İçeriğe geç
AC
3. Ceza Dairesi Esas: 2024/16716 Karar: 2025/14297 Tarih: 2025

Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2024/16716 K.2025/14297

3. Ceza Dairesi 2024/16716 E. , 2025/14297 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Sulh Ceza Hakimliği SAYISI: 2022/4280 Değişik İş SUÇ : Terör örgütünün propagandası yapma KARAR: Kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırılması talebinin reddine dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adal

Karar Özeti

3. Ceza Dairesi 2024/16716 E. , 2025/14297 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Sulh Ceza Hakimliği SAYISI: 2022/4280 Değişik İş SUÇ : Terör örgütünün propagandası yapma KARAR: Kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırılması talebinin reddine dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adal

Karar Detayı

3. Ceza Dairesi 2024/16716 E. , 2025/14297 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Sulh Ceza Hakimliği SAYISI: 2022/4280 Değişik İş SUÇ : Terör örgütünün propagandası yapma KARAR: Kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırılması talebinin reddine dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın Kanun yararına bozulması Şüpheli ... hakkında terör örgütünün propagandasını yapma suçundan yapılan soruşturma sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 25.05.2022 tarihli ve 2021/80187 soruşturma, 2022/59272 sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına (KYOK/KYO) karar verildiği, müşteki ... (...) tarafından suçun unsurların oluştuğu halde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği belirtilerek KYOK'un kaldırılmasının talep edildiği, dosyanın gönderildiği merci İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliğinin 22.11.2022 tarihli, 2022/4280 değişik iş sayılı kararı ile, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın usul ve kanuna uygun olduğu, delillerin takdirinde ve KYOK gerekçesinde isabetsizlik görülmediği değerlendirmesi ile kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırılması talebinin "kesin" olarak reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Müştekinin talebi üzerine Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesi uyarınca, 12.07.2024 tarihli ve 94660652-105-34-17963-2024-KYB sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.09.2024 tarihli ve 2024/81488 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A.Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Terör örgütü propagandası yapmak suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 25/05/2022 tarihli ve 2021/80187 soruşturma, 2022/59272 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliğinin 22.11.2022 tarihli ve 2022/4280 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Dosya kapsamına göre, şüphelinin ... olaylarının yıl dönümü nedeniyle Twitter adlı sosyal paylaşım sitesinde kendi hesabı üzerinden " Teslim olmuyoruz! ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... # ..." şeklinde yaptığı paylaşımın herkes tarafından görülebilecek şekilde olması da dikkate alındığında, söz konusu paylaşımın şüpheli hakkında atılı suçtan kamu davası açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu ve bu delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B.Hukuki Süreç 1.Şüpheli ...'nın 29.05.1972 Erzincan doğumlu olduğu, ... Genel Müdürlüğünde şef montajcı olarak çalıştığı, 30.03.2021 tarihinde kendisine ait ... rumuzlu Twitter sosyal medya hesabından "Teslim olmuyoruz! ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... # ..." şeklinde paylaşım yaptığının müşteki kurum tarafından bildirilmesi üzerine terör örgütünün propagandasını yapma suçunu işlediği iddiasıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/80187 soruşturma sayılı dosyası ile soruşturma işlemlerine başlanılmıştır. 2.Yürütülen soruşturmada sonucunda, paylaşımda kullanılan sözlerin terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerini öven, meşru gösteren ya da teşvik eden niteliğe ulaşmadığı ve ulusal güvenlik ve kamu düzeni üzerindeki potansiyel etkisinin sınırlı olduğu, ciddi bir tehlike yaratmadığı, suçun unsurlarının oluşmadığı, paylaşımın sempatizanlık düzeyinde kaldığı gerekçesiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 25.05.2022 tarihli ve 2021/80187 soruşturma, 2022/59272 sayılı kararı ile KYOK verilmiştir. 3.Söz konusu karara karşı, yasal süresi içerisinde müşteki vekili tarafından itirazda bulunulmuştur. 4.Dosyanın gönderildiği merci İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliğinin 22.11.2022 tarihli, 2022/4280 değişik iş sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın usul ve yasaya uygun olduğu, delillerin takdirinde ve KYOK gerekçesinde isabetsizlik görülmediği değerlendirmesi ile müşteki vekilinin itirazının reddine kesin olarak karar verilmiştir. 5.Müşteki vekilinin talebi üzerine Adalet Bakanlığının, 12.07.2024 tarihli ve 94660652-105-34-17963-2024-KYB sayılı yazısı ile İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliğinin 22.11.2022 tarihli 2022/4280 Değişik İş sayılı kararının CMK 309. maddesi gereğince kanun yararına bozulması talep edilmiştir. C.İlgili Hukuk Konu ile ilgili olarak 5271 sayılı CMK'nın 160 ve devamı maddelerinde soruşturma işlemleri, aynı Kanun'un 172 inci maddesinde ise kovuşturmaya yer olmadığı kararlarının verilmesi, 3713 sayılı TMK'nın 7/2 nci maddesinde terör örgütünün propagandasını yapma suçu düzenlenmiştir. D.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlığın özü, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair merci kararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkindir. Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar (5271 sayılı Kanun 160/1 m.). Cumhuriyet savcısı, doğrudan doğruya veya emrindeki adli kolluk görevlileri aracılığıyla her türlü araştırmayı yapabilir (5271 sayılı Kanun 161/1 m.). Soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilmemesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hallerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı süresi ve mercii gösterilir (5271 sayılı Kanun 172/1 m.). Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz. (5271 sayılı Kanun 172/2 m.). 3713 sayılı TMK'nın 7/2 nci maddesinde, terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişinin, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı, bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde ise verilecek cezanın yarı oranında artırılacağı hüküm altına alınmıştır. İfade özgürlüğü T.C. Anayasası'nın 26. ve Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına dair Sözleşmenin 10. maddesi ile teminat altına alınmıştır. İfade özgürlüğünün kullanımına meşru bir müdahale için; 1- Müdahalenin yasalarda öngörülmüş olması gereklidir. 2- Ulusal güvenlik, toprak bütünlüğü, kamu emniyeti, kamu düzeninin sağlanması ve suçun işlenmesinin önlenmesi, sağlığın korunması, ahlakın, başkalarının şöhret ya da haklarının korunması, gizli tutulması kaydıyla alınmış bilgilerin açıklanmalarının engellenmesi ve yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanmasına ilişkin değerlerden bir veya bir kaçını korumaya yönelik olmalıdır. 3- Müdahale demokratik bir toplumda gerekli bulunmalıdır. İfade özgürlüğü terörle mücadele kapsamında en çok müdahale ve sınırlamaya maruz kalan temel haklardandır. Nitekim 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7/2. maddesindeki propaganda yasağı bu duruma örnek teşkil etmekle birlikte yasa koyucu madde de zaman zaman yaptığı değişikliklerle özgürlüğü genişletmiştir. Bu amaçla 11.04.2013 tarih ve 6459 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile yapılan değişiklik sonucu; terör örgütünün propagandası suçunun oluşabilmesi için; örgütün “cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da teşvik edecek şekilde” yapılması zorunlu kılınarak, sınırlamanın AİHS uygun hale getirilmesi amaçlanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de; kişinin hakkı ile toplumun çıkarı ve özellikle kişinin temel ifade özgürlüğü hakkı ve demokratik toplumun terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı kendini korumaya ilişkin meşru hakkı arasında bir denge kurulması ihtiyacını beraberinde getirmektedir. (Zana v. Türkiye) Devletlerin terör ile mücadelesinin zorluklarına vurgu yaparak, müdahalenin acil bir toplumsal ihtiyaçtan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, hedeflenen meşru amaca uygun olup olmadığını, devlet yetkililerince ileri sürülen gerekçelerin ilgili ve yeterli bulunup bulunmadığı ortaya konulmalıdır. (Yılmaz ve Kılıç/ Türkiye davası) Toplantı veya gösteri yürüyüşünde olsun veya olmasın; yazı veya sözler (atılan slogan, taşınan pankart veya giyilen üniforma) ile verilen mesajın şiddete çağrı, tahrik ve teşvik edici ya da silahlı direnişe ve isyana davet şeklinde veya insanda saldırgan duygular oluşturacak biçimde anlamsız bir nefret yaratarak şiddetin doğmasına uygun bir ortamı kışkırtacak nefret söylemi olup olmadığı değerlendirilmeli, doğrudan veya dolaylı şiddete çağrı var ise sanığın kimliği, konumu, konuşulan yer ve zamanı gibi açık ve yakın tehlike testi bakımından analize tabi tutulmalıdır. İfade özgürlüğü sadece memnuniyetle karşılanan zararsız veya önemsiz sayılan insanların kayıtsız kalabileceği bilgi ve fikirler için değil, aynı zamanda demokratik toplumu şekillendiren çoğulculuğun, hoşgörünün ve geniş fikirliliğin doğasında bulunan bir gereklilik olarak saldırgan, şok eden, rahatsızlık veren veya ayrılık yaratabilen fikirler içinde uygulanabilmelidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli 2017/16-944 Esas - 2020/411 Karar sayılı kararında; bir toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında "..., ..., ..., kurtuluşa kadar savaş" ve "İsyan, devrim, özgürlük" şeklinde atılan sloganların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve silahlı terör örgütünün propagandası yapma suçunun oluşmadığı kabul edilmiştir. Dairemizin 15.01.2024 tarihli ve 2022/6845 esas - 2024/411 karar sayılı kararı ile; Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 07.02.2017 tarihli 2015/7522 esas - 2017/850 karar, 01.06.2016 tarihli 2015/2282 esas - 2016/3884 karar sayılı kararlarında da, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yukarıda gösterilen kararında belirtilen sloganlara benzer sloganların terör örgütünün propagandası yapma suçunu oluşturmadığı kabul edilmiştir. Yukarıda belirtilen bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Uyuşmazlığa konu olayın gerçekleşme şekline göre, terör örgütünün propagandasını yapma suçunun niteliği itibariyle suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen, davaya katılma ve kanun yollarına başvurma hakkı bulunmayan ...'nin, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen KYOK'a karşı yapmış olduğu itirazın, merci tarafından sıfat yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemiş olması, bu hususun kanun yararına bozma istemine konu edilmemiş olması ve netice itibariyle itirazın reddine karar verilmesi nedenleriyle değerlendirme kapsamı dışında bırakılarak yapılan inceleme; Sanığın, kendi kullanımında olduğunu kabul ettiği sosyal medya hesabından yapmış olduğu uyuşmazlığa konu paylaşımın, terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek nitelikte olmadığı, keza söz konusu paylaşımın şiddete çağrı, tahrik ve teşvik edici ya da silahlı direnişe ve isyana davet şeklinde veya insanda saldırgan duygular oluşturacak biçimde anlamsız bir nefret yaratarak şiddetin doğmasına uygun bir ortamı kışkırtacak nefret söylemi vasfında olduğunun da kabul edilemeyeceği, yukarıda yer verilen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ve Dairemizin içtihatlarının da benzer doğrultuda olduğu, bu nedenle uyuşmazlığa konu paylaşımın terör örgütünün propagandasını yapma suçuna vücut vermediği anlaşıldığından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle verilen 25.05.2022 tarihli ve 2021/80187 soruşturma - 2022/59272 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığı kararı ile bu karara karşı yapılan itirazın reddine dair merci İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliğinin 22.11.2022 tarihli, 2022/4280 değişik iş sayılı kararında eylemin nitelendirilmesi açısından isabetsizlik görülmediğinden kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir. II.KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğname'deki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, merciine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.05.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla