KÜNYE
2. Ceza Dairesi 2021/9886 E., 2023/4133 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Temmuz 2023
Karar Metni
751 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
...
MAHKEMESİ
Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI
2016/150 E., 2016/488 K.
SUÇ
Karşılıksız yararlanma HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi uyarınca temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.03.2016 tarihli ve 2016/688 Esas Numaralı iddianamesi ile sanık hakkında; kaçak elektrik kullandığından bahisle karşılıksız yararlanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 163/3, 58/1 ve 53/1. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Zonguldak 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.07.2016 tarihli ve 2016/150 Esas, 2016/488 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında karşılıksız yararlanma suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan kurum vekilinin temyiz talebi; dosya kapsamında yer alan deliller birlikte değerlendirildiğinde sanığın ceza alması gerektiği gözetilmeden beraat kararı verilmesinin yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanık hakkında elektrik sayacının devre dışı bırakılarak enerji kullandığına ilişkin karşılıksız yararlanma suçunu işlediğine ilişkin dava açılmışsa da; sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, yeterli, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden beraat kararı verilmesi gerektiği Yerel Mahkemece kabul edilmiştir. 2. Sanık üzerine atılı suçlamayı inkâr etmiştir. 11.09.2015 tarihli Kaçak Elektrik Teslim Tutanağı, 30.06.2016 tarihli Keşif Tutanağı, 08.07.2016 tarihli Bilirkişi Raporu dava dosyasında mevcuttur.
IV. GEREKÇE
Dosya kapsamına göre; 11.09.2015 tarihli kaçak elektrik tespit tutanağında abone veya temsilci kısmının ad-soyad bölümünde sanığın adının yazıldığı, ancak tutanağı ...'ın imzaladığı, sanığın “sayacı devre dışı bırakarak kaçak elektirik kullandığının” tespit edildiğinin belirtildiği, sanığın savunmasında üzerine atılı suçu işlemediğini, suça konu evin amcası ...'a ait olduğu, ancak babasının kullandığını, babasının ölmeden önce kaçak elektrik bağlantısı yaptığını buna ilişkin de daha önceden işlem yapıldığını, kaçak elektrik kullanmadığını, kardeşi ...ile husumetli olduğunu beyan ettiği anlaşılmakla;
1.UYAP'tan yapılan kontrolde sanığın babasının suç tarihinden sonra 06.11.2015 tarihinde öldüğü görülmekle, suç tarihi itibariyle söz konusu konutu kimin kullandığına dair bir araştırma yapılmadığı dikkate alınarak, öncelikle sanığın savunmasının doğruluğunu tespite yönelik, tapudan söz konusu evin kime ait olduğu tespit edilip, ayrıca komşulardan, muhtardan da sorulmak suretiyle gerekirse ilgili kişiler tanık sıfatı ile dinlenerek ve kolluk marifetiyle de araştırılarak tereddüde yer vermeyecek şekilde suç tarihinde söz konusu evi kimin kullandığı sorulup tespit edilerek,
söz konusu tutanakta imzası bulunan ...'ın sanıkla husumeti olup olmadığı araştırılıp, tutanak tanıkları dinlenerek, aynı konutla ilgili daha önce de kaçak elektrik kullanmaktan işlem yapılıp yapılmadığı da belirlendikten sonra sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
2.Sanığın suça konu sayacın bulunduğu konutta ikamet ettiğinin ve kaçak elektrik kullandığının tespiti halinde;
6352 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında 5237 sayılı Kanun'un 163/3. ve 168/5. maddelerine göre soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp,
sanığa miktar da belirtilip usulüne uygun süre verilmek suretiyle “bilirkişinin hesapladığı kurumun vergili ve cezasız gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiği ve bildirim sonrası verilen sürede kurumun gerçek zararı soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi halinde bu bir dava şartı olduğundan aynı Kanun'un 168/5. maddesine göre kamu davasının açılamayacağı ve eğer soruşturma aşamasında bu ihtar işlemi yapılmamış olmasına rağmen sanık tarafından kovuşturma aşamasında katılan kurumun zararının tamamen karşılanması
halinde bu ödemenin soruşturma aşamasında yapılmış gibi kabul edilerek sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden düşme kararı verilmesi gerekeceği, somut olayda da bu yapılmamış olduğu, ancak kovuşturma aşamasında bilirkişi raporu alındığı ve bilirkişi raporunda belirtilen zararı sanığın ödemediği anlaşılmış ise de; dosyada mevcut 08.07.2016 tarihli Bilirkişi Raporunda katılan kurumun zararının cezasız ve vergisiz hesaplandığının anlaşılması karşısında;
katılan kurumun vergili ve cezasız gerçek zararının yeniden bilirkişiye hesaplattırılıp, tespit edilen zararın yukarıda izah edilen şekilde sanığa usulüne uygun bildirimde bulunulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2021/9886, K. 2023/4133, 6 Temmuz 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama