İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2026/2132 Karar: 2026/4694 Tarih: 2026

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2026/2132 K.2026/4694

2. Ceza Dairesi 2026/2132 E. , 2026/4694 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/2063 E., 2025/1538 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma I.Sanık ...'un Temyiz Talebinin İncelenmesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 14.05.202

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2026/2132 E. , 2026/4694 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/2063 E., 2025/1538 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma I.Sanık ...'un Temyiz Talebinin İncelenmesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 14.05.202

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2026/2132 E. , 2026/4694 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/2063 E., 2025/1538 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma I.Sanık ...'un Temyiz Talebinin İncelenmesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 14.05.2025 tarihli ve 2025/2063 Esas, 2025/1538 Karar sayılı kararının, sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: Ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 10.10.2019 tarihli ve 2019/9.MD-355 Esas, 2019/596 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; sanığın yokluğunda verilen ve 29.05.2025 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 291. maddesinde belirlenen kanunî süre içerisinde 02.06.2025 tarihli, temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla, sanığın temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE, II. Sanık ... Müdafiinin Temyiz Talebinin İncelenmesinde İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin, zararın giderildiğine, suçu işlediğine dair somut delil bulunmadığına ve TCK'nın 145. maddesinin uygulanması gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre İstanbul Anadolu 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.01.2025 tarihli ve 2024/915 Esas, 2025/51 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık ve müdafiinin istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 19.02.2025 tarihli ve 2025/830 Esas, 2025/570 Karar sayılı kararı ile “...Dosyadaki anlatım ve belgelere göre, araya zaman aralığı girmediği ve fiilin kesintiye uğramadan sanık tarafından devam ettirildiği gözetildiğinde, aynı mal varlığına ait olan suça konu araçların aynı yerde park halinde bulunup bulunmadığının taraflardan sorularak tespit edilmesi, araçların aynı sokakta park halinde olduğunun dolayısıyla zaman ve mekan birliği içinde ve birbirini takip eden ardışık hareketlerle eylemlerin gerçekleştirildiğinin tespiti halinde eylemlerin hukuki anlamda tek bir fiili oluşturması nedeniyle sanığın tek bir hırsızlık suçundan TCK'nın 142/2-d maddesi gereğince cezalandırılması, araçların farklı sokaklarda veya bölgelerde park halinde olduklarının belirlenmesi durumunda ise eylemler arasındaki zaman ve mekan birliğinin bozulması nedeniyle, sanığın aynı mağdura karşı eylemleri nedeniyle ek savunma hakkı da verilmek suretiyle TCK'nın 142/2-d, 43 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile sanığın aynı mağdura karşı eylemleri nedeniyle TCK'nın 142/2-d ve 141. maddeleri gereğince mahkumiyetine karar verilmesi, Kabule göre de; Hükümden sonra şikayetten vazgeçme dilekçesi veren mağdur 15.01.2025 tarihli dilekçesinde; hüküm tarihinde şehir dışında olduğu için duruşmaya katılamadığını, bir kısmı banka aracılığı ile bir kısmı da elden almak suretiyle 09.01.2025 tarihli hüküm celsesi öncesi tüm zararın karşılandığını bildirmiş olması ve ekinde ibraz ettiği Garanti BBVA Bankasın ait 3.000-TL'lik ödeme dekont makbuz işlem tarihinin hüküm tarihi öncesine ait olması buna karşılık istinaf başvuru dilekçesinde sanık müdafi zararın bir kısmını duruşma öncesi bakiyesini ise hükümden sonra karşılandığını belirtmiş olması karşısında, Mağdur ile sanık müdafi beyanları arasındaki çelişki giderilip, mağdura zararının ne zaman ve ne miktarda giderildiğinin, kısmi ödeme mevcut ise TCK'nın 168/4. maddesi uyarınca sanık lehine etkin pişmanlık hükmüne rıza gösterip göstermediğinin sorulup belirlenmesi ile sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşullarının değerlendirilmemesi, Soruşturma sırasında incelenmek üzere emanete alınan emanetin 2024/229 15... /25609 sırasında kayıtlı eşyaların bizatihi suç teşkil eden eşyalardan olmaması da dikkate alındığında kime ait olduğu ve ne suretle suçta kullanıldıkları açıklığa kavuşturulmadan lokma, el feneri, yan keski, şarj adaptör ve kablosu, anahtarlığın müsaderelerine, kazağın sahibine iadesi yerine delil olarak saklanmasına, analiz sonrası atık sıvı kan numunesi ile 2024/25637 sırasında kayıtlı uyuşturucu madde (metanfetamin) kalıntısı bulunan plastik boru cam aparat ve ambalajların, üzerinde inceleme yapılan sigara izmaritlerinin imhaları yerine müsaderelerine karar verilmesi,...” nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 19.02.2025 tarihli ve 2025/830 Esas, 2025/570 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen İstanbul Anadolu 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.03.2025 tarihli ve 2025/222 Esas, 2025/350 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla