KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2011/10396 E., 2012/4588 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.332 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili davalı şirkete kasko sigortalı müvekkiline ait aracın trafik kazasında hasarlandığını, karşı aracın sürücüsünün kusurlu olduğunu karşı araç sürücüsünün kavga çıkarmaya çalışması elkol hareketleri ile müvekkilinin üzerine yürümesi üzerine müvekkilinin olayın büyümemesi için aracını bırakarak olay yerinden ayrılarak kaza mahallinde bulunan sitedeki evine gittiğini, ertesi gün karakola müracaat ettiğini, alkollü olmadığına dair rapor düzenlendiğini,
diğer sürücünün beyanı üzerine müvekkili hakkında Didim Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2010/141 esas sayılı dosyasında alkol ve uyuşturucu maddenin etkisi altındayken araç kullanmak ve taksirle yaralamaya sebebiyet vermek suçundan açılan davada müvekkilinin beraatine karar verildiğini o dosyada karşı aracın sürücüsününde taksirle yaralamaya sebebiyet vermek suçundan beraat ettiğini, hükmün kesinleştiğini ispat yükünün davalıda olduğunu,
kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelidiği hususunu davalının ispat etmesi gerektiğini belirterek şimdilik 12.000 TL zararının 19.3.2010 temerrüt tarihinden işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiş, 13.5.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 3.000 TL daha artırarak toplam 15.000 TL.nın aynı tarihten işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili davacı sigortalının ihbar yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmediğini, sigorta ve tazminat hukuku çerçevesinde hasarın teminata dahil olup olmadığının tetkik ve tesbitini engellediğini, olay yerinden ayrıldığını, alkol kontrolüne olayın ertesi gün gittiğini, poliçeden kaynaklanan haklarının zayi olduğunu, ispat yükünün yer değiştirdiğini, sulh ceza mahkemesinde şikayetten vazgeçme ve delil yetersizliği nedeniyle davacı hakkında beraat kararı verildiğini, sigorta hukuku açısından eldeki dosyada inceleme yapılması gerektiğini, temerrüde düşürülmediklerini avans faizi isteneyeceğini karşı aracın sürücüsünün davacının ayakta duramayacak kadar alkollü olduğunu ifade ettiğini hasarın teminat dışında kaldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 15.000 TL tazminatın 12.000 TL.sının 19.3.2010 tarihinden bakiye 3.000 TL.sının 13.5.2011 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, kasko sigorta sözleşmesine dayanılarak sigorta şirkete hakkında açılan alacak istemine ilişkindir. 2918 sayılı KTK.nun 48.maddesinde akollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasal olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97/1 maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra bu konu ile ilgili olan "b-2" bendinde; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı, 0,50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.
Öte yandan Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.5.5 maddesinde; taşıtın KTK uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların, kasko poliçe teminatı dışında olduğu belirtilmiştir.
Bununla birlikte Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5 maddesinin dayanağını teşkil eden KTK.nun 48.maddesinin arayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup aynı maddenin 2.fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97.maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve mütakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0,50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.
O halde hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücüsünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücüsünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK.nun 1281.maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından mahkemece nöroloji uzmanı hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine, aksi halinde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir.
(YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840. YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18. YHGK 14.12.2005 gün ve 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Somut olayda davacı sürücü kazadan sonra aracının kaza yerinde bırakarak gittiği için alkol testi yapılamamış, 4.2.2010 tarihli saat 20.00'de düzenlenen kaza tesbit tutanağında davacı sürücüye kavşaklarda geçiş önceliğine uymadığından asli, karşı aracın sürücüsüne araçların hızını kavşaklara yaklaşırken azaltmamak kuralını ihlalden tali kusur verilmiştir. Davacı olayın ertesi günü 5.2.2010 tarihinde saat 10.15'te Didim Devlet hastanesinden verilen rapora göre alkolsüzdür.
Davacı karşı aracın sürücüsü ... ile aralarında öncesine dayanan husumet bulunduğunu, kazadan sonra Selahattin'in üzerine gelerek el kol hareketleri ile kavga çıkarmaya çalıştığını kendisinin yalnız olduğunu, karşı araçta 3 kişi bulunduğunu kavgaya mahal vermemek için jandarma görevlilerinin de gecikmesi nedeniyle aracını olay yerinde bırakarak aynı yerde bulunan sitedeki evine gittiğini belirterek olay yerinden ayrılma sebebini bu şekilde açıklamıştır.
Karşı aracın sürücüsü, kazanın akabinde jandarma görevlilerine verdiği ifadesinde davacının olay anında ayakta durmakta zorlanacak kadar alkollü olduğunu, sonrasında ortadan kaybolduğunu beyan etmiş, bu araçta bulunan yabancı turistlerin ifadelerinde davacının alkollü olup olmadığı hakkında beyanlarına rastlanmamıştır.
Davacı hakkında Didim Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/141-1067 sayılı dosyasında taksirle yaralamaya sebebiyet vermek ve alkolün etkisi altındayken araç kullanmak suçlarında dava açılmış savunma tanıkları Sezai Gün ile Ertan Arık davacı ile onun işyerinde birlikte oturup çay içtiklerini, saat geç olunca sanıktan kendilerini evlerine bırakmasını istediklerini sanığın kendilerini eve bırakıp dönerken kaza yaptığını, sanığın birlikte oldukları zaman içinde alkol almadığını alkollü bir vaziyette de olmadığını ifade etmişlerdir.
Didim Sulh Ceza Mahkemesi 11.11.2010 tarihli kararı ile sanık (davacı) ...'nin alkolün etkisi altında iken araç kullanmak suçunu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle beraatine, taksirle yaralamaya sebebiyet vermek suçundan şikayetten vazgeçme nedeniyle davanın düşürülmesine karar verilmiş hüküm temyiz edilmeden kesinleşmiştir.
Bu dosyada sürücülerin kusur durumlarının tesbiti hususunda alınan 22.9.2010 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda davacı sürücü ...'nın kavşaklarda geçiş önceliğine uymadığından asli, karşı aracın sürücüsü Selahattin Güzel'in kavşaklara yaklaşırken hızını azaltmaması davacı aracının farkettiğinde etkin fren tedbirine başvurmaması nedeniyle tali kusurlu olduğu tesbit edilmiştir.
Eldeki dosyada davacı vekili 10.11.2010 tarihli delil listesini sunduğu dilekçede sulh ceza mahkemesinde dinlenen tanıklarla birlikte 4 kişiyi tanık olarak bildirmiş, 9.2.2011 tarihli dilekçesinde tanıklardan Sezai Gün ile Ertan Arık'ın ceza dosyasında dinlendiklerini, oradaki ifadelerinin yeterli olduğunu, diğer tanıklarının da dinlenilmesinden vazgeçtiklerini belirtmiş davalı vekili 14.2.2011 ve 18.5.2011tarihli dilekçelerinde davacı tarafından bildirilen tanıkların dinlenmesini daha sonra nörolog, sigorta hukukçusu ve makina mühendisi bilirkişi kurulundan rapor alınmasını talep etmiştir.
Mahkemece davalı vekilinin bilirkişi incelemesi talebinin reddine, karar verildikten sonra karşı aracın sürücüsünün beyanı dışında davacının alkollü olduğuna dair delil olmadığı o sürücününde sulh ceza mahkemesinde taksirle yaralamaya sebebiyet vermek suçundan sanık sıfatı ile yargılamadığı davalı sigortacının davacının alkollü olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne hükmedilmiştir. 1086 Sayılı HUMK.nun 307.maddesi ile 6100 sayılı HMK.nun 196.maddesi gereğince "delil gösteren taraf karşı tarafın açık izni olmadıkça o delile dayanmaktan vazgeçemez"
Bu durumda mahkemece davacı tarafından 10.11.2010 tarihli dilekçede bildirilen tanıkların masrafı davalı tarafça karşılanmak üzere usulen dinlenilmesi, tanık beyanlarına göre davacının alkolsüz olduğunun belirlenmesi halinde şimdiki gibi davanın kısmen kabulüne, davacının olay anında alkollü olduğu yönünde şüphe, kanaat oluşması halinde bir nöroloji uzmanı ve iki trafik uzmanı (kusur konusunda uzman) bilirkişilerden oluşacak bilirkişi kurulundan olayın oluş şekli, yol, hava, gün durumu, tanık beyanları.
Didim Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/-141-1067 sayılı dosyası kaza tutanağı ve dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek sürücülerin kusur durumları ile kazanın mühhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediği başka unsurlarında kazanın meydana gelmesinde etkili olup olmadığının tesbiti yönünden ayrıntılı gerekçeli denetime elverişli sulh ceza mahkemesi dosyasında kusur hususunda alınan Adli Tıp Kurumu raporunda irdelendiği rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2011/10396, K. 2012/4588, 12 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama