KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2006/43 E., 2008/3351 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Mart 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
331 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıya 29.9.1997 tarihinde verdiği vekaletle avukatlığını yaptığını, masraf ve vekalet ücretlerinden bakiye tahsilatları iade etmediğini ileri sürerek, fazla hakları saklı kalarak 2.500 YTL:nin yasal faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ile yapılan 30.1.1999 tarihli ücret sözleşmesi gereğince davacı adına üç ayrı icra dosyasını takip edip sonuçlandırdığını, sözleşme gereğince kararlaştırılan % 15 oranı üzerinden vekalet ücreti ödenmediğinden hapis hakkını kullandığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 205,11 YTL.nin dava tarihinden yasal faizi ile davalıdan tahsiline , fazla isteğin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Davacı ile davalı avukat arasında yapılan 30.1.1999 tarihli ücret sözleşmesinde; işin konusunun davacıya ait olan senetlerin icra takiplerinin yapılması olduğu açıklandıktan sonra , üzerine aldığı bu işten dolayı davalı avukata tahsil edilen paranın % 15’nin ücret olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, taraflar arasındaki ücret sözleşmesinin 1136 sayılı avukatlık kanununa göre geçersiz olduğu, ancak 164/4 maddesine göre avukatın emeğine göre takip tutarları toplamının % 20’ si üzerinden vekalet ücretini hak ettiği kabul edilerek, vekalet ücreti hesaplanmış ve davalı avukatın icra dosyalarından yaptığı tahsilat tutarından mahsubu ile bakiye bedele hükmedilmiştir.
Anayasa Mahkemesi Avukatlık Kanununa 13.1.2004 tarihinde 5043 sayılı kanun ile eklenen geçici 21. maddeyi iptal ettiğinden, avukatlık ücretinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda sözleşmelerin kurulduğu tarihte yürürlükte olan Avukatlık Kanununun hükümlerinin uygulanması gerekir.
Somut olayda, taraflar arasındaki 30.1.1999 tarihli ücret sözleşmesi, ödemenin tahsil koşuluna bağlanma olması, tahsilat olmadığında ne ücret ödeneceğini kararlaştırılmaması ve hasılı davaya katılmayı öngördüğünden geçersizdir. Öyle olunca davacı avukatın ücreti sözleşme tarihinde yürürlükte olan 4667 Sayılı Yasa ile değişiklikten önceki Avukatlık Kanununun 163/son maddesi ile Avukatlık Asgari Ücret tarifesi hükümlerine göre belirlenmesi gerekir.
Mahkemece, yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya ayıkırı olup bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2006/43, K. 2008/3351, 10 Mart 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama