Karar Özeti
3. Ceza Dairesi 2025/2088 E. , 2025/15854 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI: 2024/426 Değişik iş SUÇ: Terör örgütü propagandası yapmak, Görevi yaptırmamak için direnme, Kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret KARAR: İddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itirazın kabulü KANUN YARARI
Karar Detayı
3. Ceza Dairesi 2025/2088 E. , 2025/15854 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI: 2024/426 Değişik iş SUÇ: Terör örgütü propagandası yapmak, Görevi yaptırmamak için direnme, Kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret KARAR: İddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itirazın kabulü KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Şüpheli hakkında Terör örgütü propagandası yapmak, Görevi yaptırmamak için direnme, Kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret suçlarından yapılan soruşturma sonucunda tanzim edilen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 27.05.2024 tarihli ve 2020/3125 soruşturma, 2024/33143 esas sayılı iddianamesinin, Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.05.2024 tarihli 2024/114 iddianame değerlendirme numaralı kararıyla iadesine karar verildiği, Cumhuriyet savcısı tarafından iade kararının kaldırılması talebiyle söz konusu karara karşı itiraz edildiği, merci Ankara 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 12.06.2024 tarihli ve 2024/426 değişik iş sayılı kararı ile Cumhuriyet savcısının itirazı kabul edilerek iddianamenin iadesi kararının kaldırılmasına kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesi uyarınca, 21.01.2025 tarihli ve 94660652-105-06-36489-2024-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.02.2025 tarihli ve 2025/11520 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A.Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Terör örgütü propagandası yapma, görevi yaptırmamak için direnme ve kamu görevlisine hakaret suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 27.05.2024 tarihli ve 2020/3125 soruşturma, 2024/33143 esas, 2024/4523 sayılı iddianamenin iadesine dair Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.05.2024 tarihli ve 2024/114 iddianame değerlendirme sayılı iddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itirazın kabulüne ilişkin mercii Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.06.2024 tarihli ve 2024/426 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Mahkemesince, Türkiye Büyük Millet Meclisinde .... Dönem milletvekili olarak görev yapan şüpheli hakkında işlediği iddia olunan suçlarla ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenen iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 161/9 uncu maddesine aykırı şekilde düzenlendiğinden bahisle iadesine karar verilmesine müteakip, anılan karara Cumhuriyet savcısı tarafından itiraz edilmesini takiben yapılan itirazın kabulü ile iddanamenin iadesi kararının kaldırılmasına konu somut olayda, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 161/9 uncu maddesinde yer alan, "(Ek: 15/8/2017-KHK-694/146 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/141 md.) Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen milletvekili hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve bu yer ağır ceza mahkemesine aittir. Soruşturmayı Cumhuriyet Başsavcısı veya görevlendireceği vekili bizzat yapar. Başsavcı veya vekili, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısından soruşturmanın kısmen veya tamamen yapılmasını isteyebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı zorunlu olan delilleri toplar ve gerekmesi hâlinde alınacak kararlar bakımından bulunduğu yer sulh ceza hâkimliğinden talepte bulunur." şeklindeki, 5271 sayılı Kanun'un 170/1 inci maddesinde yer alan, " Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir." ve 170/2 nci maddesinde yer alan "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler. "şeklindeki, 5271 sayılı Kanun'un 174/1 inci maddesinde yer alan "Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle; a) 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen...,İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir." şeklindeki, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 17. Maddesinde yer alan "Cumhuriyet başsavcılığının görevleri şunlardır: 1- Kamu davasının açılmasına yer olup olmadığına karar vermek üzere soruşturma yapmak veya yaptırmak, 2- Kanun hükümlerine göre, yargılama faaliyetlerini kamu adına izlemek, bunlara katılmak ve gerektiğinde kanun yollarına başvurmak, 3- Kesinleşen mahkeme kararlarının yerine getirilmesi ile ilgili işlemleri yapmak ve izlemek, 4- Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak. şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, Dosya kapsamına göre, Türkiye Büyük Millet Meclisinde .... Dönem milletvekili olarak görev yapan şüpheli hakkında işlediği iddia olunan görevi yaptırmamak için direnme, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret ve terör örgütü propagandası yapma suçlarından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma yürütüldüğü, 5271 sayılı Kanun'un 161/9 uncu maddesi uyarınca milletvekili hakkında soruşturma yapma ve işlediği iddia olunan eylemler hakkında yeterli suç şüphesine ulaşılması halinde kamu davası açma yetkisinin münhasıran Cumhuriyet başsavcısı veya görevlendireceği vekilinde olduğu, Cumhuriyet savcısının bu konuda anılan Kanun'un 170/1 inci maddesi uyarınca soruşturma yürütme ve dolayısıyla kamu davası açma yetkisinin bulunmadığı, Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.05.2024 tarihli ve 2024/114 iddianame değerlendirme sayılı iddianamenin iadesi kararının anılan Kanun'un 161/9, 170/1 ve 174/1-a maddeleri uyarınca yerinde olduğu cihetle, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B.Hukuki Süreç 1.Şüpheli ...'in .... Dönem ... (...) ... milletvekili olarak görev yaptığı, TBMM'nin 28. Döneminde ise milletvekili olarak seçilmediği tespit edilmiştir. 2.Şüphelinin milletvekili olarak görev yaptığı dönemde işlediği iddia olunan suçlar nedeniyle soruşturmalar başlatıldığı, bu kapsamda 02.03.2019 tarihinde işlediği terör örgütü propagandası yapmak ve suç ve suçluyu övme suçları nedeniyle 23.03.2020 tarihinde; 17.01.2020 tarihinde işlediği terör örgütü propagandası yapmak suçu nedeniyle 21.10.2021 tarihinde; 21.01.2021 tarihinde işlediği terör örgütü propagandası yapmak suçu nedeniyle 13.06.2022 tarihinde; 21.03.2021 tarihinde işlediği terör örgütü propagandası yapmak suçu nedeniyle 06.09.2022 tarihinde; 14.03.2021 tarihinde işlediği terör örgütü propagandası yapmak ve Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçları nedeniyle 08.11.2022 tarihinde; 07.10.2022 tarihinde işlediği terör örgütü propagandası yapmak ve Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçları nedeniyle 25.11.2022 tarihinde; 20.03.2022 tarihinde işlediği terör örgütü propagandası yapmak ve Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçları nedeniyle 16.03.2023 tarihinde milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması talebiyle TBMM'ye fezlekeler yazıldığı anlaşılmıştır. 3.TBMM Kanunlar ve Kararlar Başkanlığının 12.06.2023 tarihli yazısı ile şüphelinin 14.05.2023 tarihinde yapılan 28. Dönem milletvekili genel seçimlerinde milletvekili seçilememesi nedeniyle yasama dokunulmazlığının bulunmadığı, bu nedenle dokunulmazlığın kaldırılması taleplerine dair evrakların gönderildiği belirtilmiştir. Yine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Parlamenterler Bürosunun 15.05.2023 tarihli yazısı ile şüphelinin milletvekilliğinin sona ermesi nedeniyle soruşturmanın genel usullere göre yürütülmek üzere Terör Suçları Soruşturma Bürosuna gönderildiği belirtilmiştir. 4.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 27.052024 tarihli ve 2020/3125 soruşturma, 2024/33143 Esas sayılı ve genel yetkili Cumhuriyet savcısı tarafından tanzim edilen iddianamesiyle şüphelinin 08.03.2019 tarihinde Görevi yaptırmamak için direnme ve Kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret; 2019-2022 tarihleri arasında ise Terör örgütü propagandası yapmak suçlarını işlediği iddiasıyla atılı suçlardan cezalandırılması talep edilmiştir. 5.Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.05.2024 tarihli ve 2024/114 İddianame değerlendirme numaralı kararıyla, soruşturmanın başladığı ve suçun işlendiği tarihlerde şüphelinin .... Dönem milletvekili olarak görev yaptığı, 5271 sayılı CMK'nın 161/9 uncu maddesi uyarınca milletvekilleri hakkındaki soruşturmanın Başsavcı ve vekili tarafından yürütülmesi gerektiği, somut olayda genel yetkili Cumhuriyet savcısı tarafından tanzim edilen iddianamenin Kanun'a açıkça aykırı olduğu ve hukuken geçerli bir iddianame olarak kabul edilemeyeceği, bu durumun 5271 sayılı CMK'nın 174 üncü maddesi gereğince iade nedeni olduğu belirtilerek iddianamenin iadesine karar verildiği anlaşılmıştır. 6.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 31.05.2024 tarihli ve 2020/3125 Soruşturma sayılı yazısı ile şüphelinin 28. Dönemde milletvekili olarak seçilemediği, iade nedenlerinin 5271 sayılı CMK'nın 174 üncü Maddesinde tahdidi olarak sayıldığı, mahkemenin iade sebebinin bu maddede sayılan iade nedenlerinde birisi olmadığı gerekçesiyle iddianamenin iadesi kararının kaldırılması aksi takdirde evrakın itiraz mercine gönderilmesi talep edilmiş, Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesince itiraz erinde görülmediğinden dosya incelenmek üzere itiraz merciine gönderilmiştir. 7.Merci Ankara 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 12.06.2024 tarihli ve 2024/426 değişik iş sayılı kararıyla; Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan itiraz yerinde görülerek usul ve yasaya aykırı olduğu değerlendirilen Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.05.2024 tarihli ve 2024/114 İddianame değerlendirme numaralı iddianamenin iadesi kararının kaldırılmasına kesin olarak karar verilmiştir. 8.Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin talebi üzerine Adalet Bakanlığının, 21.01.2025 tarihli ve 94660652-105-06-36489-2024-Kyb sayılı yazısı ile merci Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.06.2024 tarihli ve 2024/426 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309 uncu maddesi gereğince kanun yararına bozulması talep edilmiştir. C.İlgili Hukuk Konu ile ilgili yasal düzenlemeler, Cumhuriyet savcısının görevleri ve kamu davası açma yetkilerini düzenleyen 5271 sayılı CMK'nın 161/9 ve 170 inci maddeleri ile iddianamenin iadesinin düzenleyen aynı Kanun'un 174 üncü maddesidir. D.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlığın kapsamı, şüphelinin milletvekili olarak görevli olduğu dönemde işlediği iddia edilen ve soruşturulmasına başlanılan suçlar yönünden, 5271 sayılı CMK'nın 161/9 maddesi gereğince Cumhuriyet başsavcı vekili tarafından yürütülen soruşturmada, sonradan milletvekili görevinin sona ermesi nedeniyle genel yetkili Cumhuriyet savcısı tarafından iddianame tanzim edilmesinin ve bu yönden iddianamenin iadesine karar verilmesinin hukuka uygun olup olmadığına ilişkindir. Ceza muhakemesinin amacı, maddi gerçeğin insan onuruna yaraşır biçimde araştırılıp bulunmasıdır. Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır. 5271 sayılı CMK’nın 160/1 maddesinde yer alan “bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hal” ifadesinden de anlaşılacağı üzere belli bir suç şüphesine karşı soruşturmaya başlanılabilmesinin maddi koşulu, o suça ilişkin başlangıç şüphesinin var olmasıdır. Başlangıç şüphesi, soyut bir izlenimle değil; suçun işlendiği izlenimini uyandıran somut vakıalar ile oluşur. Cumhuriyet savcısı, başlangıç şüphesinin olup olmadığını yani, suçun işlendiği izlenimini uyandıran somut vakıaların bulunup bulunmadığını değerlendirerek soruşturmaya başlayacaktır. Kısaca, başlangıç şüphesinin bulunup bulunmadığını değerlendirme yetkisi, Cumhuriyet savcısına aittir (Veli Özbek, Nihat M. Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin Yayınlar, Ankara, 2011, sayfa 186 ve devamı). Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerine, bu sıfatları ve yaptıkları görevin niteliği dolayısıyla ceza ve ceza muhakamesi alanında bazı ayrıcalıklar tanınmıştır. Bu kapsamda Anayasa'nın 83 üncü maddesinde yasama sorumsuzluğu ve yasama dokunulmazlığı kurumları düzenlenmiştir. 5271 sayılı CMK'nın 161 inci maddesine, 694 sayılı KHK'nın 146 ncı maddesi ile 9 uncu fıkra eklenmiş, 01.02.2018 tarihli 7078 sayılı Kanun'un 141 inci maddesi ile söz konusu ek fıkra yasalaşmıştır. Bu düzenlemeye göre; seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen milletvekili hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına ve bu yer ağır ceza mahkemesine ait olacak, soruşturmayı ise Cumhuriyet Başsavcısı veya görevlendireceği vekili bizzat yapacaktır. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 20.01.2022 tarihli ve 2021/14859 - 2022/636 sayılı; 25.03.2021 tarihli ve 2021/945 - 2021/1408 sayılı; 15.06.2020 tarihli ve 2020/1589 - 2020/11421 sayılı kanun yararına bozma başvuruları üzerine verilen kararlarında özetle; soruşturmanın başladığı tarihte milletvekilliği görevi devam eden şüpheliler hakkında yürütülen soruşturmalarda 5271 sayılı CMK'nın 161/9 maddesi uyarınca Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve Ankara Ağır Ceza Mahkemelerinin yetkili olduğu, soruşturmaların ise Cumhuriyet Başsavcısı veya görevlendireceği bir vekili tarafından yürütülmesi gerektiği belirtilmiştir. Söz konusu içtihatlarda, 5271 sayılı CMK'nın 161/9 maddesinin uygulanma koşulu olarak soruşturmanın başlatıldığı tarihte milletvekili olarak görevli olma şartının arandığı anlaşılmıştır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Kanun koyucunun belirli görevleri ifa eden kişiler hakkındaki soruşturmaları, yapılan işin niteliği gereği istisnai ve özel bir takım soruşturma ve kovuşturma usullerine bağladığı, milletvekilleri hakkındaki soruşturma ve kovuşturmaların da bu istisnai düzenlemelerden birisi olduğu, yasama sorumsuzluğu ve yasama dokunulmazlığı düzenlemelerinin Anayasa'nın 83 üncü maddesi ile hüküm altına alındığı, milletvekilleri hakkındaki soruşturma ve kovuşturma usulünün ise 5271 sayılı CMK'nın 161/9 uncu maddesi ile düzenlendiği, Anayasa'nın yasama dokunulmazlığına ilişkin hükmü ve usul kanunundaki bu düzenlemenin birlikte yorumlanması gerektiği, bu çerçevede 5271 sayılı CMK'nın 161/9 uncu maddesi ek fıkra şeklinde mevzuata eklenerek yasama dokunulmazlığına haiz kişilerle ilgili hukuki işlemlerde bulunulacağı zaman, hem yer bakımından sınırlandırma yapılarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın özel yetkili kılındığı, hem de uygulamayı yapacak kişiler bakımından sınırlandırmaya gidilerek soruşturmayı yürütecek kişinin Cumhuriyet Başsavcısı veya görevlendireceği bir başsavcı vekili olarak belirlendiği, kanun koyucunun bu düzenlemeleri yapmaktaki amacının istisnai olan bir uygulamanın işletilmesi sırasında meydana gelebilecek aksaklıkların ve hak ihlallerinin önün geçilmesi olduğunun anlaşıldığı; Birden fazla şüphelinin bulunması, soruşturma konusu suçların kapsamlı olması, dokunulmazlıkların kaldırılmasının zaman alması gibi herhangi bir nedenle, milletvekilliği görevi devam ederken başlayan bir soruşturmanın tamamlanmasının uzun sürerek milletvekilli dönemi içerisinde sonuçlanmayabileceği, bu noktada soruşturma kamu davası açılabilecek yoğunluğa ulaştığında milletvekilliği görevi herhangi bir nedenle sona ermiş bir şüpheli hakkındaki iddianamenin genel yetkili Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenebileceğinin kabul edilmesi halinde hem Cumhuriyet savcılıkları arasında yer bakımından yetki uyuşmazlıkları gündeme geleceği, hem de soruşturmayı yürütecek kişilerin genel yetkili Cumhuriyet savcıları mı yoksa Cumhuriyet Başsavcısı veya görevlendireceği bir başsavcı vekili mi olacağı konusunda ihtilaf oluşacağının kaçınılmaz olduğu; Bu nedenle bir milletvekili hakkında, milletvekilliği görevi devam ederken başlatılan bir soruşturmanın CMK'nın 161/9 uncu maddesindeki usule göre yürütülmesi ve soruşturmanın tamamlandığı aşamada milletvekilliği görevi herhangi bir nedenle sona ermiş olsa bile iddianamenin Cumhuriyet Başsavcısı veya görevlendireceği bir başsavcı vekili tarafından tanzim edilmesi gerektiği, aksi yönde bir düşüncenin hem milletvekillerinin soruşturulması ve kovuşturulmasını özel usullere tabi kılan kanun koyucunun amacına aykırılık teşkil edeceği hem de yargı mercileri arasında görev ve yetki uyuşmazlıkları doğurarak dosyaların makul sürede sonuçlandırılamaması ve bu şekilde adil yargılanma hakkının ihlaline sebebiyet verebileceği değerlendirilmiştir. Uyuşmazlığa konu olayda; Şüphelinin, TBMM .... Dönem milletvekili olarak görev yaptığı, bu dönemin 07.07.2018 ile 07.04.2023 tarihleri arasını kapsadığı, şüphelinin işlediği iddia edilen suçların tarihlerinin ise 08.03.2019 tarihi ile 2019-2022 arası dönem olduğu, buna göre şüphelinin suç tarihlerinde milletvekili olarak görev yaptığı; yine dosyada içerisinde bulunan fezlekeler incelendiğinde soruşturmaların da şüphelinin milletvekili olarak görev yapmaya devam ettiği tarihler içerisinde başlatıldığının anlaşıldığı, yukarıda yapılan değerlendirmeler çerçevesinde ve yine yukarıda yer verilen ve Dairemizce de benimsenen Yargıtay 5. Ceza Dairesinin yerleşik içtihatları nazara alındığında soruşturmanın başlatıldığı tarihte milletvekili olan ancak iddianame tanzim tarihinde milletvekilliği sona ermiş olan şüpheli hakkında, soruşturmanın başladığı tarih esas alınarak 5271 sayılı CMK'nın 161/9 uncu maddesi çerçevesinde Cumhuriyet Başsavcısı veya görevlendireceği bir başsavcı vekili tarafından kamu davası açılması gerekirken, genel yetkili Cumhuriyet savcısı tarafından iddianame tanzim edilmiş olmasının, CMK'nın 161/9 ve dolayısıyla 170 inci maddelerine aykırılık hali olarak kabul edilmesi gerektiği ve buna göre Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından iddianamenin iadesi kararına yapılmış olan itirazın reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde itirazın kabulüne karar verilmiş olması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. II.KARAR 1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2.Merci Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.06.2024 tarihli ve 2024/426 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3 üncü maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3.5271 sayılı Kanun’un 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.05.2025 tarihinde karar verildi.