Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2024/16769 E. , 2025/3301 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2003/368 E., 2004/81 K. SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖR
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2024/16769 E. , 2025/3301 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2003/368 E., 2004/81 K. SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.11.2024 tarihli ve KYB-2024/110288 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, Çorlu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/07/2005 tarihli kararıyla sanığın katılana ait aracın camını hırsızlık yapmak maksadıyla kırdığı ancak katılan tarafından farkedilmesi üzerine icrai hareketlerini tamamlayamadan olay yerinden kaçması şeklinde gerçekleşen eylemden dolayı 5237 sayılı Kanun hükümlerinin lehe olması nedeniyle sadece hırsızlık suçundan dolayı sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de; 1-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli ve 2005/162 esas, 2005/173 karar sayılı ile Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 20/03/2023 tarihli ve 2023/1426 esas, 2023/1341 karar sayılı ilâmlarında yer aldığı üzere, lehe olan kanunun belirlenmesi herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa veya sonraki kanun ile cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin hükümlerin uygulanması olanağı doğmuşsa yargılamasının duruşma açılıp uyarlama yargılaması yapılarak karar verilmesi gerekmesi karşısında, mahkemesince sanık haberdar edilmeksizin duruşma açılmayarak sanığın savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle dosya üzerinden yazılı şekilde karar verilmesinde, 2-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 61/4. maddesinde belirtilen “Bir suçun temel şekline nazaran daha ağır veya daha az cezayı gerektiren birden fazla nitelikli hâllerin gerçekleşmesi durumunda; temel cezada önce artırma sonra indirme yapılır.” hükmü ile aynı Kanun'un 61/5. maddesinde belirtilen “... belirlenen ceza üzerinden sırasıyla teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebeplere ilişkin hükümler ile takdiri indirim nedenleri uygulanarak sonuç ceza belirlenir.” hükümleri uyarınca sanık hakkında, nitelikli hırsızlık suçundan dolayı 5237 sayılı Kanun'un 142/1-b ve 143. maddeleri uyarınca temel cezanın belirlenmesini müteakip, önce malın değerinin az olması nedeniyle indirim hükümleri, ardından teşebbüs ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde aynı Kanun'un 61. maddesi doğrultusunda sıralama hatası yapılarak karar verilmesinde, 3-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Etkin Pişmanlık" başlıklı 168. maddesinde yer alan, " (1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs (…)65 suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.(2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.... (4) Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır." şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, Sanığın suçun işlenmesi nedeniyle oluşan zararı gidermek isteyip istemediğinin tespit edilerek, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin değerlendirilmesi bakımından sanığa uygun süre verilerek, gerekirse mahkemece ödeme yeri belirlenip suçtan hasıl olan zararı ödeme imkanı tanınarak sonucuna göre sanık hakkında anılan Kanun'un 168. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2. maddesi ve 5252 sayılı Kanun'un 9/3. maddesi uyarınca hükümlü yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilip, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 141. ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu; şikâyetçinin ikamet ettiği apartmanın bahçesinde park hâlinde bulunan 59 FD 759 plakalı otomobilinin kelebek camını olay gecesi saat 02.30 sıralarında, hakkındaki evrak tefrik edilen diğer suç ortağı ile birlikte kıran hükümlünün, araç içindeki oto teybini çalmak için teyp kablolarını kestiği, ancak şikâyetçinin müdahalesi üzerine hırsızlık eylemini tamamlayamadığı anlaşılmakla; hükümlünün eyleminin, ayrı ayrı 5237 sayılı Kanun'un 142/1-b maddesine uyan hırsızlığın yanı sıra, aynı Kanun'un 151/1. maddesine uyan mala zarar verme suçunu da oluşturduğu ve mala zarar verme suçu yönünden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253 ve 254. maddelerinde öngörülen uzlaşma hükümlerinin uygulanma olanağı değerlendirilip sonucuna göre, 765 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri uyarınca denetime olanak verecek şekilde ayrı ayrı uygulamalar yapılıp, cezalar belirlenip, sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan kanunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden mala zarar verme suçu yönünden bir değerlendirme yapılmaksızın yazılı şekilde karar verildiği belirlenmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde tespit edilen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.