KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2009/3230 E., 2009/5410 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Eylül 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
439 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde, davalı Türkiye Genel Sigorta A.Ş vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili dava dilekçesinde, davalıların işleteni-sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın neden olduğu kaza sonucunda müvekkillerinin desteği ...’un hayatını kaybettiğini, davalı ... tarafından kısmi ödeme yapıldığını ileri sürerek, bakiye tazminat alacakları olan toplam 8.000,00 YTL’nin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini istemiştir.
Davalı Türkiye Genel Sigorta A.Ş vekili, müvekkilinin ödeme yaptığını, kanıtlanan maddi tazminattan poliçe limiti ile sorumlu olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsünün % 20 oranında kusurlu olduğu, sigorta şirketince davacılara kısmi ödeme yapıldığı gerekçesi ile, davanın kısmen kabulüne, bilirkişi raporu doğrultusunda 5.487,40 YTL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı Türkiye Genel Sigorta A.Ş vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Davalı ... yönünden temerrüt tarihi Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları`nın B-2-b maddesi uyarınca rizikonun,
bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü sonrasıdır. Somut olayda davacı tarafından sigorta şirketine hangi tarihte ihbarda bulunduğuna ilişkin kanıt sunulamamıştır.
Ancak, sigorta şirketi kendisine yapılan ihbar üzerine davacılara 07.03.2006 tarihinde ödeme yaptığına göre bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, davacı vekilinin talebi kısmen kabul edildiğine göre, davalı yararına, reddedilen tazminat miktarı üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu husus gözardı edilerek karar verilmesi doğru değil bozma nedenleri ise de, bu yanılgıların giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün, HUMK’nun 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2009/3230, K. 2009/5410, 15 Eylül 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama