İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2024/460 Karar: 2026/3723 Tarih: 2026

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2024/460 K.2026/3723

2. Ceza Dairesi 2024/460 E. , 2026/3723 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2564 E., 2023/3199 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düzeltilerek onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafın

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2024/460 E. , 2026/3723 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2564 E., 2023/3199 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düzeltilerek onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafın

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2024/460 E. , 2026/3723 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2564 E., 2023/3199 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düzeltilerek onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin "Sanığın cezası hesaplanırken 5 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasının TCK'nın 62/1. maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirilerek 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, bu hesaplamanın yanlış olduğu, 1/6 oranında indirim yapılacağı yerde artırım yoluna gidildiği, 1/6 oranında indirim yapıldığında 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezasına hükmedilmesinin gerekeceği, her ne kadar mahkemece sanık hakkındaki hükmün bozma kararı öncesi aleyhe istinaf edilmemiş olması nedeniyle kazanılmış hakkı gözetilerek 2 yıl 1 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına şeklinde hüküm kurulmuş ise de; verilen ceza miktarı 6 yıl 3 ay hapis olduğu ve bu durum sanığın daha sonraki tarihlerde işleyebileceği suçlar açısından sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanması yönünden sorun oluşturacağına" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1 fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde, bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Ankara 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.04.2018 tarihli ve 2017/179 Esas, 2018/547 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanığın istinaf talebi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin 26.09.2022 tarihli ve 2022/1035 Esas, 2022/2440 Karar sayılı kararı ile hükmün hırsızlık suçu yönünden "1)Bolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü bulunan ve bağışık tutulma talebi bulunmayan, sanık ...'nün yokluğunda duruşma icra edilerek hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle, 5271 sayılı CMK'nın 196/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması, 2) Kabule göre de; a- Suçun işlendiği tarih 19.06.2015 olduğu hâlde gerekçeli karar başlığına 18.06.2015 olarak yazılması, b- Dosya içerisindeki CD görüntü izleme tutanağı içeriğine göre, hırsızlık eyleminin saat 02.51'de işlendiği sabit olduğu hâlde, sanık hakkında hırsızlık suçundan hükmedilen cezasında TCK'nın 143. maddesi gereğince artırım yapılmaması, c- Suça konu sakız makinesinin, sabit bir şekilde kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alındığının anlaşılması karşısında, sanığın üzerine atılı hırsızlık eyleminin TCK'nın 142/2-h maddesinde yer alan kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık suçunun oluşturduğunun gözetilmemesi, aleyhe istinaf başvurusu bulunmadığından davanın yeniden görülmesi nedeni olarak kabul edilmemiştir. d- 5237 sayılı TCK'nun 142. maddesinde 6545 sayılı Kanunun 62. maddesinde yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen TCK'nın 142/2-h, 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak 5271 sayılı CMK'nun 150/3. maddesi gereğince zorunlu müdafii huzurunda savunmasının alınmasının gözetilmesine" şeklindeki nedenler ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin 26.09.2022 tarihli ve 2022/1035 Esas, 2022/2440 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Ankara 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.04.2023 tarihli ve 2022/1130 Esas, 2023/418 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün, bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla