KÜNYE
23. Hukuk Dairesi 2015/9955 E., 2018/2296 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mart 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
504 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki haksız işgal tazminatı davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı yükleniciyle aralarında 27.09.1995 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşme gereği 3 adet bağımsız bölümün kendisine verileceğini, 2 adet daire teslim edilerek 10 no'lu bağımsız bölümün ise dava dışı 3. kişiye satıldığını, esasen binanın imara aykırı yapıldığını, belediyenin yıkım kararı bulunduğunu ileri sürerek, öncelikle 150 m²'lik dairenin veya rayiç bedelinin saptanarak, davalıdan tahsiline, bu mümkün olmazsa akdin feshine, binanın kal'ine ve müdahalenin men'ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, müvekkilinin davacı hissesine isabet eden bağımsız bölümleri teslim ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacıya sözleşmede kararlaştırılan bağımsız bölümlerin teslim edildiği, davacının talep ettiği kısmın imara aykırı olduğu ve yasal hale getirilmesinin mümkün olmadığı, kaçak kısımlardan talepte bulunulamayacağı, bina tümüyle iskâna açıldığından akdin feshinin istenmesinin iyiniyet kurallarına uygun olmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine, Dairemizin 06.07.2012 tarih ve 2012/1920 E, 2012/4705 K sayılı ilamıyla, “dava konusu binanın projesine ve ruhsatına aykırı olduğu ve bu durumun düzeltilemeyeceği yapılan yargılama sonucu tespit edilmiş bulunmaktadır.
İnşa edilen tüm binaların İmar Kanunu hükümlerine uygun yapılması ve ruhsata bağlanması zorunludur. İmar mevzuatı kamu düzeninden olup, mahkemece de re'sen dikkate alınması gerekmektedir.
Bu hale göre davalı yüklenicinin sözleşmeye ve projeye aykırı bina inşa ederek edimini ifada temerrüde düştüğü ve binanın yasal hale getirilme imkânının da bulunmadığı, sözleşmenin fesih koşulları oluştuğu ve bu yönde talep de bulunduğu halde fesih isteminin reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi; davacı arsa sahibi müdahalenin önlenmesi ve kâl isteklerinde de bulunmuştur.
Dava konusu taşınmazda taraflar dışında başka paydaşların ve hatta ikamet edenlerin bulunduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Şu hale göre, davacıya uygun süre verilerek, diğer tapu paydaşları ve ikamet edenler aleyhine müdahalenin men'i ve kâl davası açması sağlanıp eldeki dava ile birleştirilerek, bu talepler hakkında toplanacak deliller çerçevesinde bir karar verilmesi” gerektiği belirtilerek bozulmuş Dairemizin 2012/5491 esas, 2012/7707 kararı ile 27.12.2012 tarihinde karar düzeltme talebi reddedilmiştir.Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacıya dava dışı paydaşların davaya katılmasının sağlanması ya da ayrı dava açılması hususunda iki kez ve kesin olmak üzere süre verilmiş,
verilen süre de ara karar gereğinin yerine getirilmediği, binanın ruhsata uygun yapılmadığı, davalı yüklenicinin ifayı yerine getirmediği, tüm paydaşların davaya katılıp taraf oluşumu sağlanamadığı gerekçesiyle, elatmanın önlenmesi ve kal istemlerinin reddine, taraflar arasındaki sözleşmenin geçersiz bulunduğunun tespitine karar verilmiştir.Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2015/9955, K. 2018/2296, 21 Mart 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama