KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/15569 E., 2008/5980 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Mayıs 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
691 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki vekalet ücreti alacağı davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat .... ile davacı ...'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, avukat olduğunu, 30.3.2004 tarihinde davalının kendisini arayarak mevcut hukuki sorunların çözümü konusunda kendisinden yardım istediğini, bu amaçla hissedarı olduğu şirketler ve vakıf mallarının tespiti ile alacaklarının tahsili konusunda hukuki yardımda bulunmak üzere ve 120.000 dolar ücret karşılığında anlaşma sağladıklarını, vakıf ve şirket mallarının tespitini yaptırarak alacak davaları açtığını, ihtiyati tedbir kararları aldığını, davalının tutarsız davranışları ve ücretini ödememesi nedeniyle haklı olarak vekillikten istifa ettiğini bildirerek 120.000,00 YTL vekalet ücreti alacağının tahsilini istemiştir.
Davalı, davacıyı 18.6.2004 tarihli ihtarı ile haklı olarak azlettiğini savunarak davanın reddini dilemiş, karşı davası ile de davacı uhdesinde kalan miktardan şimdilik 1.000,00 YTL’nin tahsilini istemiştir.
Mahkemece, davalının ödemeye ilişkin beyanı ikrar olarak değerlendirilerek davacının vekalet ilişkisi gereğince yaptığı işlerin ayrıca değerlendirilmesi yoluna gidilmeyerek davanın kabulü ile 120.000,00 YTL’nin davalıdan tahsiline, karşı dava takipsiz bırakıldığından açılmamış sayılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki ilişki BK. 386 ve davanın maddelerinde düzenlenenen vekalet sözleşmesidir. Vekalet sözleşmesi karşılıklı güven ve saygıya dayanır. Borçlar Kanununun 390/2 maddesinde belirtildiği üzere, vekil müvekkiline karşı vekaleti iyi bir sürette yani vekaleti sadakat ve özenle ifa ve BK 392 maddesi hükmü gereği müvekkilinin talebi üzerine yaptığı işin hesabını vermekle mükelleftir.
Vekil Vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etmek, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınmak, dürüst ve açık olmak güvenini sarsıcı tutum davranışlardan kaçınmak, istendiğinde hesap vermek zorundadır. Sadakat özen, hesap vermek borcunun ihmal etmesi halinde meydana gelen zarardan vekil edenine karşı sorumlu olduğu gibi vekil edenin vekilini haklı olarak azil etmek hakkı BK. 396. maddesine göre doğar.
Azilin haklı olması halinde de Avukatlık Kanununn 174. maddesine göre avukat ücrete hak kazanamaz. Haksız azil halinde de avukat ücretin tamamına hak kazanır. Somut olayda Davacı, davalıya ait hukuki yardımda bulunduğu halde davalının kararlaştırılan vekalet ücretini ödemediğini ileri sürerek vekalet ücretinin tahsilini istemiştir.
Davalı ise davacının vekalet ücreti ve masraf adı altında kendisinden 133.000,00 YTL tahsil ettiği halde bunun sadece 17.000,00 YTL’si için makbuz verdiğini, şirket ve vakıf malları için başlattığı hukuki işlemlerden henüz sonuç alınamadığını, davacının istifa ettikten sonra istifasını geri alarak adına davalar açtığını, Tuzla Asliye Hukuk Mahkemesi kanalıyla dava açmış gibi göstererek harç hesaplaması yaptırıp mahkemece vurulmayan sahte harç alındı kaşesi basarak kendisinden 45.000,00 YTL harç bedeli aldığını, durumu araştırdığında böyle bir harcın yatırılmadığını öğrendiğini,
davacının haksız olarak kendisinden tahsil ettiği paralar hakkında hesap verip mahsuplaşma yapmadığını, eldeki dava ile ilgili olarak ... Mahkemesinden ihtiyati tedbir kararı alıp evinde haciz yaptığını, davacıyı 18.6.2004 tarihli ihtarı ile haklı olarak azlettiğini savunmuştur.
Davacı ücreti ödenmediği için haklı olarak istifa ettiğini iddia ettiğine davalıda davacının güven sarsıcı hareketlerde bulunduğu, vekaleti özen ve sadakatle yerine getirmediğini bu yüzden azil ettiğini savunduğuna göre, tarafların bu iddia ve savunmalarının araştırılarak hangisinin doğru olduğu açıklığa kavuşturulmalıdır. Mahkemece bu hususlar üzerinde hiç durulup, araştırılmamıştır. Davalının 25.6.2004 tarihli dilekçesi ile davacı avukat hakkında savunmasında geçen hususlarda ve özellikle sahte harç makbuzu ibraz ederek para tahsil ettiği yönündeki iddialar ile şikayette bulunduğu ve Beyoğlu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/88 esas, 2008/104 sayılı kararı ile
davacı avukat hakkında görevi kötüye kullanma, tehdit, şantaj, resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık, hakaret, konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından dolayı kovuşturmanın ... Ağır Ceza Mahkemesine açılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. O Halde mahkemece tarafların gösterecekleri deliller toplanarak ve bahsedilen ceza dosyasındaki deliller değerlendirilmek suretiyle azlin haklı olup olmadığı husus açıklığa kavuşturulduktan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm tesis usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Öte yandan kabul gerekçesine göre davalının ibraz ettiği 17.000,00 YTL’lik ödeme makbuzlarının hükmedilen miktardan düşülmemesi de ayrıca usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2007/15569, K. 2008/5980, 1 Mayıs 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama