Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2025/5404 E. , 2025/10143 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/577 E., 2024/1618 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma HÜKÜMLER : İlk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeni hüküm tesisi, istinaf başvurusunun esastan re
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2025/5404 E. , 2025/10143 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/577 E., 2024/1618 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma HÜKÜMLER : İlk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeni hüküm tesisi, istinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama Sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz taleplerinin sanık hakkında hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığını ihlal, güveni kötüye kullanma ve mala zarar verme suçlarından kurulan tüm beraat hükümleri ile sanık hakkında hırsızlık suçunda kurulan tüm mahkumiyet hükümlerine ilişkin olduğu ve sanık müdafiinin beraat hükümlerine ilişkin temyiz talebinin vekalet ücreti ile sınırlı olduğunun tespitiyle yapılan incelemede: I-Sanık müdafii ve katılan vekilinin sanık hakkında nitelikli hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli, güveni kötüye kullanma ve mala zarar verme suçlarından kurulan beraat hükümlerine ilişkin temyiz taleplerinin incelenmesinde: Hükmolunan cezanın miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı CMK’nın 286/2-g maddesi uyarınca, on yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan ilk derece mahkemelerince verilen beraat kararlarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, katılan vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz isteminin 5271 sayılı CMK’nın 298. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE, II- Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin "Etkin pişmanlık hükümlerinden sanığın yararlanması gerektiğine, sanık samimi olarak işlediği eylemleri anlattığı halde işlediğini beyan etmediği eylemlerden de cezalandırılmasına karar verilmesine, sanık hakkında ayrı olarak düzenlenen iddianameye konu olay nedeniyle beraat etmesi nedeniyle hakkında vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine" ilişkin olduğu, katılan vekilinin temyiz isteminin, "ilk derece mahkemesinin her bir eylem nedeniyle verdiği mahkumiyet kararları doğru olduğu halde bölge adliye mahkemesince bu hükümleri kaldırarak zincirleme suç kabul edilerek tek cezaya hükmedilerek alt sınırdan ceza tesisi edilmesine" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiİnin ve katılan kurum vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'na hâkim olan ilke gerçek içtima olduğundan, bunun sonucu olarak, "kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza" söz konusu olacaktır. Nitekim bu husus Adalet Komisyonu raporunda; "Ceza hukukunun temel kurallarından birisi, ‘kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır’ şeklinde ifade edilmektedir. Bunun istisnaları, suçların içtimaı bölümünde belirlenmiştir. Bu istisnalar dışında, işlenen her bir suçla ilgili olarak ayrı ayrı cezaya hükmedilecektir. Böylece verilen her bir ceza, bağımsızlığını koruyacaktır." şeklinde dile getirilmiştir. Bu kuralın istisnalarına ise, 5237 sayılı TCK'nın "suçların içtimaı" bölümünde, 42 (bileşik suç), 43 (zincirleme suç) ve 44. (fikri içtima) maddelerinde yer verilmiştir. Ceza hukukunda kanundaki suç tanımına uygun şekilde gerçekleşen her netice ilke olarak ayrı bir suç oluşturur ve fail kaç netice meydana getirmiş ise o kadar suç işlemiş sayılarak her birinden dolayı ayrı ve bağımsız cezalandırılır. Ancak bazı hâllerde birden fazla netice meydana gelmiş olsa bile, faile meydana gelen netice kadar ceza verilmeyerek tek bir ceza verilmesi ile yetinilir. Birden fazla neticenin meydana gelmesine karşın faile tek ceza verilmesini gerektiren hâllerden biri de zincirleme suçtur. Zincirleme suç, 765 sayılı Kanun'un 80. maddesinde; "Bir suç işlemek kararının icrası cümlesinden olarak kanunun aynı hükmünün bir kaç defa ihlâl edilmesi, muhtelif zamanlarda vaki olsa bile bir suç sayılır. Fakat bundan dolayı terettüp edecek ceza altıda birden yarıya kadar artırılır." şeklinde düzenlenmiştir. Buna karşın 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin ilk fıkrasında; "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır." biçiminde zincirleme suç düzenlemesine yer verilmiş, ikinci fıkrasında; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır." denilmek suretiyle aynı neviden fikri içtima kurumu hüküm altına alınmış, üçüncü fıkrasında ise; "Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz." düzenlemesi ile zincirleme suç ve aynı neviden fikri içtima hükümlerinin uygulanamayacağı suçlar belirtilmiştir. 5237 sayılı TCK'nın 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için; a- Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi, b- İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması, c- Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi gerekmektedir. TCK'nın 43/1. maddesinin düzenlemesinden anlaşılacağı üzere, zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı hâllerde aslında işlenmiş birden fazla suç olmasına karşın, fail bu suçların her birinden ayrı ayrı cezalandırılmamakta, buna karşın bir suçtan verilen ceza belirli bir miktarda arttırılmaktadır. Dosya olayımızda sanığın aynı katılan kurumun farklı mülki iradelerde bulunan baz istasyonlarından farklı zamanlarda aynı suçu işleme iradesiyle akü çalması nedeniyle sanığın eyleminin tek suç olduğu kabul edilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43. Maddesi uyarınca artırım yapıldığı anlaşılmışsa da Türkiye'nin farklı illerinde çok sayıda baz istasyonu bulunan katılan şirkete yönelik hırsızlık eyleminin tek suç kabul edilerek zincirleme suç hükümleri gereğince artırılması eşitlik, adalet ve hakkaniyet ilkelerine aykırılık oluşturacağının anlaşılması karşısında dosya kapsamına göre Kayseri, Niğde, Yozgat illerinde bulunan katılan kurumun farklı illerde bulunan baz istasyonlarından yapılan hırsızlık eylemlerinin il sınırlarında kalacak şekilde mekan sınırlaması yapılarak sanığın eylemleri tespit edilip sonucuna göre zincirleme suçtan artırım yapılmasının gerektiğinin gözetilmemesi, 2- Zincirleme suç hükümlerinin nasıl uygulanacağı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21/05/2013 gün, 2012/13-1543 Esas, 2013/257 Karar sayılı kararında belirtilmiştir. Buna göre; "Bir suçun zincirleme biçimde işlendiğinin kabulü halinde, faile her bir suç için ayrı ayrı ceza verilmeyecek, tek bir ceza verilip bu ceza üzerinden TCK'nun 43/1. maddesi gereğince artırım yapılacaktır. Failin işlediği suçlar aynı nitelikte ise, örneğin her biri suçun basit veya nitelikli hali ise burada ceza bu basit veya nitelikli hal üzerinden belirlenecektir. Failin işlediği suçlardan bir kısmı suçun basit, bir kısmı da nitelikli hali ise, nitelikli hal daha fazla ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hal ise ceza bunun üzerinden belirlenmeli, ancak nitelikli hal suçun basit şekline göre daha az ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hal ise ceza suçun basit şekli üzerinden belirlenmelidir. Suçlardan birinin tamamlanmış, diğerinin teşebbüs aşamasında kalması durumunda, şayet suçlar aynı nitelikte ise, örneğin ikisi de suçun basit şekli ise tamamlanmış suçtan hüküm kurulmalıdır. Tamamlanmış olan eylem suçun basit halini, teşebbüs aşamasında kalmış eylem ise suçun nitelikli halini oluşturuyorsa, bu durumda her bir suç için ayrı ayrı uygulama yapılarak sonucuna göre hangi suç daha ağır cezayı gerektiriyor ise o suç üzerinden zincirleme suç hükümleri uygulanmalıdır…Bununla birlikte zincirleme suç hükümleri uygulanarak verilecek ceza, teselsülü oluşturan her bir suçun müstakil olarak belirlenen cezalarından az, toplamlarından ise fazla olmamalıdır. Dosya kapsamında Niğde Cumhuriyet Başsavcılığının 16.05.2017 tarih 2017/3064 Soruşturma 2017/1247 Esas 2017/949 sayılı iddianamesi açılan kamu davasına konu dosyada sanığın ... Sanayii'nde bulunan istasyonda yaptığı hırsızlık eylemi sonrasında 31.03.2017 tarihinde kolluk görevlilerince yakalanan sanığın alınan savunmasında ... plakalı araç ile Nevşehir ilinden saat 20.30 sıralarında Niğde iline doğru hareket ettiği, Niğde ilinde daha önceden tespit ettiği ancak alamadığı 12 adet aküyü de çaldığı ve saat 21:30 sıralarında baz istasyonundan ayrıldığına yönelik savunması karşısında sanık hakkında Niğde ilinde gerçekleştirdiği hırsızlık suçlarından zincirleme suç hükümleri tesis tesis edilirken 5237 sayılı Kanun'un 143.maddesinin nazara alınması gerektiğinin düşünülmemiş olması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin ve katılan kurum vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere 5271 sayılı CMK'nın 7165 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 8. maddesi ile değişik 304/2. maddesi uyarınca, dosyanın gereği için Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 27.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.