KÜNYE
2. Ceza Dairesi 2023/21548 E., 2024/4590 K.·İnceleme Konusu Kanun Yararına Bozma Yoluna
- Karar tarihi
- 20 Mart 2024
- İncelenen kararların mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2012/204 E., 2012/917 K. 2016/69 E., 2016/384 K.
- Şikâyetçi
- ...
- Hükümlüler
- ..., ...
- Suç
- Mala zarar verme
- Kararlar
- Mahkûmiyet
- Başvuran
- Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
- Tebliğname görüşü
- İlgili kararın kanun yararına bozulması
Karar Metni
586 kelime·3 dk okuma·3 bölüm
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.07.2023 tarihli ve KYB-2023/63133 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
" Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 25/09/2018 tarihli ve 2016/8681 esas, 2018/11178 karar sayılı ilamında yer alan "...Sanığın, müştekiye ait motosikleti çalmak amacıyla direksiyon kilidini kırması şeklinde gerçekleşen eyleminde, hırsızlık suçunun konusu olan motosiklet ile mala zarar verme suçunun konusunun aynı olması ve korunan hukuki yararın tek olması karşısında;
ayrıca mala zarar verme suçunun oluşmayacağı gözetilmeden bu suçtan beraati yerine, mahkumiyetine karar verilmesi,...Bozmayı gerektirmiş" şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, suç tarihinde sanıkların aynı fikir ve eylem birliği içerisinde üzerinde bulundurdukları bıçak yardımı ile müştekiye ait otomobilin depo kapağı kilidi ile bagaj kapağı kilitlerini bozmak suretiyle kapısını açarak içerisine girdikleri, sonrasında aracın elektrik kablolarının uçlarını kesmek suretiyle düz kontak yaparak çalıştırdıkları ve bahse konu aracı hırsızladıktan sonra ...
Market isimli iş yerine gittikleri ve orada bulunan markete ait malları hırsızlayıp bahse konu aracı terk ettikleri, bahse konu markette yapılan hırsızlık olayı ile ilgili ayrı bir soruşturmanın yürütüldüğü gözetilerek incelenen somut olayda, Mahkemesince hırsızlık suçunun yanı sıra ayrıca mala zarar verme suçundan da sanıklar hakkında mahkûmiyet kararı verildiği anlaşılmakta ise de, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan mala zarar verme eyleminin bir bütün olarak hırsızlık suçu kapsamında kalacağı, ayrıca mala zarar verme suçunu oluşturmayacağı gözetilmeden,
sanıkların beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309/4. maddesinin (d) bendinin; “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir.
2. Hükümlülerin aynı fikir ve eylem birliği içerisinde üzerinde bulundurdukları bıçak yardımı ile şikâyetçiye ait otomobilin depo kapağı kilidi ile bagaj kapağı kilitlerini bozmak suretiyle kapısını açarak içerisine girdikleri, sonrasında aracın elektrik kablolarının uçlarını kesmek suretiyle düz kontak yaparak çalıştırdıkları ve bahse konu aracı hırsızladıktan sonra ...
Market isimli iş yerine gittikleri ve orada bulunan markete ait malları hırsızlayıp bahse konu aracı terk ettikleri, bahse konu markette yapılan hırsızlık olayı ile ilgili ayrı bir soruşturmanın yürütüldüğü gözetilerek incelenen somut olayda hırsızlık suçunun yanında mala zarar verme suçundan da mahkûmiyet hükmü kurulmuş ise de.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.01.2014 tarihli ve 2013/2-686 Esas, 2014/19 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; hırsızlık suçunun konusu ile mala zarar verme suçunun konusunun aynı olması ve korunan hukuki yararın tek olması karşısında; ayrıca mala zarar verme suçunun oluşmayacağı, eylemin bir bütün olarak hırsızlık suçunu oluşturacağı anlaşılmıştır.
3.5271 sayılı Kanun’un 223/2. maddesinin (a) bendi uyarınca hükümlülerin beraatine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla mahkûmiyet hükümleri kurulması, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
III. KARAR
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2023/21548, K. 2024/4590, 20 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama