KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/5819 E., 2008/6646 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mayıs 2008
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
434 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 20.04.2006 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 07.02.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar ... ve ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemi ile 20.4.2006 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış, sözleşmedeki değere bakılarak görevsizlik kararı verilip dosya hükmü veren Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir. Davalılar davanın reddini savunmuş,mahkemece davanın kabulü ile taşınmazın davacılar adına tesciline karar verilmiş, hükmü davalılar ... ve ... temyiz etmiştir.
Davada 1.4.1992 günlü biçimine uygun düzenlenmiş gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayanılmıştır. Gerçekten, bu sözleşmede satımı vaad edilen dava konusu taşınmazın 20.000.000 TL değerinde olduğu yazılıdır. Az yukarıda söylendiği üzere dava 20.4.2006 tarihinde açılmış, mahkemeden hukuki himaye bu tarihte talep edilmiştir.
492 sayılı Harçlar Kanununun 16.maddesince “müdahalenin men’i, tescil, tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda, gayrimenkulün değeri nazara alınarak” harç alınır. Mahkemelerin görev konusunu düzenleyen HUMK.nun 1.maddesi gereğince de görev dava olunan şeyin değerine göre belirtilmiş ise görevli mahkemenin tespitinde davanın açıldığı gündeki değerin esas tutulması gerekir.
Diğer yandan taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı davalar münhasıran Sulh
Mahkemelerinin görevini tayin eden 8.madde kapsamında da değildir. Bütün bunlar dışında gerek harç sorununun, gerekse görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu tartışmasızdır. Böyle olunca mahkemenin görevi belirlenirken sözleşmede yazılı değere bakmamak eldeki davanın gayrimenkulün aynına ilişkin tapu iptali ve tescil davası olduğu düşünülerek dava konusunun davanın açıldığı gündeki değeri belirlenerek görevli mahkemeyi tayin etmek, şayet Asliye Hukuk Mahkemesi görevli ise davayı esastan karara bağlamak gerekir. Yüksek Hukuk Genel Kurulu’nun 29.3.2006 gün ve 2006/14-91-115 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Somut olayda davaya konu taşınmaz şehir merkezinde çok katlı bir binanın mesken olarak kullanılan bir bağımsız bölümünü oluşturmaktadır.Satış vaadi sözleşmesine konu edilen davalılara ait paylar bağımsız bölümün yarıdan daha fazlasını ihtiva eden kısmıdır.Hayatın olağan akışına ve bilinen inşaat maliyet durumuna göre tamamlanmış bir bağımsız bölüm dairenin dava tarihi itibariyle değerinin Asliye Hukuk Mahkemesi görev alanına gireceği açıktır.
Asliye Hukuk Mahkemesince sözleşmedeki değere bağlı kalınarak görevsizlik kararı verilmesi, temyiz edilmeden kesinleşen bu karara Sulh Hukuk Mahkemesince uyulması zorunluluğu doğurmaz.Uyuşmazlığın yukarıda belirtilen değer ölçümlerine göre Asliye Hukuk Mahkemesinin görevi kapsamında kaldığı kabulü ile görevsizlik kararı verilecek yerde görev hususunda hataya düşülerek işin esası hakkında karar verilmesi doğru değildir.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/5819, K. 2008/6646, 27 Mayıs 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama