KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2015/9458 E., 2016/17621 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla
Karar Metni
388 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit değeri davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı ..., davalıdan en son 2009 yılında olmak üzere pek çok kez kömür alımı yaptıklarını, bu alımlardan kaynaklanan tüm borçlarını ödemelerine karşın daha önce verdikleri senede binaen davalı yanca aleyhlerinde haksız takibe geçildiğini ileri sürerek, takibe borçlu olmadıklarının tespiti ile kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, icra takibinde davacının 31026, 13 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin ve kötü niyet tazminatı taleplerinin ise reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacı, davalıdan alınan kömüre ilişkin borcun tamamen ödenmesine karşın haksız olarak aleyhlerine takibe geçildiğini ileri sürerek borçlu olmadığının tespiti yönünden eldeki davayı açmıştır. Davalı, davacı yanla aralarında üç adet sözleşme bulunduğunu, bu sözleşmelerden ve sözleşme dışı harici alımlardan kaynaklanan alacağın 153.107,12 TL olup, bir kısmının ödenmediğini savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, yargılama aşamasında iki kez bilirkişi raporu aldırılmış, mahkemece ikinci bilirkişi raporuna itibarla davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ne var ki, hükme esas alınan 09.05.2013 tarihli bilirkişi raporunda dosya içerisinde mevcut sözleşmelerden farklı olarak sözleşme tutarı 193.600 TL bulunmuş bu rakama nasıl ulaşıldığı ise tespit edilememiştir. Dosya içerisindeki mevcut sözleşmeler ve davalının ikrarına göre 153.420,62 TL tutarın içinde parke bordür alımına ilişkin 13.850, 25 TL tutarında faturanın da bulunmasına karşın, raporda 13.850,25 TL nin yeniden toplam tutara dahil edilmesinin nedeni açıklanmamıştır. Bu durumda hükme esas alınan raporun denetime açık yeterlilikte olmadığı ve ilk raporun hükme esas alınan rapordan farklı olduğu dikkate alındığında çelişkinin giderilemediği anlaşılmaktadır.
Buna göre; hükme esas alınan rapor denetime açık olmadığı gibi, iki rapor arasında da çelişki bulunmakla mahkemece konusunda uzman yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olacak ve raporlar arasında çelişki giderilecek şekilde rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken açıklanan hususlar göz ardı edilerek eksik incelemeye dayalı olarak verilen karar usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2015/9458, K. 2016/17621, 3 Ekim 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama