KÜNYE
16. Hukuk Dairesi 2016/11835 E., 2019/5335 K.·Mahkemesi :kadastro Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2019
Karar Metni
417 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
Kadastro sırasında ... İli/... İlçesi/... Köyü çalışma alanında bulunan 359 ada 3 parsel sayılı 1.379,73 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın reddine, çekişmeli 359 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, 2644 sayılı Kanun'un 21. maddesine göre, yolların içinde bulunduğu tüzel kişi adına tescil edilebileceğinin düzenlendiği, dava konusu taşınmazın öncesinde Hazine mülkiyetinde bulunmadığı, 31.12.1995 tarihli muhtarlık onaylı karar defterinde yol fazlalığı olarak davalıya satıldığı, köy tüzel kişiliği ile eklemeli olarak davalı yararına Kadastro Kanunu'nun 14. maddesindeki şartların oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır.
Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, taşınmazın davalıya kullandırıldığını ve bunun karşılığında ecrimisil tahsil edildiğini, bu haliyle davalının yaptığı ecrimisil ödemeleriyle devletin mülkiyet hakkını tanıdığını ve kendisinin şagil olduğunu kabul ettiğini belirterek, davalı yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle taşınmazın Hazine adına tescili isteminde bulunmuştur.
Davalı ... da, taşınmazı 1995 yılında satın aldığını, ancak Hazine görevlilerinin taşınmazın Hazineye ait olduğunu söylemeleri üzerine ecrimisil ödemesini yaptığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Keşifte dinlenen yerel bilirkişiler, tespit bilirkişileri ile davacı tanığı, davalının dava konusu taşınmazı 20 yıldır ev olarak kullandığını, taşınmazın öncesinde boş arazi niteliğinde bulunduğunu; senet tanıkları ise, taşınmazın köy muhtarlığı tarafından ihale usulüyle davalıya 31.12.1995 tarihinde satıldığını beyan etmişler, 31.12.1995 tarihli köy karar defterinde de davalıya satılan dava konusu taşınmazın niteliğinin “yol fazlalığı” olduğu belirtilmiştir.
Dosya kapsamından, davalının yasal tazyik altında kalmadan 1999 yılından 2008 yılına kadar Hazineye ecrimisil ödediği anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının ecrimisil ödemesi, Hazinenin üstün mülkiyet hakkını kabul ettiği ve asli zilyet olmadığı anlamına gelmektedir. Öte yandan, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan zilyetlikle iktisap edilebilir nitelikteki yol fazlası boşluk olan taşınmazı, köy tüzel kişiliğinin satış yetkisi yoktur.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2016/11835, K. 2019/5335, 18 Eylül 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama