İçeriğe geç
AC
3. Ceza Dairesi Esas: 2025/4098 Karar: 2025/26660 Tarih: 2025

Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2025/4098 K.2025/26660

3. Ceza Dairesi 2025/4098 E. , 2025/26660 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/616 Değişik İş SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma İNCELEME KONUSU KARAR : İddianamenin iadesi kararına yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cu

Karar Özeti

3. Ceza Dairesi 2025/4098 E. , 2025/26660 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/616 Değişik İş SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma İNCELEME KONUSU KARAR : İddianamenin iadesi kararına yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cu

Karar Detayı

3. Ceza Dairesi 2025/4098 E. , 2025/26660 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/616 Değişik İş SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma İNCELEME KONUSU KARAR : İddianamenin iadesi kararına yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Şüpheli hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan soruşturma sonucunda Artvin Cumhuriyet Başsavcılığının 25.03.2024 tarihli ve 2018/1864 soruşturma, 2024/244 Esas sayılı iddianame tanzim edilerek Artvin Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği, Artvin Ağır Ceza Mahkemesinin 03.04.2024 tarihli ve 2024/80 İddianame değerlendirme numaralı kararıyla şüpheli hakkında yakalama kararı bulunduğu ve henüz ifadesinin alınmamış olması nedeniyle iddianamenin iadesine karar verildiği, Artvin Cumhuriyet Başsavcılığının 03.04.2024 tarihli ve 2018/1864 soruşturma sayılı yazısı ile şüpheli hakkında iddianame tanzim edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle iddianamenin iadesi kararının kaldırılması aksi takdirde evrakın itiraz mercine gönderilmesinin talep edildiği, dosyanın incelenmek üzere gönderildiği itiraz merci Rize 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.05.2024 tarihli ve 2024/616 değişik iş sayılı kararıyla, Artvin Ağır Ceza Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu değerlendirmesi ile iddianamenin iadesi kararının kaldırılması talebinin "kesin" olarak reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının 13.05.2025 tarihli ve 94660652-105-53-16333-2024-Kyb sayılı evrakı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesi uyarınca kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.05.2025 tarihli ve 2025/64686 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A.Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.05.2025 tarihli ve 2025/64686 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda, Artvin Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 25/03/2024 tarihli ve 2018/1864 soruşturma, 2024/244 esas, 2024/81 sayılı iddianamenin iadesine dair Artvin Ağır Ceza Mahkemesinin 03/04/2024 tarihli ve 2024/80 sayılı iddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Rize 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/05/2024 tarihli ve 2024/616 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Dosya kapsamına göre, her ne kadar Artvin Ağır Ceza Mahkemesinin 03/04/2024 tarihli kararı ile şüphelinin savunmasının alınmadığından bahisle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de; Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 31/10/2016 tarihli ve 2016/15416 esas, 2016/16813 karar sayılı ilâmında yer alan, "... 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 170/2. maddesine göre soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı bir iddianame düzenleyerek kamu davası açar. Aynı yasa maddesinin 3. fıkrasında ise iddianamede gösterilmesi ve bulunması gereken unsurlar sayılmıştır. Şüphelinin ifadesinin veya savunmasının alınmasında belirtilen madde açısından bir zorunluluk bulunmamaktadır. Bu itibarla, Ceza Muhakemesi Hukukunun temel amacı olan maddi gerçeğe ulaşılmasıdır. İddianamede belirtilen suç vasfı değerlendirildiğinde, suçun takibinin şikayete bağlı olmadığı ve uzlaşma ile önödeme hükümlerinin uygulanma imkanının bulunmadığı, dosya kapsamında müşteki beyanlarını doğrular nitelikte iki tanığın ifadesine yer verildiği, bu kanıtların kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturduğu tartışmasızdır. Şüphelinin ifadesi veya savunması dosya içerisindeki bu deliller karşısında suçun sübutuna mutlak etki eden bir kanıt niteliği de taşımamaktadır. Dolayısıyla şüphelinin ifadesinin alınmasında bu fıkra açısından da bir zorunluluk bulunmamaktadır. Sonuç olarak, şüphelinin ifadesinin alınmaması sebebiyle iddianamenin iadesine karar verildiği, bu hususun ikmali amacıyla yapıldığı anlaşılan iddianamenin iadesi ve bu karara yapılan itiraz üzerine verilen kabul kararı yerinde görülmekle, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir..." şeklinde açıklamalar nazara alındığında; Artvin Ağır Ceza Mahkemesince, şüphelinin ifadesinin alınmadığından bahisle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukukî nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği gözetilerek, şüphelinin ifadesinin alınmasının mümkün olmaması nedeniyle savunmasının alınmasına yönelik Artvin Sulh Ceza Hâkimliğinin 16/11/2018 tarihli ve 2018/1366 değişik iş sayılı kararı ile hakkında yakalama kararı çıkartıldığı, yakalama emrinden itibaren makul bir süre geçmesine karşın şüphelinin savunmasının alınamadığı ve iddianamenin iadesi sebepleri arasında şüphelinin savunmasının alınmamış olmasının sayılmadığı cihetle, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B.HUKUKİ SÜREÇ 1.Şüpheli ...'ın 15.07.1975 doğumlu olduğu, ilgili kuruluşların tespitlerine göre .... bulunan ve FETÖ ile iltisaklı olduğu değerlendirilen ... Vakfı'nın (.... Co. Ltd) güncel yönetici kadrosunda yer aldığı, şüpheli hakkında 16.11.2018 tarihinde CMK'nın 94. maddesine göre yakalama emri düzenlendiği ancak kanun yararına bozma talebinin incelenme tarihi itibariyle henüz infaz edilemediği anlaşılmıştır. 2.Artvin Cumhuriyet Başsavcılığının 25.03.2024 tarihli ve 2018/1864 soruşturma, 2024/244 Esas sayılı iddianamesinde özetle; Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün 12/07/2018 tarihli yazısında şüphelinin Tayland'da bulunan ve FETÖ ile iltisaklı olduğu değerlendirilen ... Vakfı'nın (... Co. Ltd) güncel yönetici kadrosunda yer aldığı, eşi olan .... B. isimli kişinin de Tayland'da bulunan ... Schools isimli okulda müdür olarak çalıştığı, bu şekilde şüphelinin örgütle irtibatlı olduğunu tespit edildiği belirtilerek silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği iddiasıyla şüpheli hakkında iddianame tanzim edilerek Artvin Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir. 3.Artvin Ağır Ceza Mahkemesinin 03.04.2024 tarihli ve 2024/80 İddianame değerlendirme numaralı kararıyla; şüpheli hakkında yakalama kararı bulunduğu ve henüz ifadesinin alınmamış olduğu, şüphelinin savunmasının alınmamış olmasının suçun sübutuna mutlak surette etki eden delil niteliğinde olduğu, bu nedenle iddianamenin CMK'nın 174/1-a ve b fıkralarına aykırı olarak düzenlendiği gerekçesiyle iddianamenin iadesine karar verilmiştir. 4.Artvin Cumhuriyet Başsavcılığının 03.04.2024 tarihli ve 2018/1864 soruşturma sayılı yazısıyla; mevzuatta ve yerleşik içtihatlarda şüphelinin savunmasının alınmamış olmasının iddianamenin iadesi nedenleri arasında sayılmadığı, bu nedenle şüpheli hakkında iddianame tanzim edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle iddianamenin iadesi kararının kaldırılması aksi takdirde evrakın itiraz mercine gönderilmesi talep edilmiştir. 5.Artvin Ağır Ceza Mahkemesinin 03.04.2024 tarihli ve 2024/80 İddianame değerlendirme numaralı kararıyla Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan itiraz yerinde görülmediğinden dosya incelenmek üzere itiraz merci olan Rize 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir. 6.Merci Rize 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.05.2024 tarihli ve 2024/616 değişik iş sayılı kararıyla; Artvin Ağır Ceza Mahkemesince verilen kararda usul ve yasaya aykırılık görülmediği değerlendirmesi ile iddianamenin iadesi kararının kaldırılması talebinin "kesin" olarak reddine karar verilmiştir. 7.Adalet Bakanlığının 13.05.2025 tarihli ve 94660652-105-53-16333-2024-Kyb sayılı evrakı ile Rize 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.05.2024 tarihli ve 2024/616 değişik iş sayılı kararının CMK 309. maddesi gereğince kanun yararına bozulması talep edilmiştir. C.İLGİLİ HUKUK Konu ile ilgili olarak 5271 sayılı CMK'nın 170 inci maddesinde kamu davası açma görevi, 174 üncü maddesinde ise iddianamenin iadesi müessesesi ve koşulları düzenlenmiştir. D.DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE Ceza muhakemesinin amacı, maddi gerçeğin insan onuruna yaraşır biçimde araştırılıp bulunmasıdır. Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır. CMK’nın 160/1 maddesinde yer alan “bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hal” ifadesinden de anlaşılacağı üzere belli bir suç şüphesine karşı soruşturmaya başlanılabilmesinin maddi koşulu, o suça ilişkin başlangıç şüphesinin var olmasıdır. Başlangıç şüphesi, soyut bir izlenimle değil; suçun işlendiği izlenimini uyandıran somut vakıalar ile oluşur. Cumhuriyet savcısı, başlangıç şüphesinin olup olmadığını yani, suçun işlendiği izlenimini uyandıran somut vakıaların bulunup bulunmadığını değerlendirerek soruşturmaya başlayacaktır. Kısaca, başlangıç şüphesinin bulunup bulunmadığını değerlendirme yetkisi, Cumhuriyet savcısına aittir (Veli Özbek, Nihat M. Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin Yayınlar, Ankara, 2011, sayfa 186 ve devamı). Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı iddianame düzenler. "Yeterli şüphe", şüphelinin müsnet suçtan yargılanması için gerekli ve yeterli olan şüphe derecesini ifade eder. Bu şüphenin, hukuka uygun olarak elde edilmiş her türlü delile dayanması gerektiğinde kuşku yoktur. Cumhuriyet savcısı topladığı delillerin iddianame düzenlemek için yeterli olup olmadığını takdir edecek, delilleri olaylarla ilişkilendirerek yeterli şüpheyi ortaya koyacaktır. Kamu davasının açılmasında yeterli şüpheden bahsedebilmede önemli olan, suçun işlendiğine yönelik tartışılabilirlik ve mahkûmiyetin ne derecede mümkün olabilirliğidir. Soruşturma aşamasında toplanan deliller sonucunda yeterli şüphenin oluşmaması durumunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi, yargılama aşamasında hakim veya mahkemece verilen kararlar ile kanun yolu aşamalarında delillerin hukuka uygunluk denetiminin yapılacağına dair düzenlemelerin yanı sıra; iddianamenin iadesi müessesesinin de delilin denetimine olanak tanıdığının kabulü gereklidir. Ancak Anayasanın 38, 5271 sayılı CMK'nın 206/2 maddelerindeki düzenlemeler kapsamında, bu olanağın çok geniş yorumlanmaması gerektiği CMK'nın 172/1 maddesinin doğal sonucudur. Şüphelinin savunmasının alınmasını zorunlu kılan açık bir hükme CMK’nın 1 70... . maddelerinde yer verilmemiştir. Ancak bu durum her koşulda savunma alınmadan dava açılabileceği şeklinde de yorumlanmamalıdır. Kural olarak mütemadi suçlarda iddianame düzenlemekle hukuki kesintinin gerçekleştiğinin kabulü halinde dava zamanaşımı süresi de işlemeye başlayacaktır. Bir taraftan suç işlenmeye devam ederken iddianameyle kamu davası açılması nedeniyle bu suçun dava zamanaşımına uğrama tehlikesi ortaya çıkacaktır. Diğer taraftan tamamlanan ancak bitmeyen mütemadi suçtan dolayı aynı sanık hakkında çok sayıda iddianame düzenlenebilecektir. Bu nedenle kamu davası açılması için yeterli delil bulunan hallerde savunma alınmaksızın dava açılmasına engel hal yok ise de, mütemadi suçlardan olan örgüt üyeliği suçunda yakalamanın gerçekleşmediği durumda dava açılması bir yarar sağlamayacaktır. Ayrıca eksik soruşturma nedeniyle yeterince delil toplamadan açılan davalar beraatle sonuçlanabilecektir. Kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararlarda yeni delil ortaya çıkması halinde dava açma olanağı var ise de kesin hüküm halinde CMK 314. maddedeki sınırlı nedenlere dayalı olarak yargılamanın yenilenmesi mümkün olup, bu durum maddi gerçeğe ulaşmaya da engel oluşturacaktır. Ancak müsnet suçla ilgili olarak dava açmayı gerektiren yeterli şüphe oluşturacak somut delillerin ikame olunduğu ve fakat şüphelinin kaçması nedeni ile ifadesinin alınma imkanının bulunmadığı, hakkında çıkartılan yakalama emrinin üzerinden somut olaya özgü makul sürenin geçtiği anlaşılan durumlarda, özellikle "yargılamanın makul sürede tamamlanması" ilkesi kapsamında ikame olunan delillerin mahkemece de toplanmasını teminen iddianame düzenlenmesinin gerekebileceği de gözetilmelidir. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya kapsamına göre, somut olayda; Şüpheli ... hakkında, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturma kapsamında, yurt içinde kayıtlı adresinin tespit edilemediği gerekçesiyle CMK'nın 94. Maddesine göre yakalama emri düzenlediği, şüphelinin 14.03.2016 tarihinde yurtdışına çıkış kaydının bulunduğu ancak yurda dönüş kaydının bulunmadığı ve bu aşamaya kadar yakalanamadığı, bu yönüyle somut olayın özelliğine göre yakalama kararının üzerinden makul süre geçtiğinin kabul edilmesi gerektiği değerlendirilmekle birlikte; dosya kapsamında yer alan tek delilin, şüphelinin Tayland'da bulunan ve FETÖ ile iltisaklı olduğu değerlendirilen ... Vakfı'nın güncel yönetici kadrosunda yer aldığına ilişkin tespit olduğu; soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yazılan müzekkereler neticesinde Artvin İl Emniyet Müdürlüğü tarafından dosyaya gönderilen 25.03.2024, 13.03.2024, 23.02.20 24... .01.2024 tarihli cevabi yazılar ve eklerinde bulunan araştırma ve sorgu sonucu raporlarında, şüphelinin Bylock kaydının ve ... hesabının bulunmadığının, örgütle iltisaklı kurumlarda çalışma kaydının ve sendika/dernek üyeliklerinin tespit edilemediğinin, sosyal medya hesabı kullanmadığının ve şüpheli hakkında tanık/itirafçı beyanı bulunmadığının belirtildiği, iddianamede şüpheliye isnat edilen tek eylemin FETÖ ile iltisaklı olduğu değerlendirilen ... Vakfı'nın güncel yönetici kadrosunda yer alması olduğu, bu bakımdan dosyadaki mevcut delil durumunun şüpheli hakkında iddianame tanzim edilebilmesi için gerekli ve yeterli olan şüphe koşulunu sağlayıp sağlamadığı değerlendirildikten sonra iddianame tanzim edilmesini gerektirecek güçte deliller bulunmadıkça, somut olayın özelliği nedeniyle şüphelinin savunmasının alınmasının suçun sübutuna mutlak surette etki edecek delil niteliğinde olduğunun kabul edilmesi gerektiği değerlendirildiğinden; gerekçe ve içeriği itibari ile somut olayda uygulanma yeri bulunmayan Daire içtihatlarına atıf yapan Artvin Cumhuriyet Başsavcılığı itirazındaki gerekçeler yerinde görülmediğinden, iddianamenin iadesi kararına karşı yapılan vaki itirazın reddine dair verilen merci kararında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmiştir. II.KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, soruşturma dosyasının, merciine gönderilemek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.11.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla