KÜNYE
2. Ceza Dairesi 2023/14352 E., 2024/4852 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mart 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2022/1052 E., 2022/921 K.
- Şikâyetçi
- ...
- Suç
- Hırsızlık
- Hüküm
- İstinaf başvurusunun esastan reddi
- Tebliğname görüşü
- Bozma
Karar Metni
501 kelime·3 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü; 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin “Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.” ve aynı Kanun’un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin teşebbüs koşullarının oluştuğuna ve etkin pişmanlık hükümlerinin sanığa hatırlatılmadığına ilişkin olduğu belirlenerek anılan sebeplere yönelik yapılan incelemede;
1. 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, İstanbul 39. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.02.2020 tarihli ve 2020/38 Esas, 2020/112 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 01.04.2020 tarihli ve 2020/1121 Esas, 2020/819 Karar sayılı kararı ile özetle "...
Cezayir uyruklu olan ve yakalandığında pasaport numarası tespit edilen sanığın varsa pasaport aslının cezaevinde olması halinde buradan celbi ile kimlik bilgilerinin doğrulanması, pasaport aslı temin edilemediğinde nüfus kaydı ya da pasaportu veya kimlik bilgilerini içerir bir belgenin onaylı bir suretinin ve adli sicil kaydının Adalet Bakanlığı'nın Genelgeleri doğrultusunda İnterpol Daire Başkanlığı aracılığı ile getirtilip bu kimlik bilgileri ve adli sicil kaydına göre hüküm kurulması..." nedeniyle hükmün bozulmasına karar verildiği,
ancak verilen bu bozma kararının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı gözetilerek.
İstanbul 39. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.02.2022 tarihli ve 2020/160 Esas, 2022/35 Karar sayılı kararı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 01.04.2020 tarihli ve 2020/1121 Esas, 2020/819 Karar sayılı kararlarının hukukî değerden yoksun ve yok hükmünde olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi,
2. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142. maddesinde 6545 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 14.10.2021 tarihli, 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun'un 150/3. maddesi uyarınca sanığın savunmasının kendisine atanan müdafi huzurunda alınması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-h maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2023/14352, K. 2024/4852, 25 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama