KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2025/3383 E., 2025/10064 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Kasım 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1641 E., 2024/1533 K.
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 18. Aile Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/181 E., 2022/34 K.
Karar Metni
362 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı- davalı kadın vekili tarafından tedbir ve iştirak nafakalarının miktarı, maddî ve manevî tazminatların miktarı yönünden; davalı- davacı erkek vekili tarafından ise kararın gerekçesiz olduğu, kusur belirlemesi, kadının davasının kabulü, hükmedilen maddî ve manevî tazminatlar ve miktarı, tedbir nafakasına hükmedilmesi ile erkeğin reddedilen tazminat istemleri yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle Mahkemece erkeğe yüklenen ''tehdit'' vakıasının dava tarihinden sonra gerçekleştiğinin, bu nedenle erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceğinin, dinlenen tanık beyanlarından da kadının ''erkeğin ailesini aşağıladığı'' vakıasının sabit olduğunun ve kadına kusur olarak yüklenmesi gerektiğinin ,
yine de kabul edilen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlara göre erkeğin boşanmaya sebebiyet veren olaylarda ağır kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre davalı-davacı erkeğin tüm, davacı-davalı kadının aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2.Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre, ortak çocukların ihtiyaçlarına nazaran takdir edilen iştirak nafakası azdır. Mahkemece, 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/3383, K. 2025/10064, 24 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama