyulması yönünde karar verilmiş ve sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, sanık ... hakkında kazanılmış hakkı gözetilerek 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddeleri uyarınca 18.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri hakkında hükümlerin bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A.Sanık ... müdafinin temyiz isteği; depremde yıkılan ... Apartmanı için müvekkilinin fenni mesullük yapmamış olduğuna, müvekkilinin bu binanın yapımındaki tek fiili proje çizimi olduğuna, bunun haricinde müvekkilinin ne taahhüt vermiş ne de yapı kullanım izin belgesi veya teknik rapor gibi bir belge düzenlememiş olduğuna, ... Apartmanında meydana gelen ölümlerden sorumluluğunun da hukuken mümkün olmadığına, müvekkilinin kusurunun bulunmadığına, eksik inceleme ile karar verildiğine, dosyada sanık olarak görünen ancak tanık olarak ifadesi alınan... kolonlarının kimin kestiğini bilmediğini ifade etmişse de bu husus yeterince araştırılmamış olduğuna, ... da sanık olarak yargılanması ve oluşacak kanaate göre hüküm verilmesi gerektiğine, bütün sanıklar için sorumluluğun aynı düzeyde kabul edilmiş olduğuna, 18.09.2015 tarihli bilirkişi raporunda müvekkilinin fenni mesullüğü kağıt üzerinde ise ölümlerden sorumlu olmayacağı, gerçekten fenni mesullük yapmışsa basit taksirle öldürme suçundan sorumlu olacağı belirtilmesine rağmen, raporun sadece müvekkili aleyhine olan kısımları hükme esas alınmış; lehe olan kısımların neden hükme esas alınmadığı gerekçelendirilmemiş olduğuna, bu yönüyle de yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğuna, herkesin aynı oranda kusurlu olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. B. Sanıklar ..., ... ve ... müdafinin temyiz isteği; eksik incelemeye, sanıkların kusurlarının olmadığına, yapı ruhsatının düzenlendiği dönemde zemin etüt raporu ve statik hesap raporunun zorunlu olmadığına, zorunlu olmayan belgeler sebebiyle müvekkillerinin sorumluluğuna gidilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, belediye görevlisi sanıklar ..., ... ve ... hakkında soruşturma izinlerinin olmadığına, binanın projeye uygun yapılmasının, denetlenmesinin fenni mesule ait olduğu, yapı ruhsatının sanıklar tarafından düzenlenmesi, denetim ve kontrol işlerinin de sanıklar tarafından yapılması anlamına gelmediğinin gözetilmediğine, alınan raporların çelişkili yetersiz olduğuna, numunelerin usulüne uygun alınmadığına, sanıkların sorumluluklarının evrak üzerinde mevzuata uygunluk incelemesinden ibaret olup, binanın yapım ve denetim aşamasında yer almadıkları, görevleri ve sorumlulukları bulunmadığından sanıkların eylemleri ile depreme dayanıksız inşa edilen binanın deprem sonucu yıkılması, kişilerin vefatı arasında uygun illiyet bağı bulunmadığına, unsurları oluşmayan müsned suçtan cezalandırma yerine beraat kararı verilmesi gerektiğine, ayrıca gerekli evrak ve raporları temin etmeden yapı ruhsatı düzenlemeleri hususunda ihmal olduğu kabul edilse dahi eylemin görevi ihmal olup zamanaşımın oluştuğuna, beraat kararı verilmesi gerektiğine, bilinçli taksirin unsurlarının da oluşmadığına, tüm sanıkların kusurlarının eşit olamayacağına, lehe hükümlerin uygulanmadığına, tüm sanıklar hakkında ayrı ayrı beraat kararı verilmesi gerektiğine, tayin edilen cezaya, kararların usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. C. Sanık ... müdafinin temyiz isteği; oluşa ve dosya kapsamındaki bilgi belgelere göre meydana gelen netice itibariyle müvekkiline atfedilecek kusurun bile tartışmalı olduğu olayda, müvekkilin ağır kusurlu kabul edilerek teşdiden cezanın belirlenmiş olmasının TCK madde 3, 22/4 ve 61'e açıkça aykırı olduğuna, depremdeki ölümler ile sanığın eylemi arasında herhangi bir illiyet bağının bulunmadığına, dava konusu binanın yapı ruhsatı 1997 yılında verilip, sanığın ise 15/11/1998 yılında ... Belediyesinde... memur olarak göreve başladığı, olaya konu apartman inşaatının Yapı Ruhsatında sanığın mzası bulunmadığı, sanığın imzasının bulunduğu Yapı Kullanma İzin Belgesi ise dönemde yürürlükte bulunan yasal mevzuata uygun bir şekilde düzenlendiğine, ayrıca sanığa ... Belediyesi tarafından görev tebliğinde yapı ruhsatı düzenleme yetkisi verilmediğine, dükkan için yapı kullanma izin belgesi verildikten sonra ilave katların yapıldığına, ... Apartmanında meydana gelen yıkımın, yapının dört kattan oluşmasından kaynakladığı gözetildiğinde kusur durumunun değişeceğine, bu nedenle müvekkilinin ilave katlardan sorumlu tutulmasının hukuken imkansız olduğuna, bu nedenle yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, Belediye Başkanlığı tarafından personel eksikliği nedeni ile uzmanlık alanı olmayan Fen İşleri Birimine görevlendirildiği, olayda sadece yapı kullanım izin belgesinde imzası olan sanığın bahse konu binanın yıkılacağını ve enkazda insanların öleceğini öngörmesinin imkansız olduğuna, binanın depreme dayanıklı halde yapılıp yapılmadığının kontrol edilip tespit edilen eksikliklerin giderilmesini sağlama görevinin fenni mesule ait olduğuna, binanın teknik ve fenni şartlara uygun yapılmasından bina müteahidinin ve yapı sahibinin de sorumlu bulunduğuna, binanın fenni ve teknik şartlara göre yapılmasından binanın dayanıklı olup olmadığının kontrolünden yapı ruhsatında imzaları bulunan belediye görevlisi sanığın doğrudan sorumluluğunun bulunmadığına, bilinçli taksirin şartlarının oluşmadığına, eksik inceleme ile karar verildiğine, unsurları oluşmayan atılı suçtan sanığın beraati yerine verilen cezanın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. D. Sanık ... müdafinin temyiz isteği; apartmanda dört değil iki kişinin öldüğüne, kararda yazılan soruşturma izni metninin hatalı yazıldığına, kusur tespitine, tüm sanıklar için aynı cezaya hükmedilmesinin adalete ve vicdana sığmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, tayin edilen cezanın çok fazla olduğuna, fenni mesulün cüzi bir para cezası ile cezalandırılmasına rağmen müvekkilinin yüksek ceza ile cezalandırılmasının haksızlık olduğuna, yıkılan binanın kaçak inşa edildiğine, bu nedenle kontrol ve yapımından sorumlu olmadığına, beraat kararı verilmesi gerekirken hakkaniyete uyulmadan orantısız ve hakkaniyetsiz ceza verildiğine, verilen cezanın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 23.10.2011 tarihinde yerel saatle 13:41 sıralarında, merkez üssü Van ili, ... ilçesinde meydana gelen ve merkez üssü Kasımoğlu köyü civarı, değeri değişik kuruluşlara göre 7,1 ile 7,3 arasında değişen, odak derinliği 19,02 km olan depremin meydana gelmesi üzerine ... Mahallesinde bulunan ... apartmanının yıkılması ve çökmesi sonucu dört kişinin öldüğü, yapılan ölü muayene işlemleri sonucu ölenlerin göçüğe (depreme) bağlı olarak öldüklerinin belirlendiği olayda; ... Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği Bölümü tarafından Temmuz 2012 tarihinde hazırlanan bilirkişi raporuna göre; Van ili, ... ilçesinde bulunan ... Apartmanı hakkında dosya üzerinden yapılan incelemeler, deneysel çalışmalar, araştırmalar ve üç boyutlu analizler neticesinde, binanın yapım yılı tam olarak bilinmemekte olup, 23.11.2011 tarihli bilirkişi raporuna göre binanın 1990 yılında inşa edilmiş olduğu, ... Teknik tarafından 02.10.1995 tarihinde hazırlanan elektrik uygulama projesi, 21.12.1995 tarihli yapı ruhsatı istek dilekçesi, 28.12.1995 tarih ve 95/186 numaralı yapı ruhsatı, muvafakat yazıları ve noter evraklarından binanın projelerinin ve inşasının 1997 yılından önce yapıldığının anlaşıldığı, dosya kapsamında apartmana ait mimari, statik ve elektrik-tesisat projeleri bulunduğu ancak, statik hesap raporları ile zemin raporlarının olmadığının belirlendiği, ... Apartmanının yapım yılına göre 1975-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik kapsamına girdiği, 23.11.2011 tarihli bilirkişi raporuna göre; binanın taşıyıcı sistemi betonarme olup, zemin ve 3 normal olmak üzere toplam 4 kattan oluştuğu, zemin katın dükkân olarak, üst katların ise konut olarak kullanıldığı, 28.12.1995 tarihli yapı ruhsatına göre bina dükkân olarak kullanılan zemin ve konut olarak kullanılan 3 normal kat olmak üzere toplam 4 kattan oluşmakta olduğu, mimari projeden binanın, zemin ve 3 normal kat olmak üzere toplam 4 kattan oluştuğu, yapı ruhsatında belirtilen zemin ve normal kat yüksekliklerinin mimari ve statik projeler ile uyumlu olduğu, ... Apartmanına ait karot numuneler üzerinde gerçekleştirilen merkezi basınç deneyi sonucunda, numunelerin ortalama basınç dayanımı 17.21N/mm2 olarak elde edilmiş olup, karot basınç dayanımlarının 8.03-22.83N/mm2 arasında değiştiği, binada dökülen betonun oldukça heterojen olduğu anlamına geldiği, elde edilen bu basınç dayanımının, 1975 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan B160 için öngördüğü minimum basınç dayanımını sağladığı, ancak, söz konusu binadan alınan karot sayısının az olması ve bina hasar resimleri değerlendirildiğinde, elde edilen ortalama beton basınç dayanımının tüm bina betonunu temsil etme olasılığının düşük olduğunun tespit edildiği, 1975-Afet Belgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğe göre bina önem katsayısının 1 olduğu, yıkılan binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırılmasında yetersizlikler olduğu, proje verilerine göre zemin kat kolon sayıları, boyutları, donatı çap ve adetlerinde farklılıklar olduğu, beton numuneleri içerisinde standart dışı büyüklükte agregalar belirlendiği, çelik donatı çubuğu örnekleri üzerinde gerçekleştirilen çekme deneyi sonucunda bahis konusu çelik donatı çubuklanndan Q14 donatı çubuğunun ilgili standardın S420 çeliği için verdiği kriterleri sağladığı, Q10 donatı çubuğunun ise ilgili standardın S420 çeliği için verdiği kriterleri sağlamadığı, proje verilerine göre yapılan analizler sonucunda sürekli temellerin, zemin emniyet gerilmesi ve kesit alanı açısından yüzde onunun yetersiz olduğunun belirlendiği, binanın yapı sahibinin ve müteahhidinin Süleyman ... olduğu ve suç tarihinden önce ölmüş olması nedeniyle hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, Mahkemece hükme esas alınan 18.09.2015 tarihli bilirkişi kurulu raporuna göre, sanıkların kusurlu olduğu kabul edilmiş, sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4-1.a, 52/2-4, 53/6. maddelerine göre 18.200,00 TL adli para cezası ile mahkumiyetine, mesleğini icrasında bulunmaktan 10 ay süre ile yasaklanmasına; sanıklar ..., ..., ..., ..., ... hakkında ise değişen suç vasfına göre görevi kötüye kullanma suçundan verilen düşme hükümlerinin, sanıklar ..., ... ve ... müdafii, sanık ... ile mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 17.11.2022 tarihli ilâmıyla; "...I-Sanık ...'nin taksirle öldürme suçundan mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik, sanık ...'nin temyizinin incelenmesinde; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ...'nin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 3194 sayılı İmar Kanunun 28. maddesinde yapının fenni mesuliyetini üzerine alan meslek mensuplarının, (fenni mesul mimar ve mühendisler uzmanlık alanlarına göre) yapının, tesisatı ve malzemeleri ile birlikte, Kanuna, ilgili diğer mevzuata, uygulama imar planına, ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere, standartlara ve teknik şartnamelere uygun olarak inşa edilmesini denetlemekle görevli olduğu, ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılması halinde durumu ruhsatı veren Belediyeye bildirmekle mükellef olduğunun düzenlendiği, ... Noterliğine ait 20/12/1995 tarih ve 07871 sayılı taahhütname ile 01.04.1996 tarihinden itibaren altı ay süre ile teknik uygulama sorumluluğunu üstlenen sanık ...'nin, fenni mesul olmaktan kaynaklanan denetim görevini yerine getirmediği, dolayısıyla binanın yıkılmasına neden olan imalat hatalarından sorumlu olduğu olayda; 1-Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde; TCK'nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, yürürlükteki kurallara uygun bir inşaat yaptırmak bakımından dikkat ve özeni göstermeyen, binadaki malzeme ve donatı yetersizliklerini denetlemeyen ikinci derecede deprem bölgesinde bulunan ... Apartmanının tamamen çökmesine ve dört kişinin göçük altında kalarak ölmesine asli kusurlu olarak neden olan sanık ... hakkında, adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan daha fazla uzaklaşmak suretiyle ceza tayini gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurularak sanık ... hakkında eksik cezaya hükmolunması, 2-İkinci derece deprem bölgesinde yıkılan ... Apartmanından alınan karot numunelerinin teknik bilirkişiler tarafından incelenmesi neticesinde; elde edilen basınç dayanımının, 1975 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan B160'ı sağladığı ancak, söz konusu binadan alınan karot sayısının az olması ve bina hasar resimleri değerlendirildiğinde, elde edilen ortalama beton basınç dayanımının tüm bina betonunu temsil etme olasılığının düşük olduğunun tespit edildiği, binanın taşıyıcı elemanların donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, binanın projelendirme, yapım ve iş bitimi aşamalarında Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelik ve İmar Kanunu esaslarına yeterince uyulmadığının belirlendiği, bu yetersizlik ve eksikliklerin binanın yıkılmasında etkili olduğu; sanığın yıkılan binanın proje aşamasında, yapım aşamasında ve iş bitimi aşamasında, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği, öngörülebilen bu netice bakımından dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranan sanık ... hakkında bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, tayin olunan cezasında 5237 sayılı TCK'nın 22/3. maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, 3-TCK'nın 53/6. maddesinde “belirli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet halinde 3 aydan 3 yıla kadar bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınabileceğine karar verilebileceğinin düzenlendiği, bir mesleğin icrasının yasaklanabilmesi için ruhsatnameye bağlı olarak yürütülmesi gerekmekte olup, inşaat mühendisi olduğu anlaşılan sanık ...'nin çalışmasının ruhsatnameye bağlı olarak yürütülen bir meslek olmadığı nazara alınmadan çalışma hürriyetini kısıtlayacak şekilde mesleğini icrasında bulunmaktan 10 ay süre ile yasaklanmasına karar verilmesi, Kanuna aykırı olup, sanık ...'nin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca tebliğnamedeki isteme aykırı olarak BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanık ...'nin kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, II-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki düşme hükümlerine yönelik sanıklar ..., ... ve ... müdafii ile mahalli Cumhuriyet savcısının temyizlerinin incelenmesine gelince; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre; sanıklar ..., ... ve ... müdafiinin sanıklar hakkında düşme kararı değil, beraat kararı verilmesi gerektiğine; mahalli Cumhuriyet savcısının ise sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1-... Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği tarafından düzenlenen Ağustos 2012 tarihli rapor ve 15/09/2014 tarihli ek rapora göre; “deprem nedeni ile yıkılan binada iş aşaması ve sorumluluk ilişkilendirilmesi” adı altında tablo hazırlandığı, söz konusu binanın yapılış tarihi itibariyle 1975 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik’e tabi olduğu, binada kullanılan betonun yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan B160’ı sağladığı ancak söz konusu binadan alınan karot sayısının az olması ve bina hasar resimleri değerlendirildiğinde, elde edilen ortalama beton basınç dayanımının tüm bina betonunu temsil etme olasılığının düşük olduğunun tespit edildiği, beton içerisinde standart dışı agregaların mevcut olduğu, zemin kat kolon sayıları, boyutları, donatı çap ve adetlerinde farklılıklar olduğu, binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu ve bu yetersizlikler dolayısıyla proje müellifleri, yapı sahibi ve müteahhidinin, teknik uygulama sorumlusunun ve belediyenin ilgili birimlerinin sorumlu olduğunun belirtildiği, ayrıca binanın iş bitimi aşamasında biten bina inşaatının projeye uygunluğunun denetlenmediği, bu nedenle belediyenin teknik uygulama yetkililerinin sorumlu olduğu sonucuna varıldığı, İnşaatın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1580 sayılı Belediyeler Kanunun “Belediyenin Vazifeleri” başlıklı 15. maddesinin 79. bendinde “İmar planlarının yapımı ve uygulanması ile yapıların inşaat ve iskan ruhsatı aşamasında, Türk Standartları Enstitüsünün ilgili standardına uygunluk sağlamak, uygulamaları denetlemek ve bütünlüğü sağlayıcı tedbirler alma” hükmünün yer aldığı; 28/12/1995 tarih ve 95/186 sayılı yapı ruhsatını düzenleyen ve kontrol eden belediye görevlilerinin ..., ..., 11/10/2002 tarih ve 2002/35 sayılı sadece dükkan katı için verilen yapı kullanma izin belgesini tetkik eden kişinin Belediye fen işleri müdür vekili sanık ... ... olduğu; yapı kullanma izin belgesinde bina mahallini tetkik eden belediye fen memurlarının sanık ... (İş), ... ve ... olduğu, 11/10/2002 tarihli yapı kullanma izni belgesinde bina mahallini tetkik eden belediye görevlilerinin ..., ... (İş) ve ..., yapı kullanma iznini tetkik eden belediye görevlisinin belediye fen işleri müdür vekili ..., onaylayan belediye görevlisinin ise belediye başkan vekili ... olduğunun belirtildiği; bina sahibi tarafından inşaatına başlanılacak yapının statik hesap raporu ve zemin etüt raporu olmadan yapı ruhsatı ile; süresi geçmiş olmasına rağmen yeni yapı ruhsatı alınmadan 28/12/1995 tarih ve 95/186 sayılı yapı ruhsatı ve eklerine uygun olmayan binanın sadece dükkan katı için yapı kullanma izin belgesi verilmesi ve inşaatın yapım aşamasında gerekli denetimlerin yapılmaması nedeniyle; 3194 sayılı İmar Kanunun “Ruhsat alma şartları” başlıklı 22. maddesindeki, “Yapı ruhsatiyesi almak için belediye, valilik bürolarına yapı sahipleri veya kanuni vekillerince dilekçe ile müracaat edilir. Dilekçeye sadece tapu (istisnai hallerde tapu senedi yerine geçecek belge) mimari proje, statik proje, elektrik ve tesisat projeleri, resim ve hesapları, röperli veya yoksa, ebatlı kroki eklenmesi gereklidir. Belediyeler veya valiliklerce ruhsat ve ekleri incelenerek eksik ve yanlış bulunmuyorsa müracaat tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir. Eksik veya yanlış olduğu takdirde; müracaat tarihinden itibaren onbeş gün içinde müracaatçıya ilgili bütün eksik ve yanlışları yazı ile bildirilir. Eksik ve yanlışlar giderildikten sonra yapılacak müracaattan itibaren en geç onbeş gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir.” hükmü ile aynı Kanunun 29. ve 30.maddelerindeki; "Yapıya başlama müddeti ruhsat tarihinden itibaren iki yıldır. Bu müddet zarfında yapıya başlanmadığı veya yapıya başlanıp da her ne sebeple olursa olsun, başlama müddetiyle birlikte beş yıl içinde bitirilmediği takdirde verilen ruhsat hükümsüz sayılır. Bu durumda yeniden ruhsat alınması mecburidir. Başlanmış inşaatlarda müktesep haklar saklıdır...", "Yapı tamamen bittiği takdirde tamamının, kısmen kullanılması mümkün kısımları tamamlandığı takdirde bu kısımlarının kullanılabilmesi için, inşaat ruhsatını veren belediye, valilik veya yeminli serbest mimarlık veya mühendislik bürolarından; 27'nci maddeye göre ruhsata tabi olmayan yapıların tamamen veya kısmen kullanılabilmesi için ise, ilgili belediye ve valilikten izin alınması mecburidir. Mal sahibinin müracaatı üzerine, yapının ruhsat ve eklerine uygun olduğu ve kullanılmasında fen bakımından mahzur görülmediğinin tespiti gerekir. Belediyeler, valilikler veya yeminli serbest mimarlık veya mühendislik büroları, mal sahiplerinin müracaatlarını en geç otuz gün içinde neticelendirmek mecburiyetindedir. Aksi halde bu müddetin sonunda yapının tamamının veya biten kısmının kullanılmasına izin verilmiş sayılır..." hükümlerine aykırı davrandıkları; binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, beton içerisinde standart dışı agregaların mevcut olduğu, kolon boyutları, donatı çap ve adetlerinde farklılıklar göründüğü, malzeme kalitesinde, binanın proje ve yapım aşamasında yetersizlikler olması ve statik hesap raporu ile zemin etüt raporu olmadan binaya ruhsat verilmesi, yapı ruhsatının süresinin dolmasına rağmen ruhsat yenilemeden belediye teknik elemanlarınca yapının süresi geçmiş olan ruhsat ve eklerine uygun olduğu ve kullanılmasından fen bakımından mahzur görülmediğinin tespiti yapılarak sadece dükkan katı için olmak üzere, 11/10/2002 tarihli yapı kullanma izin belgesinin verilmesi sonucu, binanın meydana gelen deprem nedeni ile yıkılmasında, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'ın objektif olarak var olan dikkat ve özen yükümlülüğünü öngörebilecek ve yerine getirebilecek durumda olmalarına rağmen, İmar Kanununa, 1975 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve dönem itibariyle bilim ve fennin gerektirdiği teknik şartlara aykırı davrandıkları, üzerilerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, mevcut sonucun gerçekleşmesinde etkili oldukları, bu nedenle meydana gelen ölümler bakımından sanıkların eyleminin bilinçli taksirle öldürme suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin, görevi kötüye kullanma suçu bakımından değerlendirme yapılarak, suçun zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında düşme kararları verilmesi, 2-UYAP sisteminden temin edilen nüfus kayıt örneğinde, sanık ...'ın 25.02.2022 tarihinde temyiz aşamasında öldüğü tespit edilmiş olduğundan, sanık ... hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64/1. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması..." gerekçeleri ile bozulmasına karar verilmesi üzerine Mahkemece, uyma kararı verilerek sanıkların savunmaları alınmış ve sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, sanık ... hakkında kazanılmış hakkı gözetilerek 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddeleri uyarınca 18.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR A. Sanık ... müdafinin temyiz isteminin incelenmesinde; Dairemizin 17.11.2022 tarihli bozma ilâmından sonra Mahkemece 06.07.2023 tarihli celsede sanık ...'nin savunmasının alındığı ayrıca 30.01.2024 tarihli hükmün sanığın yüzüne karşı verildiği ve hükmün açıklanmasından önce sanığa son söz hakkının da verildiği anlaşılmakla, tebliğnamede sanığın Yargıtay bozma kararına karşı diyecekleri tespit edilmeden yokluğunda karar verilerek savunma hakkının kısıtlanması gerekçesi ile bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak; ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.12.2015 tarihli ve sanık ...'nin neticeten 15.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ilk hükmün sadece sanık tarafından temyiz edildiği ve sanığın ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkı oluştuğundan, ilk hükümde sanık hakkında tayin edilen ceza miktarının infaz aşamasında gözetilmesi gerektiği dikkate alınmaksızın, sanığın neticeten 15.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi suretiyle 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesine muhalefet edilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle, ... Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hükmün (A-3) fıkrasında yer alan, "sanığın NETİCETEN 18.200,00 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA" ibarelerinin, "Bozma öncesi sanık ... aleyhine temyiz bulunmadığı gözetilerek, 1412 sayılı CMUK'un 326. maddesinin son fıkrası uyarınca 18.200,00 TL adli para cezasına ilişkin sanığın kazanılmış hakkının infazda gözetilmesine" ibareleri şeklinde değiştirilmesi suretiyle hükmün oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, B. Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... müdafilerinin temyiz istemlerinin incelenmesine gelince; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, sanıklar müdafilerinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak; Başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılı olarak açıklanan somut olayda; taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde, TCK'nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekmekte olup, dört kişinin öldüğü dava konusu olayda; 28/12/1995 tarih ve 95/186 sayılı yapı ruhsatını düzenleyen ve kontrol eden belediye görevlilerinin ..., ..., 11/10/2002 tarih ve 2002/35 sayılı sadece dükkan katı için verilen yapı kullanma izin belgesini tetkik eden kişinin Belediye fen işleri müdür vekili sanık ... olduğu; yapı kullanma izin belgesinde bina mahallini tetkik eden belediye fen memurlarının sanık ... (İş), ... ve ... olduğu, 11/10/2002 tarihli yapı kullanma izni belgesinde bina mahallini tetkik eden belediye görevlilerinin ..., ... (İş) ve ..., yapı kullanma iznini tetkik eden belediye görevlisinin belediye fen işleri müdür vekili ..., onaylayan belediye görevlisinin ise ölümü nedeniyle hakkında düşme kararı verilmiş olan belediye başkan vekili temyiz dışı sanık ... olduğunun belirtildiği; bina sahibi tarafından inşaatına başlanılacak yapının statik hesap raporu ve zemin etüt raporu olmadan yapı ruhsatı ile; süresi geçmiş olmasına rağmen yeni yapı ruhsatı alınmadan 28/12/1995 tarih ve 95/186 sayılı yapı ruhsatı ve eklerine uygun olmayan binanın sadece dükkan katı için yapı kullanma izin belgesi verilmesi ve inşaatın yapım aşamasında gerekli denetimlerin yapılmaması nedeniyle tali kusurlu oldukları anlaşılan sanıklar hakkında, ölen kişi sayısı, maddede öngörülen cezanın alt ve üst sınırı nazara alınmak suretiyle, cezada orantılılık ilkesi ile adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, benzer olaylarla karşılaştırıldığında eylem ile ceza arasındaki muvazeneyi bozacak şekilde ve orantılılık ilkesine aykırı biçimde yaptırım miktarları ile bilinçli taksir nedeniyle uygulanan artırım oranı belirlenerek sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında fazla ceza tayini, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle, ... Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.05.2025 tarihinde karar verildi.