İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2024/2276 Karar: 2024/21902 Tarih: 2024

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2024/2276 K.2024/21902

2. Ceza Dairesi 2024/2276 E. , 2024/21902 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2023/3353 E., 2023/3795 K. ŞİKÂYETÇİLER : ..., ..., ... SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEMYİZ EDENLER : Sanık ... ve sanık ... müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ:Ret İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2024/2276 E. , 2024/21902 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2023/3353 E., 2023/3795 K. ŞİKÂYETÇİLER : ..., ..., ... SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEMYİZ EDENLER : Sanık ... ve sanık ... müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ:Ret İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2024/2276 E. , 2024/21902 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2023/3353 E., 2023/3795 K. ŞİKÂYETÇİLER : ..., ..., ... SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEMYİZ EDENLER : Sanık ... ve sanık ... müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ:Ret İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e-f maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Manisa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.11.2022 tarihli ve 2022/495 Esas, 2022/682 Karar sayılı dosyasında verilen hükümlere yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 18.05.2023 tarihli ve 2022/3903 Esas, 2023/2434 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında kurulan hükümlerin, suça konu sulama borularının mağdurların kendi arazileri içerisinde olması, bu boruların farklı kişilere ait olduğunu gösterecek ayırt edici işaretlerin bulunması, sanıkların suça konu boruların farklı mağdurlara ait olduğunu bilerek almaları nedeniyle, sanıkların nitelikli hırsızlık suçundan mağdur sayısınca cezalandırılması gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e-f maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı gözetilerek; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 18.05.2023 tarihli ve 2022/3903 Esas, 2023/2434 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Manisa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.07.2023 tarihli ve 2023/367 Esas, 2023/490 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun ve yok hükmünde olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g. maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hükümler kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafii ile sanık ...'un temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.12.2024 tarihinde Daire üyesi Sayın ...'un kararın temyiz edilemez olduğu yönündeki karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) KARŞI OY Tarlada sulama için müştekilerin kullandığı boruları gece vakti çalan sanıklar hakkında ayrı yerde ve farklı zamanda işlediği üç farklı hırsızlık suçundan TCK’nun 142/1-e, 143 maddelerinden cezalandırılmaları talebiyle üç ayrı kamu davası açılmıştır. Manisa 6. Asliye Ceza Mahkemesi, sanıkların üç farklı kişiye karşı değişik yer zamanda işlediği hırsızlık suçundan açılan kamu davalarını birleştirip, sanıklardan her birine TCK’nun 142/1-e, 143, 43/1 ve 62 maddelerini uygulayarak sonuçta 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezası vermiştir. Sanıkların üç farklı suçtan üç kez cezalandırılması yerine birleştirilen davaların zincirleme suç hükümlerine göre içtima ettirilerek bir kez cezalandırılması savcı tarafından insaf edilerek bölge adliye mahkemesine götürülmüştür. İzmir BAM 21. Ceza Dairesi, sanıklar hakkında üç suçtan ayrı dava açıldığını, sanıkların işlediği suçların müstakil olduğunu ve ayrı ayrı üç kez cezalandırılması yerine zincirleme suç sayılmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunu yerinde bularak bozma kararı vermiş ve dava dosyasını ilk derece mahkemesine göndermiştir. İlk derece mahkemesi bu defa açılan davalara göre sanıkları ayrı ayrı üç kez cezalandırmış ve her bir müştekiye karşı işledikleri suçtan TCK’nun 142/1-e, 143/1 ve 62 maddelerine göre 3 yıl 9 ay hapis cezasına mahkum etmiştir. Bu hükmünde istinaf edilmesi üzerine BAM esastan ret kararı vermiştir. Sanık müdafileri temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Yargıtay C. Başsavcılığı tebliğnamede hükümlerin temyiz edilemez olduğunu ve temyiz taleplerinin reddi görüşünü bildirmiştir. Sayın çoğunluk ile ihtilafa düştüğümüz konu her biri üç yıl dokuz ay hapis cezası verilen hükümlerin temyiz edilebilir hüküm olup olmadıkları konusundadır. Sanıklar hakkında üç farklı müştekiye karşı farklı yerde ve farklı zamanda işlenen hırsızlık suçlarının ayrı suçlar olduğu ve zincirleme suç olamayacağı konusunda ihtilaf yoktur. İlk derece mahkemesi ilk kararında hatalı olarak bu suçları ayrı cezalandırmak yerine zincirleme suç sayarak sanıklara 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezası vermiştir. Aleyhe istinaf edilmesi üzerine bozulan bu hükmün yerine ilk derece mahkemesi ikinci kararında doğru olarak ayrı ayrı cezalandırma yolunu seçerek her bir suçtan sanıklara 3 yıl 9 ay hapis cezası vermiştir. İlk derece mahkemesinin zincirleme suç hükmüne uymayan hatalı kararıyla ayrı açılmış davalar tek suç altında birleştirilemez. Mahkeme yanılgıya düşmeden ayrı hükümler kursa her bir davada vermesi gereken ceza ayrı ayrı beş yılın altında kalmaktadır. Suçları toplayarak kurduğu hatalı hükme temyiz kanun yolu için sonuç bağlanamaz. Zincirleme suçtan verdiği ceza bile beş yılın altında kalmakta ve temyiz edilebilirlik sınırına ulaşmamaktadır. Müstakil davaların ayrı görülüp sonuçlandırılması yerine birleştirilmesi temyiz kanun yoluna başvurmayı mümkün hale getiremez. Ayrı davaların ayrı hükümle bitirilmesi kuraldır. Birleştirilen davalar müstakil dava özelliklerini muhafaza ederler. 5271 sayılı CMK’nun 286/2-a bendi bir suçtan verilen hükmü esas alarak hapis cezasında beş yıllık süreyi temyiz sınırı olarak belirlemiştir. Birleşik davada her suçun hükmü ayrı olup ceza miktarı toplanarak kanunun belirlediği beş yıllık temyiz sınırı aşılamaz. Bozma kararına bölge adliye mahkemesi uysa bile aynı hükümleri kuracak ve sanığın durumunu değiştiremeyecektir. Sanığın veya davanın ilgilisi diğer kişilerin ne lehine ve ne aleyhine hiçbir sonuç doğurmayan bozma kararı verilmesi gereksizdir. Bölge adliye mahkemesinin istinaf incelemesi zaten bir düzeltme işlemi olup hukuka aykırılığın ilk derecede veya bölgede düzeltilmesi hukuken önem taşımaz. İki dereceli yargılanma hakkının uygulamasında aykırılığın hangi derecede hukuka uygun hale getirildiği önemsizdir. Önemli olan hukuka aykırılığın ilk derece veya bölgede giderilmiş olmasıdır. Bölge mahkemesinin bozup ilk dereceye gönderdiği ve yargılamanın devam ettiği durumda sanık yeniden ilk derece ve bölge mahkemesinde çifte yargılamaya devam edildiği için daha güvenceli yargılandığı iddia bile edilebilir. İlk derece mahkemesinin hükmünün bölgede istinaf incelemesinde genelde bozulmamasının sebebi hukuka aykırılığı giderip süratle davayı bitirmek içindir. Biçim ve şekil değil, sonuçta neye ve kimse yarar sağlandığı ve davanın adilane sonuçlanması önemlidir. Ceza muhakemesi görüşümüze uygun olarak bölge adliye mahkemesinin verdiği bozma kararı ve sonrasında direnme yetkisi olmayan ilk derece mahkemesi kararı ve sonrasındaki yargılama işlemlerinin yok sayılmaması gerekir. Yokluk ağır bir hukuki yaptırım ve sonuçtur. Eğer bu işlemler yoksa davanın temyize nasıl getirildiği ve bozma verilen hükümlerin hem yok sayılıp hem var kabul edilip bozulması suretiyle içine düşülen paradoksun açıklanması hukuken zordur. Her bir müştekiye yönelik işlenen müstakil hırsızlık suçundan ayrı cezalandırılan sanıklar hakkında verilen hiçbir mahkûmiyet hükmü beş yılı aşmayıp temyiz edilebilirlik sınırının altında kaldığı için tebliğnameye uygun şekilde temyiz edilmesi mümkün olmayan hükümlere yönelik temyiz taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken, hükümlerin temyizi kabil olduğu varsayılarak bölge adliye mahkemesinin bozma kararı ve sonrasında verilen ilk derece mahkemesi kararları ve bölge adliye mahkemesinin esastan ret kararları yok hükmünde sayılarak bütün hükümlerin bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne iştirak etmiyorum.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla