KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/16153 E., 2009/7043 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mayıs 2009
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
343 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı ... ile banka arasında konut kredisi sözleşmesi imzalandığını, davalının da sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, borcun ödenmemesi üzerine asıl borçlu ve kefil hakkında başlatılan takibe ise davalı tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasanın 10. maddesinin 3. fıkrasına göre, asıl borçluya başvurulup, borcun tahsili için tüm yollar denenmeden kefilden borcun ifasının istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Davacı ile asıl borçlu ... arasında imzalanan 6.12.1993 tarihli konut kredisi sözleşmesine davalının da kefil olduğu, sözleşme gereğince borcun ödenmemesi üzerine, davacı Bankanın asıl borçlu ve kefil olan davalı aleyhine başlatmış olduğu icra takibine yapılan itiraz üzerine de “itirazın iptali” istemiyle ... bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasanın 10. maddesinin 3. fıkrası “Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren asıl borçluya başvurmadan, kefilden borcun ifasını isteyemez” düzenlemesini getirmiş olup, mahkemece
anılan hüküm gereğince, asıl borçluya başvurulmadan kefilden borcun ifasının istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, 4077 sayılı yasının 10/III. maddesini değiştiren 4822 sayılı yasa, 6.3.2003 tarihinde kabul edilmiş ve anılan hüküm 14.6.2003 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Anılan maddenin ilgili hükmü ancak bu tarihten sonra düzenlenen sözleşmelerde uygulanabilir. Oysa taRaflar arasındaki kredi sözleşmesi 6.12.1993 tarihli olup, olayda 4077 sayılı yasanın 4822 sayılı yasayla değiştirilen 10/III maddesinin uygulanması olanaklı değildir. O halde mahkemece işin esası incelenerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, kefile başvurulamayacağı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/16153, K. 2009/7043, 25 Mayıs 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama