KÜNYE
(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2008/4396 E., 2008/5745 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2008
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Hakimliği
Karar Metni
452 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmal edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- KARAR -
Dava, Borçlar Kanunu’nun 97. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup; taraflar arasında adî yazılı şekilde yapılan ve 16.03.2005 tarihli sözleşme konusu asansördeki eksik işlerin masrafı davalıya ait olmak üzere davacı tarafından yapılmasına veya üçüncü kişiler aracılığıyla yaptırılmasına izin verilmesi istenme ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ve verilen karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı yöneticiye, davalı tarafından yapılan teklif, onun tarafından kabul edilmiş olmakla yanlar arasında 16.03.2005 günlü adî yazılı sözleşme kurulmuştur. (BK’madde 1.) Yanlar arasındaki bu sözleşme ise, Borçlar Kanunu’nun 355. maddesinde tanımlanan bir “eser” sözleşmesidir. Davacı, iş-eser sahibi; davalı ise yüklenicidir. Davalı, sözleşmede kararlaştırılan koşullarla asansörün yapımını ve davacıya teslimini yüklenmiştir.
Borçlar Kanunu’nun 97/I. maddesi gereğince, bir şey yapma borcunu borçlu yerine getirmezse, alacaklı, giderleri borçluya yükletilmek üzere, borcun kendisince yerine getirilmesine izin verilmesini isteyebilir; onun her türlü zarar ve ziyan davası hakkı da saklıdır. Bu Yasa hükmüne göre; alacaklının, masrafı borçluya ait olmak üzere, borcun kendisi tarafından ifasına, yani nama ifaya izin verilmesi isteminin mahkemece kabul edilebilmesi için şu koşulların birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
a)Öncelikle yanlar arasındaki sözleşmenin fesih edilmemiş yani yürürlükte olması gerekir.
b)Yüklenici, ediminin ifasında borçlu temerrüdüne düşmüş olmalıdır. (BK’nın md:106,107)
c)Nama ifaya izin, yanlar arasındaki sözleşmeye dayanılarak istenebileceğinden, borçlunun “yapma borcu” için nama ifa talep edilebilir. Yapma borcu olmayan işler için nama ifa istenemez. Nama ifaya izin istemi değerlendirilip hükümle sonuçlandırılırken mutlaka sözleşme hükümleri gözetilmeli ve karşı yanın da hakları korunmalıdır.
Mahkemece açıklanan bu yasal koşulların gerçekleşmiş olduğu saptanır ve nama ifaya izin talebi kabul edilirse; kurulacak hükümde, iznin hangi eksiklikler için verildiği ve bunların avans niteliğindeki muhtemel tamamlama giderlerinin ne olduğu, tek tek açıklanıp gösterilmelidir. Eğer istenmişse, nama ifaya izin davasında tahmini maliyet gideri de avans olarak hüküm altına alınmalıdır.
Uyuşmazlığın, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde çözümlenmesi gerekir. Somut olayda ise, mahkemece nama ifaya izin için az yukarıda özetle açıklanan yasal koşullar araştırılmadan ve yanlar arasında yeni bazı uyuşmazlıklar doğuracak biçimde ve HUMK’nın 388-389. maddelerine aykırı olarak hüküm kurulmuştur. Eksik işlerin tahmini maliyet gideri istendiği halde, bu talep hakkında da hüküm kurulmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş; yukarıda açıklanan hususlar araştırılarak, koşullarının oluşmasıyla nama ifaya izin verilmesi halinde, HUMK’nın 388-389. maddeleri hükümlerine uygun şekilde ve infazında kuşku uyandırmayacak derecede açık ve taraflara yüklenen borç ve tanınan hakları kesin bir şekilde gösterir bir karar vermekten ibaret olmalıdır.
Açıklanan nedenlerle karar bozulmalıdır.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2008/4396, K. 2008/5745, 26 Eylül 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama