Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2025/16601 E. , 2026/2181 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/385 E., 2022/247 K. SUÇ : Hırsızlık TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.12.2025 tarihli ve ... sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Benzer
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2025/16601 E. , 2026/2181 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/385 E., 2022/247 K. SUÇ : Hırsızlık TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.12.2025 tarihli ve ... sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Benzer bir olayla ilgili olarak, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/10/2021 tarihli ve 2021/2-35 esas, 2021/473 karar sayılı ilâmında, "...Gece vakti nitelikli hırsızlık suçundan yargılanan sanıklar ... ve ...’a, suçun nitelikli hâli dikkate alınmak suretiyle zorunlu müdafi atanması gerektiği sonucuna ulaşılmakla birlikte, yargılama ve hüküm tarihi itibarıyla Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Özel Dairece, 5271 sayılı CMK'nın 150. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca zorunlu müdafi atanması için suçun temel şekli bakımından öngörülen hapis cezasının alt sınırının gözetilmesi gerektiğinin kabul edildiği, bu bağlamda suçun nitelikli hâlleri de dikkate alınarak müdafi atanması hususundaki Yargıtay Ceza Genel Kurulu veya Daire içtihatlarındaki değişimin sanıkların yargılanıp hükümlerin kesinleştiği tarihten sonraki kararlarla değiştiği, mahkeme içtihatlarındaki değişimlerin ise olağanüstü kanun yollarına başvurma hakkı tanımadığı kabul edilmelidir...” şeklinde yer alan açıklamalar nazara alındığında, ... Asliye Ceza Mahkemesinin 22.06.2022 tarihli kararına konu nitelikli hırsızlık suçunun da gece vakti işlendiği anlaşılmakla sanığa zorunlu müdafii atanmayarak savunma hakkının kısıtlanmasında isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlardaki hukuka aykırılıklara yönelik olarak gidilebilir. 2. İncelemeye konu dosyada; şikâyetçinin bilinen son adresinin, soruşturma aşamasında şikâyetçi ile yapılan telefon görüşmesi sonucu kolluk görevlilerince düzenlenen 13.03.2021 tarihli tutanak içeriğine göre ... Mahallesi ... Sokak No:4/6 Daire No: 11 .../... adresi olmasına rağmen, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca bu adres esas alınarak şikâyetçinin istinabe suretiyle beyanının alınması ve kendisine davaya katılabilmesi için olanak tanınması gerekirken, şikâyetçinin istinabe suretiyle beyanının alınması için gönderilen talimat üst yazısında, adresinin ... Mah. ... Cad. No:32/20 .../... olduğunun belirtilmesi üzerine talimat mahkemesince bu adrese çıkarılan tebligatın bila-tebliğ iadesi sonrasında, esas mahkemesince, kollukça yapılan adres araştırması sonucunda da şikâyetçiye ulaşılamadığından bahisle -şikâyetçinin MERNİS adresinin bulunup bulunmadığı yönünde bir araştırma da yapılmaksızın- şikâyetçinin dinlenilmesinden vazgeçildiğinin ve şikâyetçiye gerekçeli karar tebliğinin de yapılmadığının, böylece katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar gören ve davaya katılma hakkı bulunan şikâyetçi ...'un 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 260/1. maddesi uyarınca yasa yollarına başvurma hakkı bulunmasına karşın ...'a kovuşturma evresinde yöntemine uygun şekilde 5271 sayılı Kanun'un 234/1-b-1. maddesi uyarınca duruşma gününü bildiren tebligatın yapılmadığının, bu nedenle sanık hakkında açılan davadan usûlüne uygun olarak haberdar edilmediğinin ve davaya katılabilmesi için olanak tanınmadığının anlaşılması karşısında; yasa yollarına başvurma hakkı bulunan ve yokluğunda hüküm verilen ...'a hükmün usûlüne uygun şekilde tebliğ edilmesi gerekirken şikâyetçi ...'a gerekçeli kararın tebliğ edilmediği tespit edildiğinden; inceleme konusu hükmün kesinleşmediği anlaşılmıştır. 3. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 272 vd. maddeleri uyarınca istinaf yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Gece vakti işlendiği belirtilen nitelikli hırsızlıktan müdafisiz yargılanan sanık hakkındaki mahkumiyet kararına karşı Başsavcılık, zorunlu müdafi atanmaması nedeniyle savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesiyle kanun yararına bozma istemiştir. Daire ise dosyada, kolluk tutanağındaki bilinen adres yerine başka bir adrese tebligat çıkarılan ve MERNİS araştırması dahi yapılmadan dinlenmesinden vazgeçilen şikayetçinin durumunu incelemiştir.
Hukuki İlke: Davaya katılma hakkı bulunan suçtan zarar görene CMK 234/1-b-1 uyarınca duruşma günü usulüne uygun tebliğ edilmeden ve yokluğunda verilen hüküm CMK 260/1 kapsamında kanun yoluna başvurma hakkı bulunan bu kişiye tebliğ edilmeden hüküm kesinleşmez; kesinleşmemiş hüküm olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozmaya konu edilemez.
Uygulama Sonucu: Daire, gerekçeli kararın şikayetçiye hiç tebliğ edilmediğini ve hükmün istinaf yoluna tabi olup henüz kesinleşmediğini tespit ederek, zorunlu müdafi iddiasının esasına girmeksizin kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermiştir.
Dava Strateji Notu: Şikayetçiye duruşma gününün ve gerekçeli kararın tebliğ edilmediği dosyalarda hüküm yıllar sonra bile kesinleşmemiş sayılabilir; mağdur vekili bu tebligat eksikliğini kullanarak süresinde katılma ve istinaf hakkını canlandırabilirken, sanık müdafii de dosyanın kanun yararına bozmaya elverişli olmadığını öngörerek stratejisini olağan kanun yoluna göre kurmalıdır.