Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2025/509 E. , 2025/6856 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/724 E., 2021/2200 K. SUÇLAR : Özel hayatın gizliliğini ihlal, özel hayatın gizliliğini ifşa suretiyle ihlal HÜKÜM : İstinaf başvurusunun kabulü ile; İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak kurulan mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖ
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2025/509 E. , 2025/6856 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/724 E., 2021/2200 K. SUÇLAR : Özel hayatın gizliliğini ihlal, özel hayatın gizliliğini ifşa suretiyle ihlal HÜKÜM : İstinaf başvurusunun kabulü ile; İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak kurulan mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (5271 sayılı Kanun) 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal ve özel hayatın gizliliğini ifşa suretiyle ihlal suçlarından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile; sanık hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun (5237 sayılı Kanun) 134/1-2.cümle, 43/2, 62 ve 53. maddeleri gereğince 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, özel hayatın gizliliğini ifşa suretiyle ihlal suçundan 5237 sayılı Kanun'un 134/2, 43/2, 62 ve 53. maddeleri gereğince 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz istemi, hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyetine dair hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanığın yapmış olduğu ses kaydı ile katılanların duygusal ilişkilerini ispatlamak amacında olması nedeniyle5237 sayılı Kanunun 134. maddesi kapsamında suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle 5237 sayılı Kanunun 223/2-a maddesi uyarınca beraatine dair hüküm kurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak; sanığın katılanlar arasında duygusal bir ilişki olduğuna dair iddiasını kanıtlamak amacıyla telefonunun ses kaydını açarak iş yerinin deposunu bıraktığı, bir süre sonra katılanların ve başka bir kadın şahsın aralarında özel hayat dair içeriği bulunmayan gündelik konuşmalar yaptığı ve bu ses kaydını katılan ...'nin yengesi ...ile katılan ...'in eşi ...a dinleterek ifşa ettiği olayda sanık hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal ve özel hayatın gizliliğini ifşa suretiyle ihlal suçlarından ayrı ayrı mahkumiyetine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, sanık tarafından yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak; İki veya daha fazla kişinin, başkalarının bilmeyeceği ve sınırlı bir dinleyici çevresi dışına çıkmayacağı yönünde haklı bir inanç ve iradeyle hareket ederek, herhangi bir aracı vasıta olarak kullanmadan, yüz yüze gerçekleştirdikleri, ancak özel bir çaba gösterilerek duyulabilecek, aleni olmayan, söze dayalı, sesli düşünce açıklamalarının, konuşmanın tarafı olmayan kişi veya kişilerce, ilgilisinin rızası olmaksızın, elverişli bir aletle (sesli bir açıklamayı kuvvetlendirerek veya naklederek onu ses alanının dışına çıkartıp doğrudan doğruya algılanabilir hale getirmeye yarayan her türlü düzenekle) dinlenmesi veya akustik olarak tekrar dinlenebilmesi imkanını sağlayan bir aletle kaydedilmesi eylemi 5237 sayılı Kanun'un 133/1. madde ve fıkrasında; En az üç veya daha fazla kişinin, yüz yüze gerçekleştirdikleri, aleni olmayan, söze dayalı düşünce aktarımlarının, söyleşinin tarafı olan kişi veya kişilerce, ilgililerinin rızası olmaksızın, bir aletle kaydedilmesi eylemi 5237 sayılı Kanun'un 133/2. madde ve fıkrasında; Elverişli bir aletle dinlenilen veya kaydedilen konuşma veya söyleşiden elde edilen bilgiler sayesinde kendi veya üçüncü kişi lehine, maddi ya da manevi yarar, yani; fayda veya avantaj sağlanması; bu bilgilerin, menfaat karşılığı olsun ya da olmasın, ilgilisi dışındaki kişi veya kişilere verilmesi ya da diğer kişilerin dolaylı olarak bilgi edinmelerinin temin edilmesi eylemi 5237 sayılı Kanun'un 133/3. madde ve fıkrasında suç olarak tanımlanmışken, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un 80. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 133/3. madde ve fıkrasında yapılan değişiklikle kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verilerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi eylemi suç olarak düzenlenmiştir. 5237 sayılı Kanun'un 133/2. madde ve fıkrasında tanımlanan söyleşiden farklı olarak, iki kişi arasında da gerçekleşebilecek olan konuşmada, konuşan tarafların, ikisi arasında geçen sözleri kaydetmesi, 5237 sayılı Kanun'un 133/1. maddesi kapsamında suç olarak tanımlanmamış olup, koşulları bulunduğu takdirde eylem, aynı Kanun'un 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabilir. 5237 sayılı Kanun'un 133/3. madde ve fıkrasında tanımlanan suç açısından, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun'un 80. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 133/3. maddesinde yapılan değişiklikten önceki düzenlemede, yukarıdaki fıkralara atıf yapıldığından, failin, konuşan tarafların dışında kalan üçüncü kişiler olduğu kabul edilmekte idi. Yapılan değişiklikten sonra, 5237 sayılı Kanun'un 133/3. madde ve fıkrasında, “kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların” kaydedilmesi suretiyle elde edilen verileri hukuka aykırı olarak ifşa eden kişinin cezalandırılacağının düzenlenmiş olmasından dolayı bu suçun failinin, konuşan tarafların dışında kalan üçüncü kişiler olduğu ve kaydedilenin de “söyleşi” değil, “konuşma” niteliğinde olması gerektiği; aksi halde eylemin, 5237 sayılı Kanun'un 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabileceği kabul edilmektedir. Bu açıklamalar ışığında sanığın, katılanların yapmış oldukları içeriği itibariyle özel hayata ilişkin olmayan konuşmayı cep telefonu ile kaydetmesi ve bu ses kaydını katılanlardan birinin eşine, diğer katılanın yengesine dinletmesi iddiasına konu olayda, 5237 sayılı Kanunun 133/1. maddesinde düzenlenen kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunu ve aynı Kanunun 133/3. maddesinde düzenlenen kayda alınan kişiler arasındaki konuşmanın ifşası suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde aynı Kanun'un 134/1 ve 134/2. maddelerindeki özel hayatın gizliliğini ihlal ve özel hayatın gizliliğini ifşa suretiyle ihlal suçlarından mahkûmiyet hükmü kurulması, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle sanığın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanunun 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kaunun 304/2-b maddesi uyarınca Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.