KÜNYE
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2010/2557 E., 2010/7140 K.·Mahkemesi :kadastro Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Aralık 2010
Karar Metni
639 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle.
"Tarafların yüzlerine karşı 10.5.2004 günlü oturumda keşif için verilen ara kararının usulüne uygun, açık ve yeterli bulunmadığı gibi, dava konusu 157 ada 23 sayılı parsele tespitte esas alınan vergi kaydının revizyon gördüğü parsellerin kadastro tespit tutanakları ile 4753 sayılı Yasa'ya göre oluştururan toprak tevzi haritası ve belirtmelik tutanaklarının getirtilmediği, bu durum karşısında yasaya uygun bir biçimde verilmiş, bağlayıcı bir kesin önelin varlığından söz etme olanağının bulunmadığına” değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile çekişme konusu 271 ada 7, 8 ve 157 ada 23 sayılı parsellerin muris ... mirasçıları adına miras payları oranında tesciline, 271 ada 7 sayılı parsel üzerinde bulunan fenni bilirkişi rapor ve krokisinde gösterilen kömürlük, ağıl, garaj, konut, depo-mutfak şeklindeki yapıların ve ziraatçi bilirkişi raporunda belirtilen ağaçların davalı ...'a ait olduğunun, 271 ada 8 sayılı parsel üzerinde bulunan garaj, konut eklentisi, konut, garaj-depo, samanlık,
şeklindeki yapıların ve ziraatçi bilirkişi raporunda ayrı ayrı belirtilen ağaçların davalı Hilmi Kılıç'a ait olduğunun 3402 sayılı Kadastro Yasası'nın 19/2 maddesi gereğince kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş; hüküm, davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, taşınmazların tarafların ortak murisi ...'e ait olduğu, uyuşmazlığın murisin sağlığında taşınmazları oğlu davalı ...'e satıp satmadığı hususunda olduğu, taşınmazları ölene dek murisin kullandığı, zilyetliğini devretmediği, mülkiyetinin intikali için zilyetliğin devri gerektiği, davalı tarafın murisin sağlığında taşınmazların zilyetliğini devrettiğini ispat edemedikleri kabül edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır.
Dosya içinde bulunan 6.1.1977 tarihli satış senedi ile muris ... , ... mevkindeki bulunan taşınmazlar ile Cumhuriyet Mahallesindeki evi oğlu davalı ...'e sattığını beyan edip senedi imzalamıştır. Satış senedi uygulamasına göre satış senedinin 1.sırasındaki ... mevkindeki taşınmazın niza konusu 157 ada 23 sayılı, 3.sıradaki Cumhuriyet mahallesindeki taşınmazın ise niza konusu 271 ada 7 ve 8 sayılı parsellere uyduğu belirlenmiştir.
Satış senedine konu edilen 2.sırada yer alan dava dışı ... mevkindeki taşınmazın yapılan taksimde davacı ...'e düştüğüne dair davacı dışındaki ... mirasçıları 30.3.1977 tarihli taksim senedi düzenlemişlerdir. Yine 30.3.1977 tarihinde davalı ...'in murisi ...'den satın aldığı ... mevkindeki 157 ada 3 sayılı parselde davacı ...'in hiçbir hakkının bulunmadığına dair düzenlenen senet davacı ... ve davalı ... tarafından imzalanmıştır.
Mirasçı ... ve ...'e ... ve obruk tarlayı verdikleri bunun karşılığında babalarına ait arsa ve evi davalı ... ve ...'e verdiklerine dair 5.11.1976 tarihinde düzenlenen senedi davacı ve bir kısım mirasçılar imzalamışlardır. 28.1.1979 tarihli davacı ... ile davalı ...'in imzaladığı ...'e arbuk mevkindeki tarla verip karşılığında muris ...'den kalan ev, ahır, samanlık ve arsayı davalı ...'in aldığına dair anlaşma senedi düzenlenmiştir.
Düzenlenen bu senetlerde imzası bulunanlar, senetler hakkında tanık sıfatıyla dinlenmemişlerdir.
Uyuşmazlık, murisin sağlığında 6.1.1975 tarihli senet ile taşınmazları davalılara temlik edip etmediği ve zilyetliğini devredip etmediği, murisin ölümünden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde terekesinin taksim edilip edilmediği ve davacı ile davalılar arasında düzenlenen senetlerin davalı tarafa bir hak bahşedip etmeyeceği hususlarında olup, bu yönde yapılan araştırma ve inceleme yeterli bulunmamaktadır.
Doğru sonuca varılabilmesi için taşınmazlar başında yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, senetlerde imzası bulunan tüm senet tanıkları ve tespit bilirkişilerinin katılımı ile keşif yapılmalıdır.
Satış senetleri uygulanarak yerel bilirkişiler, tanıklar ve senet tanıklarından senetler gereğince zilyetliğin devredilip devredilmediği, muris ... ile davalıların ölene dek aynı evde oturup oturmadıkları, bu nedenle taşınmazları birlikte kullanıp kullanmadıkları, 6.1.1975 tarihli satış senedinin geçersiz bulunması halinde murisin ölümünden sonra terekesinin yöntemince taksim edilip edilmediği,
taksim ve anlaşma senetleri ile davacının taşınmazlara karşılık başka taşınmaz alıp almadığı hususları sorularak saptanmalı, senetlerin kapsamları, geçerlilikleri, hukuki değerleri kesin olarak belirlenmeli, beyanlar arasındaki çelişki yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, davacının imzası bulunan senetlerin kendisini bağlayıp bağlamayacağı hususu düşünülmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2010/2557, K. 2010/7140, 6 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama