İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2023/22136 Karar: 2026/4598 Tarih: 2026

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/22136 K.2026/4598

2. Ceza Dairesi 2023/22136 E. , 2026/4598 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1412 E., 2023/1497 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından veri

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2023/22136 E. , 2026/4598 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1412 E., 2023/1497 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından veri

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2023/22136 E. , 2026/4598 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1412 E., 2023/1497 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin, suçun gece vakti işlendiğine dair yeterli delil bulunmadığına, TCK'nın 143. maddesinin uygulanmaması gerektiğine, bu hususta ek savunma hakkı verilmediğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Dosya kapsamından ve UYAP'tan yapılan incelemede, katılan şirket çalışanlarınca 04.12.2015 günü saat 19.43'te ve 20.29'da olmak üzere iki defa şirket çalışanı sanık tarafından 20.000 adet karton bardağın fabrika dışına çıkarıldığı güvenlik kamera görüntülerinden tespit edilip, 30.12.2015 tarihinde kolluğa müracaatta bulunulduğu, katılan şirket çalışanı ve sanığın ifadelerinde, son olay olan 04.12.2015 tarihli olaydan daha önceki tarihlerde de benzer eylemlerin gerçekleştirildiği beyan edildiğinden, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca, son eylemle ilgili dava açılacağından, dosyanın sürüncemede kalmaması gerekçesiyle, 04.12.2015 tarihinden önce değişik tarihlerde gerçekleştirilen eylemler ile ilgili soruşturma evrakının 25.11.2016 tarihinde tefrikine karar verildiğinin görüldüğü, temyize konu davadan önce başka dava açılıp açılmadığının tespiti amacıyla UYAP'tan yapılan incelemede, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının 25.11.2016 tarihli ve 2015/11437 soruşturma sayılı, 2016/2914 Esas sayılı iddianamesiyle, sanık hakkında suç tarihi 04.12.2015 yerine maddi hata ile 30.12.2015 (müracaat tarihi) olarak belirtilerek, sanığın katılan şirketten 20.000 adet karton bardak çalması eylemiyle ilgili olarak kamu davası açıldığı, Silivri 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.06.2017 tarihli ve 2016/485 Esas, 2017/289 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında gece vakti nitelikli hırsızlık suçundan mahkumiyet hükmü kurulduğu ve hükmün 12.10.2017 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı; temyize konu davada ise, tefrik kararından sonra Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının 08.10.2017 tarihli ve 2016/10347 soruşturma sayılı, 2017/2453 Esas sayılı iddianamesi ile, sanık hakkında, 04.12.2015 tarihinden önce bilinmeyen değişik tarihlerde 2-3 defa katılan şirketten 2000-3000 adet karton bardak çalması eylemiyle ilgili kamu davası açıldığı, İlk Derece Mahkemesinin 04.03.2021 tarihli ilk kararında, suç tarihi "2015" olarak belirtilerek sanığın farklı zamanlarda birden fazla kez hırsızlık suçunu işlediği kabulüyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h, 43/1, 62. maddeleri uyarınca 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezasına hükmedildiği, o yer Cumhuriyet savcısının aleyhe istinaf istemi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin 22.02.2022 tarihli ve 2021/1057 Esas, 2022/342 Karar sayılı bozma kararında, (temyize konu davadaki iddianamenin, 04.12.2015 tarihli eylemden önceki tarihli diğer eylemlerle ilgili açıldığı göz ardı edilerek) sanığın 04.12.2015 tarihinde aynı suç işleme kararı ile iki kez hırsızlık suçunu işlediği, olay tarihi öncesindeki eylemlerle ilgili ayrı tahkikatın bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği, etkin pişmanlık hükümleri ile ilgili zarar tespiti ve ödeme yeri belirlenmesinin gerektiği ve suçun gece vakti işlendiğinin gözetilmemesi gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, bozma üzerine İlk Derece Mahkemesinin 02.03.2023 tarihli ikinci kararında, sanığın 04.12.2015 tarihinde iki kez gerçekleştirdiği eylem nedeniyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h, 143, 43/1, 168/2, 62. maddeleri uyarınca 3 yıl 10... gün hapis cezasına hükmedildiği belirlenmiştir. 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Silivri 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.03.2021 tarihli ve 2017/667 Esas, 2021/181 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik o yer Cumhuriyet savcısının istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin, 22.02.2022 tarihli ve 2021/1057 Esas, 2022/342 Karar sayılı kararı ile “TCK'nın 168. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin eksik inceleme ile hüküm kurulması, sanığın 04.12.2015 tarihinde aynı suç işleme kararı ile iki kez hırsızlık suçunu işlediği ve olay tarihi öncesindeki eylemlerle ilgili ayrı tahkikatın bulunup bulunmadığının araştırılmadığı ve suçun gece vakti işlendiğinin gözetilmediğinden" bahisle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, bozma kararının eksik inceleme ile uygulama hatası yapılması kapsamında olduğu gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin, 22.02.2022 tarihli ve 2021/1057 Esas, 2022/342 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Silivri 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.03.2023 tarihli ve 2022/359 Esas, 2023/220 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla