KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/11950 E., 2009/2223 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Şubat 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
316 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, tapuda davalı adına kayıtlı bulunan 406 parsel numaralı taşınmazın 44 m2'lik kısmını ihale yolu ile 6.600 YTL bedelle satın aldığını, anılan taşınmazı üçüncü şahsa satacağı sırada davalının dava dışı ... ve Vergi Dairesine olan borçlarından dolayı hacizli bulunduğunu öğrendiğini, davalının borcunu ödeyip hacizleri kaldırttığını ileri sürerek 13.200 YTL'nın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının taşınmazı bilerek ve mevcut haliyle satın aldığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davaya konu taşınmazın tapu kütüğünde satış tarihi itibariyle haciz şerhinin mevcut olduğu, davacının aleni olan tapu kaydını incelemesi gerektiği ve haciz şerhini bilerek satın aldığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davaya konu taşınmazın 14.9.2006 tarihli kıymet taktir raporu ile muhammen bedelinin 6.600 YTL olarak belirlendiğinde ve belirlenen bu bedel üzerinden satıldığında satış tarihinden önce davalı belediyenin dava dışı ... ve ... Vergi Dairesine olan borçları nedeniyle hacizde bulunduğunda, davacınında ilgili kurumlara bu borçları ödeyerek hacizleri kaldırttığında ihtilaf yoktur.
İhtilaf, davacının davalı adına ödediği bu paraları davalıdan isteyip isteyemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Öncelikle belirtmek gerekirki ne davalı kurum yetkililerince hazırlanan kıymet taktir raporunda ne de 28.9.0006 tarihinde taşınmazın satışı sırasında düzenlenen akit tablosunda davaya konu taşınmaz üzerindeki haciz borçlarının alıcıya ait olduğuna dair herhangi bir hüküm yoktur. Haciz şerhine konu borç davalı satıcının borcudur.
Davacı bu borcu davalı yerine geçerek onun adına ilgili kurumlara ödemiştir. Davalı da borcundan kurtulmuştur. Hal böyle olunca mahkemece, davacının davalı adına ödediği parayı istemekle haklı olduğu kabul edilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması usül ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/11950, K. 2009/2223, 24 Şubat 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama