Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2025/5590 E. , 2025/7864 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/31 E., 2025/517 K. SUÇ : Sahte belge kullanmak HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik i
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2025/5590 E. , 2025/7864 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/31 E., 2025/517 K. SUÇ : Sahte belge kullanmak HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (5271 sayılı Kanun) 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında 2015 takvim yıllarında sahte belge kullanmak suçundan 213 sayılı Kanun'un 359/b, 5237 sayılı Kanun'un 43, 62. ve 53. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis 1 ay 15 gün cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanığın istinaf başvurusu üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesinin kararındaki mahkûmiyet hükümlerinin kaldırılmasına, sanıkların 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükümlerin onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz istemi; sanık savunmaları, tanık beyanları, katılan beyanları, vergi suçu raporları, vergi tekniği raporları ile dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanık hakkında sahte fatura kullanmak suçundan verilen beraat kararının isabetli olmadığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 2015 takvim yılında ...'nin sahte belge kullandığının tespit edildiği; sanığın da bu eyleme iştirak ettiği olayla ilgili sanık alınan savunmasında atılı suçlamayı kabul etmese de sanığın mal ve hizmet alışverişi yaptığı firmalara ilişkin vergi tekniği raporları, faturalar ve sair belgeler dosya arasına alındığı, ticari ilişkisi bulunan firmaların yetkilerinin tanık olarak dinlendiği ve bilirkişi raporu alındığı, 20.10.2022 tarihli ek raporda da mükellef sanık ... tarafından hakkında sahte fatura düzenlemekten vergi tekniği raporu bulunan ...'dan 2015 yılında alınan KDV hariç toplam 10.292.596,00.-TL tutarlı 88 adet faturanın da gerçek bir emtia alım satımına dayanmayan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359. Maddesinde belirtilen sahte faturalar olduğu, sanık ...'ın 2015 yılında bu sahte faturaların kullanılmasına iştirak ettiğinin tespit ettiği gerekçesi ile sahte belge kullanmak suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince sanığın istinaf başvurusu üzerine; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2024/11-280 Esas, 2024/279 Karar sayılı kararına göre sahte fatura düzenleme ve sahte fatura kullanma suçlarının birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar olduğu yönündeki yerleşik uygulamayı değiştirmesi karşısında, bu içtihat doğrultusunda ve anılan Kanun'un 359. maddesine, 08.04.2022 tarihli ve 7394 sayılı Kanunla eklenen 9. fıkrası çerçevesinde bütün sahte fatura düzenleme ve kullanma eylemleri için zincirleme suç hükümlerinin uygulanma şartlarının değerlendirilmesi gerektiği, sanık hakkında sahte fatura düzenlemek suçundan kurulan hükümde alt sınırdan uzaklaşıldığı ve zincirleme suç hükümlerinin de uygulandığı göz önüne alındığında bu suç yönünden beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi gerekçesi ile sanık hakkında beraat hükmü kurulmuştur. IV. GEREKÇE VE KARAR 1.Sanık hakkında 2015 takvim yılında sahte fatura kullanmak suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında, sanığın; maliye borcunun bulunması ve sicilinin bozuk olması nedeniyle kayınvalidesi ... üzerine vergi kaydı yaptırarak onun üzerinden çalışmaya başladığını, ...' nin ticari işler konusunda herhangi bir bilgisi ve yetkisi olmadığını, ondan almış olduğu vekalete istinaden işleri kendisinin yürüttüğünü, kendisinin bir olay nedeniyle vurulduğu ve üç ay süreyle faaliyetin durduğunu, o süre zarfındaki işlemlerden muhasebecisi olan .... sorumlu olduğunu beyan etmesi karşında; maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi bakımından; sanığın kullandığı faturaları düzenleyen mükellefler hakkında sahte fatura düzenlemekten dava açılmış olup olmadığının araştırılması, açıldığının tespiti halinde dava dosyaları getirtilip incelenerek bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dava dosyasına intikal ettirilmesi; faturaların gerçek alım-satım karşılığı olup olmadığının belirlenmesi yönünden mal ve para akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyeleri, teslim tesellüm belgeleri, bedellerinin ödendiğine ilişkin ticari teamüle uygun kanıtlama yeteneği olan geçerli ödeme belgeleri ve satıcının kasasına ya da banka hesabına girip girmediğinin tespiti ile mükelleflerin yeterli üretimi, mal girişi ya da stoğu olup olmadığının araştırılması; sanığın savunmasında adı geçen muhasebecinin bu olayla ilgili CMK'nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakkı hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmesi, suça konu faturaları düzenleyen şirket yetkilileri veya kişilerin tanık olarak dinlenmesi ve sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak düzenlediklerinin ve kime verdiklerinin sorulması ve toplanan tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 2. Sahte fatura kullanma suçunun herkes tarafından işlenemeyeceği, suç konusu belgeler bir vergi mükellefiyeti kapsamında, vergisel işlemde kullanılabileceğinden, suçun faillerinin ancak mükellef, vergi sorumlusu, tüzel kişilerin kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin idarecileri veya bunların temsilcilerinin olabileceği ve bu suça genel hükümlere göre iştirak edilebileceği hususları da gözetilerek, sanığın savunmasında mükelleften aldığı vekaletname ile işleri kendisinin yürüttüğünü beyan etmesi nedeniyle söz konusu vekaletnamenin dosya arasına getirtilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 3. Sanık hakkında 2015 takvim yılında 88 adet sahte faturayı kullandığı iddiası ile Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 09.11.2023 tarihli iddianamenin tanzim edildiği, sanığın 2015 yılında kullandığı ve sahte olduğu iddia edilen fatura tarihleri ve hangi beyanname türünde kullanıldığının dosya arasındaki evraktan anlaşılamaması karşısında; ilgili vergi dairesinden fatura tarihleri ve sanık tarafından hangi beyanname türünde kullanıldığı sorularak suç tarihinin belirlenmesi ve atılı eylem yönünden suç tarihi itibarıyla tabi olduğu 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin iddianamenin tanzim edildiği tarih itibarıyla dolup dolmadığının tespit edilmesi gerekliliği, 4.Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 26.02.2025 tarihli ve 2025/31 E., 2025/517 K. sayılı kararı ile "Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2024/11-280 Esas, 2024/279 Karar sayılı içtihatında özetle, 'VUK'un 359. maddesinin b fıkrasında yer alan sahte belge düzenlemek veya sahte belgeyi kullanmak suretiyle işlenen vergi kaçakçılığı suçunun seçimlik hareketli bir suç olması nedeniyle, sanığın anılan fıkra gereğince sahte belgeyi kullanmak suçundan bir kez cezalandırılması ile yetinilmesi, seçimlik hareketlerden ikisinin de birlikte icra edilmiş olmasının TCK'nın 61. maddesi gereğince temel cezanın belirlenmesinde göz önünde tutulabileceği" yönünde karar vererek, sahte fatura düzenleme ve sahte fatura kullanma suçlarının birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar olduğu yönündeki yerleşik uygulamayı değiştirmesi karşısında, bu içtihat doğrultusunda ve anılan Kanun'un 359. maddesine, 08.04.2022 tarihli ve 7394 sayılı Kanunla eklenen 9. fıkrası çerçevesinde bütün sahte fatura düzenleme ve kullanma eylemleri için zincirleme suç hükümlerinin uygulanma şartlarının değerlendirilmesi gerektiği, sanık hakkında sahte fatura düzenlemek suçundan kurulan hükümde alt sınırdan uzaklaşıldığı ve zincirleme suç hükümlerinin de uygulandığı göz önüne alındığında bu suç yönünden beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi" şeklindeki gerekçe ile beraat hükmü kurulmuş ise de; bahse konu suçların seçimlik hareketli suçlar olduğu kabul edilmesine ve suçların sübutunun gerçekleştiği belirtilmesine karşın, seçimlik hareketli suçlardan biri hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulduğu gerekçesi ile diğer seçimlik hareket edilen sahte fatura kullanma suçundan beraat kararı verilmesi hukuka aykırı ise de; Dairemizce de kabul edilen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.10.2022 tarihli ve 2022/11-153 esas, 2022/641 karar sayılı ilamında " sahte belge düzenleme ve kullanma suçlarında failin amaç ve eyleminin birbirinden farklı olması, bu farklı amaçlara ulaşmak için failin tamamen birbirinden ayrı eylemleri gerçekleştirmesi, her iki suçun konusu da vergi kanunlarına göre düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan belgeler olsa bile, bizzat düzenlediği sahte belgeyi, kendi mükellefiyetinin vergi beyanında kullanması hâli hariç olmak üzere somut olayımızda olduğu gibi, tek bir failin her iki suçu işlediğinin iddia edilmesi durumunda, kullandığı belgelerin başka bir sahte fatura düzenleyicisi tarafından hazırlanan belgeler; düzenlediği belgelerin ise kendi mükellefiyetine ya da başka mükelleflere ait belgeleri gerçeğe aykırı olarak doldurmak suretiyle tanzim ettiği veya tamamen sahte oluşturduğu ve üçüncü şahısların kullanması için verdiği belgeler olması, böyle bir durumda da sanığın düzenlediği ve kullandığı belgelerin, yani suç konularının birbirinden farklılık arz etmesi hususları birlikte göz önünde bulundurulduğunda, somut olayda sanığın, sahte belge düzenleme ve sahte belge kullanma suçlarını birbirinden bağımsız şekilde işlediği, sanığın sahte fatura kullanma ve düzenleme suçundan ayrı ayrı cezalandırılmasının yerinde olduğu kabul edilmelidir." şeklindeki belirtilen gerekçeye göre sahte belge düzenleme ve sahte belge kullanma suçlarının birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar olduğu ve bu suçların birbirine dönüşmeyeceği gözetilmeden beraat kararı verilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.11.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY YAZISI Sanığın, sahte fatura düzenleme ve kullanma eylemlerinin, 213 sayılı Kanun'un 359. maddesinin (b) fıkrasında vergi kaçakçılığı suçunun seçimlik hareketleri olarak yaptırıma bağlanmasına, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2024/11-280 Esas ve 2024/279 Karar sayılı içtihatında da özetle, “VUK'un 359. maddesinin b fıkrasında yer alan sahte belge düzenlemek veya sahte belgeyi kullanmak suretiyle işlenen vergi kaçakçılığı suçunun seçimlik hareketli bir suç olması nedeniyle, sanığın anılan fıkra gereğince sahte belgeyi kullanmak suçundan bir kez cezalandırılması ile yetinilmesi, seçimlik hareketlerden ikisinin de birlikte icra edilmiş olmasının TCK.'nın 61. maddesi gereğince temel cezanın belirlenmesinde göz önünde tutulabileceği” yönünde karar vermesine ve bu kararı ile sahte fatura düzenleme ve sahte fatura kullanma suçlarının birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar olduğu yönündeki yerleşik uygulamayı değiştirmesine karşın, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2024/11-280 Esas ve 2024/279 Karar sayılı içtihadına aykırı olacak şekilde seçimlik hareketli suçların ayrı ayrı suç olarak kabul edilmesi suretiyle aynı fiil sebebiyle sahte fatura kullanmak suçundan ayrıca hüküm kurulması yönündeki sayın çoğunluğun hükmün bozulmasına dair görüşüne katılmıyorum.