KÜNYE
22. Hukuk Dairesi 2011/9190 E., 2012/3069 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Mart 2012
- Mahkemesi
- Kadıköy 3. İş Mahkemesi
- Tarihi
- 17/09/2010
- Numarası
- 2009/908-2010/634
Karar Metni
436 kelime·2 dk okuma
Davacı, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini iddia ederek feshin geçersizliğine işe iadesine ve işe başlatmama durumuna ilişkin haklarının belirlenmesini istemiş; buna karşılık davalı işveren ise davacının şirkete 13.11.2009 tarihli ihtarname çektikten sonra personele sözlü olarak istifa ettiğini bildirip bir daha işe gelmediğini ardı ardına iki gün işe gelmemesi üzerine iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II – g maddesi uyarınca haklı nedenle feshedildiğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davacının istifa ederek 18.11.2009 tarihinde işten ayrıldığı, bu husustaki tutanağın tanıklarca da doğrulandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Gerçekten istifa işçinin iş sözleşmesinin bozulmasına (feshine) yönelik irade beyanı olup istifa olgusunun sabit olması durumunda istifa ile iş sözleşmesi sona ermiş olacağından bundan sonraki devamsızlığın hukuki sonuç doğurması ve bu husunta düzenlenen tutanaklara değer verilmesi mümkün değildir.
Ne var ki; dosya içeriğine göre 18.11.2009 tarihli tutanakta davacının istifa ettiği belirtilmiş ise de istifa olgusu davacıdan sadır olmuş yazılı delille kanıtlanmış değildir. Davalı tanıkları davacı işten ayrılırken işe gelmeyeceğini söylediğini ve bir daha gelmediğini bildirmişlerdir.
Bir yandan davacının istifa ettiği diğer yandan devamsızlık nedeniyle iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiği şeklinde ileri sürülmüş olan kendi içinde çelişkili savunma karşısında mahkemenin kabulünün aksine davalı tanıklarının anlatımları istifa olgusunu kanıtlayama yeterli bulunmamıştır. Davacı tanıklarının beyanı davacının işveren tarafından işten çıkartıldığı yolundadır.
Davacının fazla mesai ücretinin ödenmesi için Kadıköy 14. Noterliği aracılığıyla gönderdiği 13.07.2009 tarihli ihtarnamenin 18.11.2009 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür. Tarafların tüm bu delillerin birlikte değerlendirildiğinde davacının fazla mesai ücretini talep etmesi üzerine iş sözleşmesinin işverence feshedildiği ağırlık kazanmaktadır.
Bu durumda iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedidiğinin kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davacının istifa ederek işten ayrıldığının kabulü hatalıdır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 20/3 maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılması ve Dairemizce aşağıda belirtilen şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2011/9190, K. 2012/3069, 1 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama