İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2024/2514 Karar: 2026/4921 Tarih: 2026

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2024/2514 K.2026/4921

2. Ceza Dairesi 2024/2514 E. , 2026/4921 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1616 E., 2023/2505 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2024/2514 E. , 2026/4921 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1616 E., 2023/2505 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2024/2514 E. , 2026/4921 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1616 E., 2023/2505 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, suça konu eşyanın alındığı alan herkesin kolaylıkla girip çıkabileceği, herhangi bir kapısı ve kilidi olmayan açık bir alan olduğuna, atılı suçun nitelikli hal kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığına, olay sırasında cezaevinde olan katılan beyanlarına dayanılarak hüküm kurulduğuna, tanıkların dinlenilmediğine, katılan tarafından bildirilen malzeme bedellerinin gerçeği yansıtmadığına, mahkemece bu hususta bir inceleme yapılmadığına, ekonomik sıkıntılar nedeniyle sanığın zararı gideremediğine, suçun gece işlendiğine dair kesin bir delil bulunmadığına, suçun gece işlenmesi hususu sabit olmadığından sanık lehine karar verilmesi gerektiğine, kararın bozularak öncelikli olarak sanığın beraatine, aksi halde lehe olan hükümlerin uygulanmasına karar verilmesine, sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, sanığın üzerine atılı suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, sanığın sadece diğer sanık ...'in yanında bulunduğuna, suça yönelik herhangi bir eylemi bulunmadığına, sanığın suçu işlediğine dair herhangi bir somut delil mevcut olmadığına, katılan ...'in olay sırasında cezaevinde olması sebebiyle olayı detaylı hatırlaması ve nelerin çalınmış olabileceğini bilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, suçun gece vakti işlendiğine dair kesin bir delil bulunmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi doğrultusunda bu husus kesin olarak aydınlatılamadığından sanık lehine karar verilmesi gerektiğine, sanığın geçirmiş olduğu maddi zorluklar sebebiyle verilen süre içerisinde zararı karşılayamadığına, sanığın beraatine karar verilmesi ya da lehine olan kanun maddelerinden faydalandırılması gerektiğine, kararın sanık lehine bozulmasına karar verilmesine, ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 1. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142. maddesinde 6545 sayılı Kanun’un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanıklara yüklenen TCK’nın 142/2-h, 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun'un 150/3. maddesi uyarınca sanıklara zorunlu müdafii atanması gerektiği, her ne kadar ilk derece mahkemesince sanıklara zorunlu müdafii atanmış ise de, müdafiinin huzurunda iddianame ve ekleri okunarak, tüm yasal hakları yeniden hatırlatılarak sanıkların esas hakkında savunmalarının alınması gerektiği gözetilmeden yargılamaya devam edilerek 5271 sayılı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma haklarının kısıtlanması, 2. Sanık ... için 5271 sayılı Kanun'un 150/3. maddesi uyarınca görevlendirilen zorunlu müdafiinin aynı Kanun'un 188/1 ve 289/1-e maddeleri gereğince hükmün açıklandığı 31.01.2022 tarihli son oturumda hazır bulundurulması gerektiği gözetilmeden duruşmaya devamla müdafiin yokluğunda esas hakkında karar verilmek suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, bozma kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a. maddesi uyarınca, dava dosyasının, İstanbul 18. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Sanıklar hakkında nitelikli hırsızlık suçundan mahkûmiyet kurulmuş, istinaf başvuruları esastan reddedilmiştir. Sanıklar müdafileri suça konu alanın herkesin girip çıkabileceği açık bir yer olduğunu, nitelikli hâlin oluşmadığını ve delillerin yetersizliğini ileri sürmüştür. Yargıtay incelemesinde, alt sınırı beş yıldan fazla cezayı gerektiren suçta zorunlu müdafi bulunmasına rağmen esas hakkında savunma alınmasındaki usul eksiklikleri saptanmıştır.

Hukuki İlke: Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda 5271 sayılı CMK'nın 150/3. maddesi uyarınca zorunlu müdafi bulundurulması ve müdafi huzurunda iddianame ile ekleri okunarak, yasal haklar hatırlatılarak sanığın esas hakkındaki savunmasının alınması zorunludur; hükmün açıklandığı son oturumda zorunlu müdafiinin hazır bulundurulmaması CMK'nın 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı olup savunma hakkının kısıtlanması niteliğindedir ve bozmayı gerektirir. Karar; TCK 142/2-h ve 143. maddelerdeki cezanın alt sınırına ve metinde anılan Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2021 tarihli, 2021/35 E., 2021/473 K. sayılı kararına dayanmaktadır.

Uygulama Sonucu: Hükümlerin savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle bozulması.

Dava Strateji Notu: Zorunlu müdafi atanan dosyalarda, müdafiin esas hakkında savunma oturumunda ve hükmün açıklandığı celsede hazır bulunup bulunmadığı titizlikle denetlenmeli; müdafi yokluğunda esasa girilmesi tek başına bozma sebebi olarak temyizde ileri sürülmelidir. Bu husus esasa ilişkin diğer itirazlardan bağımsız olarak sonuç doğurduğundan, savunma bu usuli aykırılığı öncelikli olarak dile getirmelidir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla