KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/10175 E., 2012/1364 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Şubat 2012
- Mahkemesi
- ... İş Mahkemesi
Karar Metni
512 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, oğlundan dolayı ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Dava, davacının 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı iken 23.03.1999 tarihinde ölen oğlu ...’den dolayı 1999 ve 2008 yıllarında yaptığı başvuruyu reddeden Kurum işleminin iptali ile ölüm aylığına hak kazandığının tesbiti istemine ilişkindir. Mahkemece istemin reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 65. ve 69. maddelerinde hangi hallerde sigortalının hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanacağı belirlenmiştir.Yasa’nın öngördüğü koşulların oluşmadığının saptanması durumunda; hak sahibine aylık bağlanamayacağı açık-seçiktir.
506 sayılı Yasa'nın 65.maddesinde ölüm sigortasından sağlanan yardımlar arasında, ölen sigortalının eşine, çocuklarına, ana ve babasına aylık bağlanmasının yer aldığı, 69.maddesinde ise, sigortalının ölümü tarihinde eşine ve çocuklarına bağlanması gereken aylıkların toplamının, sigortalıya ait aylıktan aşağı olması halinde, artanının, eşit hisseler halinde, sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışmayan veya 2022 sayılı Kanuna göre bağlanan aylık hariç olmak üzere buralardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almayan ana ve babasına aylık olarak verileceği, ancak,
bunların her birinin hissesinin sigortalıya ait aylığın %25'ini geçemeyeceği belirtilmiştir.
Öte yandan 29.07.2003 tarihli 4958 sayılı Yasa'nın 35. maddesi ile 506 sayılı Yasa'nın 69. maddesindeki “geçiminin sigortalı tarafından sağlandığı belgelenen” ibareleri değiştirilerek yerine “sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışmayan veya 2022 sayılı Kanuna göre bağlanan aylık hariç olmak üzere buralardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almayan” ibareleri getirtilmiştir. Bu tür yeni yasaların yürürlüğe girmeleri ile birlikte derhal tesirini husule getireceği henüz kesinleşmemiş olan eldeki dava yönünden de dikkate alınması gerekeceği tartışmasızdır. Bu gibi durumlarda kanunların geriye yürümesi değil ani etkisi söz konusudur.
Somut olayda, davacının geçiminin sigortalı tarafından sağlandığı belgelenemediğinden 29.07.2003 tarihli 4958 sayılı Yasa'nın 35. maddesi ile değiştirilmeden önceki 506 sayılı Yasa'nın 69. maddesi uyarınca davacı ölen oğlundan dolayı aylık alamayacaktır.
Ancak 29.07.2003 tarihli 4958 sayılı Yasa'nın 35. maddesi ile 506 sayılı Yasa'nın 69. maddesindeki değişiklik uyarınca yürürlük tarihi olan 06.08.2003 tarihinden itibaren sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışmayan veya 2022 sayılı Kanuna göre bağlanan aylık hariç olmak üzere buralardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almayanlar aylık alabileceğinden, mahkemece yapılan araştırmaya göre de davacının sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışmadığı, Bağ-Kur ve Emekli Sandığından gelir veya aylık almadığı tespit edildiğinden,
06.11.2008 talep tarihini takip eden aybaşından itibaren davacıya ölüm aylığı bağlanması gerekirken yazılı şekilde istemin reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş, hak sahibi ana yönünden 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 29.07.2003 tarihli 4958 sayılı Yasa'nın 35. maddesi ile 506 sayılı Yasa'nın 69. maddesindeki değişiklik göz önünde bulundurularak 06.11.2008 talep tarihini takip eden aybaşı olan 01.12.2008 tarihinden itibaren davacıya ölüm aylığı bağlanması gerektiğine karar vermektir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2010/10175, K. 2012/1364, 9 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama