KÜNYE
2. Ceza Dairesi 2026/3166 E., 2026/8376 K.
- Karar tarihi
- 5 Mayıs 2026
- Konu
- Ceza Hukuku
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2025/33 D. İş
- Suç
- Hırsızlık İNCELEME KONUSU
- Karar
- İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
- Tebliğname görüşü
- İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet
Karar Detayı
485 kelime·2 dk okuma·2 bölüm
Başsavcılığının 11.02.2026 tarihli ve KYB-2026/8903 sayılı kanun yararına bozma isteminin.
"5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2. maddesindeki "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak,
ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenlemeler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/02/2009 tarihli ve 2008/11-250 esas, 2009/13 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun kesinleşmiş, infaz edilmekte olan veya hukukî yararı bulunması koşuluyla infaz edilmiş hükümlere de uygulanabileceği öngörüldüğünden, hükmü veren mahkemece 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2. maddesi uyarınca,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinin hükümlü hakkında kesinleşen ceza miktarına göre uygulanması söz konusu olabileceği ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının adlî sicil kayıtlarında yer almayacağından cezanın sonuçları yönünden lehe olduğu gözetilerek, uyarlama yargılaması sonucunda hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının tartışılması zorunlu olduğu cihetle, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2. maddesinde "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesinde "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak,
ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." şeklinde yer alan düzenlemeler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı ilâmında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun kesinleşmiş, infaz edilmekte olan veya hukukî yararın bulunması koşuluyla infaz edilmiş hükümlere de uygulanabileceğinin belirtilmesi karşısında;
hükmü veren mahkemece 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2. maddesi uyarınca, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinin hükümlü hakkında kesinleşen ceza miktarına göre uygulanmasının söz konusu olabileceği ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının adlî sicil kayıtlarında yer almayacağından cezanın sonuçları yönünden lehe olduğu gözetilerek,
uyarlama yargılaması sonucunda hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının tartışılmasının zorunlu olduğu dikkate alınmadan "şartları oluşmadığından" biçimindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile hükümlü müdafiinin bu yöndeki talebinin reddine karar verildiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.