Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2024/9207 E. , 2025/18794 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2648 E., 2024/255 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından veri
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2024/9207 E. , 2025/18794 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2648 E., 2024/255 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü; 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; suça sürüklenen çocuk ... müdafinin temyiz isteminin, suça sürüklenen çocukların hurda toplayıcı çocuklar olduğuna, olay günü suça sürüklenen çocukların çöp olduğu saiki ile hareket ederek topladıklarına,5237 sayılı Kanun'un 30.maddesindeki "hata" hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiğine, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçu kasten işlemediğine,suça sürüklenen çocuğun samimi ve doğru beyanları, yargılamaya fayda sağlar nitelikteki beyanları, suça konu eşyaların maddi değerinin azlığı, yaşı ve yerleşik Yargıtay içtihatları hepsi birlikte değerlendirildiğinde suça sürüklenen çocuk hakkında lehine olan hükümlerin uygulanmadığına, etkin pişmanlık hükümlerinin de değerlendirilmesi gerektiğine, suça sürüklenen çocuk dosya kapsamında celp edilen ve hükme esas olan kamera görüntülerindeki şahsın kendisi olduğunu her ne kadar kabul etmiş olsa da bu görüntülerin net ve şahısların tespit edilemeyeceğine; suça sürüklenen çocuk ...... müdafiinin temyiz isteminin, yargılama sürecinde olan biteni tüm samimiyeti ile aktaran suça sürüklenen çocuğun atılı suçu işlediğini kabul ettiğine ve kendisi hakkında delil yaratarak etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanacak konuma geldiğine, dosya kapsamında yer alan kamera görüntülerinin net olmayıp suça sürüklenen çocuğun görüntülerdeki kişilerin kendileri olduklarını kabul etmesi nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerin uygulanmasını gerektirdiğine, somut olayda atıl vaziyetteki hurdaların toplanmasının hırsızlık suçuna vücut vermediğine, suçun manevi unsurunun eksik olduğuna; katılan vekilinin temyiz isteminin, suça sürüklenen çocukların kasti davranışı ile katılan kurumu bilerek ve isteyerek zarara uğrattıkları ve suça sürüklenen çocukların bilerek ve isteyerek bu suçu işledikleri göz önüne alındığında Yerel Mahkemenin cezada indirim nedenlerini uygulamasının hukuka uygun olmadığına yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Kırklareli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.01.2022 tarihli ve 2021/149 Esas, 2022/61 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik suça sürüklenen çocuklar müdafileri ve katılan vekilinin istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 01.11.2022 tarih ve 2022/16 06... /2636 Karar sayılı kararı ile "...Denilmiş olmasına göre, bu tutanakların isimleri ve tarihleri açıkça belirtilmek suretiyle okunmadan "...1-)Dosyada mevcut 09/12/2020 tarihli yakalama ve teslim tutanağı, 15/12/2020 tarihli değer tespit tutanağı, 14/12/2020 tarihli teslim tutanağı, 12/12/2020 tarihli kolluk tutanakları, Adli Tıp Kurumu raporları, sosyal inceleme raporları ve diğer tüm tutanak ve belgeler okundu" biçimindeki duruşma zaptına geçmiş ifadelerin ilk derece mahkemesince karar yerindeki hükme esas alınan mezkur tutanakların okunduğu ya da anlatıldığı anlamına gelemeyeceği, böylece iş bu esaslı delillerin CMK.nın 217/1. maddesi gereğince duruşmada ikame edilmediği gibi savunma hakkı elde edilerek elde edilmiş deliller oldukları, buna rağmen işbu delillerin hükme esas alınmış olmasının iş bu delillerin kovuşturma evresi bakımından CMK.nın 289/1-i maddesi gereğince hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş niteliğini kaybettirdiği bu durumunda CMK.nın 289/1-i maddesi kapsamında kesin hukuka aykırılık sebebi olup, bozma müeyyidesine tabi olduğu, 2-)Suça sürüklenen çocukların eylemlerinin TCK.nın 142/1-e kapsamında kaldığı gibi TCK.nın 142/1-a maddesi kapsamında da kalıyor olması, TCK.nın 61/1. maddesinde belirtilen suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, suça sürüklenen çocukların kastlarına dayalı kusurlarının ağırlığı ve suça sürüklenen çocukların güttükleri amaç ve saik ile korkuluğun sökülmesi ile meydana gelen tehlike ve kurumun bildirdiği değer gözetilerek suça sürüklenen çocukların haklarında atılı suçtan temel cezaların makas aralığında alt sınırdan ayrılarak teşdiden kurulması yerine, alt sınırdan kurulmuş olması, 3-) İş bu kamu davasında dere kenarı korkuluğunun sökülmesi ile meydana gelen tehlike nazara alınarak değer azlığı nedeniyle cezanın TCK.nın 145/1 maddesi gereğince indirilmesine yasal imkan bulunmadığı gözetilmeksizin indirilmek suretiyle suça sürüklenen çocuklar hakkında eksik ceza tayin edilmiş olması, 4-) Suça sürüklenen çocukların kovuşturma evresinde zararı gidermek istediklerini savunmuş olmalarına göre DSİ'den iade olunan korkulukların zarar görüp görmediği, tekrar kullanılıp kullanılamayacağı, hasarlı ise hasarın tamir edilip edilemeyeceği sorulduktan sonra ve zarar hususunda uzlaşılamaması halinde bilirkişiden raporda alınmamak suretiyle suçtan doğan gerçek zararın saptanması, suça sürüklenen çocuklara bu zararın bildirilmesi, ödenecek hesap ya da merci ve makul bir sürede verilerek suça sürüklenen çocukların ödeme durumuna göre ve keza suça sürüklenen çocuklara üçüncü kişiye satış bedelini kazanç müsaderesi olarak mahkeme veznesine depo etmeleri hususunda süre verilerek bu zararların karşılanması halinde suça sürüklenen çocukların hukuki durumlarının bu tahkikatlar sonucunda HAGB kararı uygulanıp uygulanmayacağı hususu da tartışılarak değerlendirilmesi yerine eksik tahkikat yerine karar yerindeki gibi hükümler kurulmuş olması, 5-)Suça sürüklenen çocukların mahkumiyetine karar verilmiş olmasına göre, Katılan vekil kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden vekalet ücretinin mahkum olan suça sürüklenen çocuklardan alınarak Avukatlık Kanunun 168/son maddesi gereğince katılan tarafa verilmesi gerektiğinin gözetilmemiş olması," nedenleriyle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırıkların giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “...bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye...im hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye...im hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 01.11.2022 tarih ve 2022/16 06... /2636 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Kırklareli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.05.2023 tarihli ve 2022/600 Esas, 2023/274 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hükümler kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar müdafileri ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.