KÜNYE
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2011/14178 E., 2012/38413 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Dolandırıcılık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
436 kelime·2 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dosya içerisindeki adli sicil kaydına göre, tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında, 5237 sayılı TCK'nın 58/6.maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmamasındaki isabetsizlik, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği,fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, tanık ...'ın ticari taksisine binerek şehirde dolaşmaya başladığı, bir süre sonra taksiciye, mağdurun işlettiği kasap dükkanının önünde durmasını istediği, sanığın 100 euro para bozdurup bozduramayacağını mağdura sorduğu, bu sırada taksicinin sanığı dışarıda beklediği, mağdurun bu parayı bozduramayacağını söylemesinden sonra sanığın, "30 TL'lik et alsam bozar mısın" dediği, mağdurun bunu kabul etmesinden sonra sanığın, mağdurun paranın değerini bilmediğini söylemesi üzerine sanığın, yan taraftaki dükkandan, paranın değerini sorduğu ve 163.00 TL tuttuğunu söylediği,
sanığın elindeki euroyu mağdura vermeden, mağdurdan aldığı etten kalan bakiye 133.00 TL'yi aldığı ve "dışardaki taksicinin parasını verip onu göndereyim, geliyorum" dediği, dışarı çıkan sanığın, geldiği taksiye binerek kaçtığı, taksici ...'a da, "sen beni bekle, şurdaki avukatla görüşüp geleyim" dediği, ön kapıdan giren sanığın arka kapıdan kaçarak taksiciyi de atlattığı, böylece sanığın mağdur aleyhine hileli hareketlerle haksız menfaat temin ettiği olayda dolandırıcılık suçunun işlendiğine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK'nun 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı "kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma" nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/14178, K. 2012/38413, 4 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama