KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/6476 E., 2008/7622 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Haziran 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
639 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.04.1996 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 13.06.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı Hazine, Aksaray, Merkez, Taşpazar Mahallesinde bulunan 376 ada 1, 347 ada 39, 40, 41 ve 1357 ada 77 parsel sayılı taşınmazların evveliyatının mera olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiştir.
Davalı ..., taşınmazların imar planı kapsamında kaldığını ve mera vasfını taşımadığını savunmuştur.
Mahkemece, 4342 sayılı Mera Kanunu’nun geçici 3. maddesindeki koşulların davalı yararına gerçekleştiğinden söz edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden dava konusu taşınmazların 24.06.1970 yılında yapılan tapulama işleminde mera olarak tespit edildiği, 01.07.2002, 0109.2003 ve 17.10.2006 tarihlerinde 3194 sayılı Yasanın 18. maddesi uyarınca imar uygulamasına tabi tutuldukları, uygulama sonucu oluşan imar parsellerinde davalı Belediyenin paydaş olduğu anlaşılmaktadır.
Danıştay 1.Dairesinin 1988/328 Esas, 1989/19 Karar sayılı mütalaası ile imar planı içindeki meraların planın onayıyla birlikte hukuki bakımdan meralık vasfını yitireceği, bu yerlerden genel hizmete ayrılanların ( yol, ..., yeşil saha, gibi ) belediye veya özel idareye bedelsiz terkini gerekeceği, imar planında genel hizmetler dışında özel mülkiyete konu olabilecek konut, sanayi ve ticaret alanı olarak belirlenmiş alanlarda kalan meralar bu vasıflarını yitirmeleri halinde Hazine adına tescili gerekeceği belirlenmiştir.
Belediye adına tescili gerekmeyen yerler belediye adına tescil edilmiş ise << Yolsuz Tescil >> olacağından Hazine her zaman bu iddia ile dava açabilir. Ne var ki, başlangıçtaki tescil işlemi yolsuz tescil olsa da 4342 sayılı Mera Kanunu’nun geçici 3. maddesi hükmü bu tür tescil işlemlerinin davalı ... adına devam etmesi olanağı sağladığından, artık burada 4342 sayılı Mera Kanunu’nun geçici 3. maddesi şartları üzerinde durulması gerekir.
4342 sayılı Mera Kanunu’nun geçici 3. maddesine göre işlem yapabilmek için;
a- Mera, 4342 sayılı Kanunun geçici 3. maddesinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği 03.05.2005 tarihi itibariyle Belediye ve mücavir alan sınırları içersinde bulunmalıdır. Zira, bu tarih itibariyle köy sınırları içersinde bulunan veya bu tarihten sonra Belediye ve mücavir alan sınırları içersine alınan meralarda bu madde hükümlerinin uygulanma olanağı yoktur.
b- Mera, 01.01.2003 tarihinden önce kesinleşmiş imar planı içersinde kalmalıdır. Bu tarihten sonra imar planı içersine alınan veya imar planı bulunmayan yerlerdeki meralarda bu madde hükmü uygulanmaz. Yasa hükmünde geçen «İmar Planından» maksat ise, her türlü ölçekteki plan yani ..., uygulama veya mevzi imar planıdır.
c- Meranın, yerleşim yeri olarak işgal edilmesi, yani bu şekilde kullanılması, yerleşim ve işgal durumunun da 01.01.2003 tarihinden önce var olması gerekir. Bu tarihten sonra işgal edilerek yerleşim yeri olarak kullanılan meralarda bu madde hükmü uygulanamaz.
d- Diğer bir koşul da; meranın, mera niteliği ile kullanılmasının teknik açıdan mümkün bulunmamasıdır.
Yukarıda belirtilen şartların varlığı duraksamasız saptanmadan Belediye ve diğer kamu ve kuruluşları adına tescil edilmiş meraların mülkiyeti bu kurum ve kuruluşlara bırakılamaz. Bu gibi yerler yasa uyarınca Hazine adına tescili gereken yerler olacağından, mahkemece 4342 sayılı Mera Kanunu’nun geçici 3. maddesi koşullarının varlığı veya yokluğu üzerinde yeterince durulmalıdır.
Bu durumda mahkemece yerinde şehir plancısı, ziraatçı bilirkişi ve harita mühendisi bulundurmak koşuluyla yeniden keşif yapılmalı, 3194 sayılı Kanunun 18. maddesi uygulama haritaları, davalı Belediyeden sağlanmalı ve bu haritalar kapsamına göre mera olan taşınmazların 01.01.2003 tarihinden önce yerleşim yeri olarak işgal edilen yerlerden olup olmadığı resmi deliller toplanarak ve bu tarihlere yakın tarihlerde çekilen ... fotoğraflarından da yararlanarak saptanmalı, öte yandan, meranın artık mera olarak kullanılmasının teknik açıdan mümkün bulunup bulunmadığı parsel bazında değil, imar planları bazında ziraatçı bilirkişiye incelettirilmeli,
HUMK.nun 366. maddesi hükmünce keşfi izlemeye olanak sağlayacak ve bilirkişi raporlarını denetlemeye yardımcı olacak sayıda fotoğraf çektirilerek dosyaya konulmalı, böylelikle ortaya çıkacak sonuca uygun bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece, tüm bu yönler bir yana bırakılarak yetersiz araştırma ve incelemeyle istem yazılı olduğu şekilde hükme bağlandığından, karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/6476, K. 2008/7622, 11 Haziran 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama