Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2024/1823 E. , 2026/4616 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI: 2023/2169 E. 2023/3389 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen ka
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2024/1823 E. , 2026/4616 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI: 2023/2169 E. 2023/3389 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir." şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin '' Sanığın ceza verilmesine neden olan yargılama konusu olay ile uzaktan yakından alakasının olmadığına, sanığın üzerine atılı bulunan suçu işlememiş olduğuna, sanığın suçu işlediğine dair dosyada herhangi bir delilin olmadığına, cezalandırma kararının somut delillerle ispat edilmesi gerekirken sanığa isnat edilen suç bakımından herhangi bir somut delil bulunmadığına, sanığın beraat etmesi gerekirken cezalandırma hükmü verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre İstanbul 43. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.10.2020 tarihli ve 2018/801 Esas, 2020/407 Karar sayılı dosyasında hırsızlık suçundan verilen beraat hükmüne yönelik katılan vekilinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 18.04.2022 tarihli ve 2021/3201 Esas, 2022/987 Karar sayılı kararıyla ''1-Somut dava dosyasında ilk derece mahkemesince iş bu belgelerden soruşturma evresinde kolluk tarafından tanzim olunan nitelikli hırsızlık ve mala zarar verme suçları ile ilgili olarak ... Camiine ait bahse konu yeri gösteren çeşitli kameralardan temin edilmiş cd inceleme tutanağının, mahalden çekilen fotoğrafların, soruşturma evresinde kolluk tarafından tanzim olunan görgü tesbit tutanağının, soruşturma evresinde kolluk tarafından tanzim olunan 20/10/2018 tarihli yakalama tutanağının her birinin son hükmün kurulmasında esasa müessir belge oldukları ve soruşturma evresinde toplanan bu delillerin ancak kovuşturma evresine getirilerek kovuşturmada okunmak ve kamu davası taraflarına tartıştırılmak suretiyle hüküm kurulmasına esas alınabilecekleri, ilk derece mahkemesince ise bu belgelerin duruşmada okunmadığı ve taraflara tartıştırılmadığı, 2-Sanık tarafından atılı suç inkar edilmiş ise de, şikayetçinin soruşturma ve kovuşturma evresindeki beyanları, Tanık ...'ın soruşturma ve kovuşturma evresindeki beyanları, soruşturma evresinde kolluk tarafından tanzim olunmuş cd izleme tutanağı, soruşturma evresine sunulan mahal fotoğrafları, soruşturma evresinde kolluk tarafından tanzim olunmuş görgü tesbit tutanağı içeriğinden atılı suçun sanık tarafından işlendiği hususunda kuvvetli suç şüphesine işaret eden deliller elde edildiği anlaşılmakta ise de, Ceza muhakemesinde subut değerlendirmesinin toplanması mümkün ve muhtemel tüm delillerin toplanmasından sonra yapılması lüzumu gözetilerek, Suça konu cd.nin soruşturma evresinde izlenebilmiş olmasına göre cd.yi açabilmeyi sağlayan uygulamalardan anlayan ehil bilirkişiye tevdii ile görüntülere ilişkin raporun aldırılmasından ve fakat buna rağmen cd. açılamaz ile kolluktan soruşturma evrakının kollukta kalan nüshasındaki cd.nin çoğaltılarak celbi ile bilirkişi incelemesi yaptırılmasından sonra, Sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine eksik tahkikat ile karar yerindeki gibi beraat hükmü kurulmuş olması,'' gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, zira her ne kadar aynı Kanun'un 289/1-i maddesinde belirtilen "hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması" kesin hukuka aykırılık halinin mevcut olduğundan bahisle istinaf merciince bozma kararı verilmiş ise de, bozma nedeni olarak gösterilen ve yukarıda sayılan hukuka aykırılıklardan hiç birisinin bu bent kapsamına girmediği, kaldı ki Bölge Adliye Mahkemesinin kararında gerekçe olarak gösterilen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28.06.2011 tarihli ve 2011/1-130 E., 2011/149 K. sayılı kararında da hükme esas alınan delillerin duruşmada okunmamasının savunma hakkının ihlâl edilmesi niteliğinde olduğunun belirtildiği, nitekim hükme esas alınan delillerin duruşmada açıkça okunmamasının delilleri hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş delil haline getirmeyeceği, esasen sanığın savunma hakkının kısıtlanmasına yönelik olan 1 No. lu bozma sebebinin 5271 sayılı Kanun'un 289/1-i maddesi kapsamında değil , 289/1-h maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, buna göre Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 18.04.2022 tarihli ve 2021/3201 Esas, 2022/987 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen İstanbul 43. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.04.2023 tarihli ve 2022/299 Esas, 2023/250 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenlerle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Hirsizlik sucundan Istanbul 43. Asliye Ceza Mahkemesince verilen beraat hukmune karsi katilan vekilinin istinafi uzerine, Istanbul Bolge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi durusma acmaksizin dosya uzerinden (delillerin durusmada okunmamasi ve eksik tahkikat gerekceleriyle) bozma karari vermis, bu bozma uzerine ilk derece mahkemesi yeniden hukum kurmustur. Sanik musdafiinin temyizi uzerine Yargitay bozma yetkisinin sinirini incelemistir.
Hukuki İlke: Karar, 5271 sayili CMK'nin 280. maddesinin birinci fikrasinin (e) ve (f) bentlerinde sinirli olarak sayilan haller disinda bolge adliye mahkemesince dosya uzerinden bozma verilemeyecegini; hukme esas alinan delillerin durusmada okunmamasinin delili hukuka aykiri yontemle elde edilmis (CMK 289/1-i) haline getirmeyecegini, bunun savunma hakkinin kisitlanmasi kapsaminda (CMK 289/1-h) degerlendirilmesi gerektigini vurgulamistir. Bu tur bozmalar ve dayanagi hukumler gorevsiz mahkemece verilmis sayilarak hukuki degerden yoksun kabul edilmis; CMK 280/1-g uyarinca durusma acilip yeniden hukum kurulmasi gerektigi belirtilerek Yargitay Ceza Genel Kurulu'nun 28.06.2011 tarihli 2011/1-130 E., 2011/149 K.; 30.04.2025 tarihli 2024/6-490 E., 2025/197 K. kararlarina ve Anayasa Mahkemesi'nin 2023/33667 sayili karari ile Anayasa'nin 36. maddesine dayanilarak CMK 302/2 geregi bozmaya hukmedilmistir.
Uygulama Sonucu: Diger yonleri incelenmeksizin hukmun bozulmasi.
Dava Strateji Notu: Delillerin durusmada okunmamasi CMK 289/1-h (savunma hakkinin kisitlanmasi) kapsaminda olup, bu tur bir aykirilik icin bolge adliye mahkemesinin dosya uzerinden bozma vermesi degil durusma acmasi gerekir; savunma, delilin hukuka aykiri elde edildigi (289/1-i) ile savunma hakkinin kisitlandigi (289/1-h) ayrimini dogru kurarak istinaf usulunun ihlalini one surmelidir.