KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2008/9179 E., 2009/8702 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Haziran 2009
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
675 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 10.9.1992-15.9.1994 ve 10.9.1996-15.10.2002 tarihleri arasında geçen sigortalı çalışmalarının tespitiyle işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Uyuşmazlık, davacının davalılara ait işyerinde 10.09.1992-15.09.1994 ila 10.09.1996-15.10.2002 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak sürekli çalıştığının tespitine ilişkindir. Mahkemece isbatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı yasanın 79.maddesidir.506 sayılı yasanın 79/10 maddesi uyarınca hizmet aktine dayalı olarak geçen kuruma kayıt ve tescil edilmeyen hizmetlerin tesbitinde; yönetmelikle tesbit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tesbit edilemeyen sigortalılar çalıştıklarını hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içersinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilecekleri öngörülmüştür.Somut olayda, Davacının10.09.1992-15.09.1994 tarihleri arasındaki dönem yönünden hizmetinin geçtiği yılın sonu 31.12.1994 tarihidir.
Dava ise 13.12.2002’de açılmıştır. Hal böyle olunca bu dönem yönünden hak düşürücü sürenin geçtiğinin kabulu gerekir.Bu dönemin hak düşürücü süre yönünden reddi yerine isbat edilemediğinden reddine karar verilmesi doğru değildir.
Davacının 10.09.1996-15.10.2002 tarihleri arasındaki dönem yönünden istemine gelince; Somut olayda davacı yönünden davalılara ait işyerinden herhangi bir bildirimde bulunulmamış,davalı tanığı olarak dinlenen bordro tanıkları ... ,... ve ... davacıyı tanımadıklarını ileri sürerken ,bordro tanığı olmayan davacı tanıkları ... ve... kendilerinin de davalılara ait iş yerinde çalıştıklarını ancak sigortalı gösterilmediklerini belirterek davacı iddiasını doğrulamışlardır.
Bu tür hizmet tesbitine yönelik davaların kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi icabettiği, Yargıtayın ve giderek Dairemizin yerleşmiş ictihadı gereğidir. Yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/8. maddesi olan bu tür davalarda, öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin, işveren, tarafından verilip verilmediği, ya da çalıştıklarının kurumca tesbit edilip edilmediği yöntemince araştırılmalıdır.
Bu yasal koşul oluşmuşsa işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı, Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.
Çalışma olgusu her türlü delille ıspatlanabilirse de çalışmasının konusu, sürekli kesintili mevsimlik mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konularında tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre isticvap olunmalı, işyerinin kapsam kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmeli, mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef,
ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlendikten sonra ücret konusu üzerinde durulmalı tesbiti istenilen sürenin evvelinde ve sonrasında beyyine başlangıç sayılabilecek ödeme belgeleri ve sair bu nitelikte bir belge yoksa Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunun M.288 de yazılı sınırları taşan ücret alma iddialarında yazılı delil aranmalı bu sınırlar altında kalan ücret alma iddialarında
ücret miktarları tanıklardan sorulmalı 506 sayılı Kanunun madde. 3 B ve D de olduğu gibi ücretin sigortalı sayılmanın koşulu olan durumlarda ücret alma olgusunun var olup olmadığı özellikle saptanmalıdır. Bu davalarda işverenin kabulünün tek başına hukuki bir sonuç doğurmayacağı gözönünde tutulmalıdır.
Öte yandan dosyadaki belgelerden davacının 01.09.1994-30.06.1997 tarihleri arasında 2925 sayılı Yasa'ya tabi tarım sigortalısı 01.11.1997-30.04.2003 tarihleri arasında ise 1479 sayılı Yasa'ya tabi isteğe bağlı ... sigortalısı olduğu anlaşılmaktadır.Her iki sigortalılığında isteğe bağlı sigortalılık niteliğinde olduğu davanın subutu halinde zorunlu nitelik taşıyan SSK sigortalılığına üstünlük tanınacağı açıktır.
Mahkemece bu durumda yapılacak; Bu tür davaların kişilerin sosyal güvenliğine ilişkin olması ve kamu düzenini ilgilendirdiği gözönünde tutularak gerektiğinde, doğrudan soruşturmayı genişletmek suretiyle ve olabildiğince delilleri toplayıp bu bağlamda yeniden bordro tanıkları veya komşu iş yeri tanıkları dinlenerek çalışma olgusu hiç bir tereddüt ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde tesbit edilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2008/9179, K. 2009/8702, 16 Haziran 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama