KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2015/140 E., 2015/9543 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Nisan 2015
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
344 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı şirket tarafından, borçlu ... Sağlık Hiz. Ithalat İhracat San. Ltd. Şti. hakkında ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibin kesinleşmesi üzerine yapılan haciz sırasında borçlu şirket lehine ... 24/09/2014 tarihinde dosya borcuna ferileriyle birlikte icra kefili olduktan sonra icra mahkemesine yaptığı başvuruda kefalet taahhüdünün usul ve yasaya uygun olmadığını belirterek icra emrinin iptalini talep ettiği anlaşılmıştır.
İcra kefaletinin geçersizliği nedeniyle iptali istemi, yargılamayı gerektirmesi nedeniyle genel mahkemede ileri sürülebilecek bir husus olup, şikayet yoluyla icra mahkemesine başvurularak iptali talep edilemez.
Ancak, İİK'nun 38. maddesi uyarınca icra dairesindeki kefaletler, müteselsil kefalet niteliğinde olup, ilamların icrası hakkındaki hükümlere tâbidir. Buna göre ilamlı icra takibine konu edilebilmesi, bir diğer ifade ile icra kefiline icra emri tebliğ edilebilmesi için icra kefaletinin yasada öngörülen şekil şartlarına uygun olarak yapılmış olması gerekir.
Bu nedenle de icra emri tebliği üzerine İİK'nun 16.maddesine göre şikayet yoluyla icra mahkemesine başvurulması halinde, mahkemece, TBK'nun 581 ve devamı maddeleri kapsamında icra kefalet işleminin İİK'nun 38. maddesi uyarınca ilamlı icra takibine konu edilip edilmeyeceği değerlendirilerek, ilamlı takibe konu edilemeyeceğinin belirlenmesi halinde, kefaletin geçersizliğine değil, bu kefalete dayalı olarak gönderilen icra emrinin ve varsa icra kefili sıfatı ile yapılan işlemlerin iptaline karar vermek gerekir.
Somut olayda, 31/07/2013 tarihli icra kefalet tutanağında; sorumlu olunan azami miktar ile kefalet tarihinin ve icra kefili sıfatıyla yükümlülük altına girildiğinin kefilin kendi el yazısı ile yazılmadığı görülmekte olup, bu haliyle, kefalet tutanağının, kefaletin şeklini düzenleyen Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesinde belirtilen şartlarda düzenlenmediği anlaşılmaktadır.O halde, mahkemece, şikayetçiye gönderilen icra emrinin iptaline karar verilmesi gerekirken,
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2015/140, K. 2015/9543, 13 Nisan 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama