İçeriğe geç
AC
3. Ceza Dairesi Esas: 2025/5326 Karar: 2025/28605 Tarih: 2025

Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2025/5326 K.2025/28605

3. Ceza Dairesi 2025/5326 E. , 2025/28605 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/559 E., 2021/1182 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZA KONU KARAR : Yargıtay 3. Ceza D

Karar Özeti

3. Ceza Dairesi 2025/5326 E. , 2025/28605 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/559 E., 2021/1182 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZA KONU KARAR : Yargıtay 3. Ceza D

Karar Detayı

3. Ceza Dairesi 2025/5326 E. , 2025/28605 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/559 E., 2021/1182 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZA KONU KARAR : Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 21.05.2025 tarih ve 2023/4245-2025/14956 sayılı tevdii ilamı İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Tevdii kararının kaldırılması ile hükmün bozulması Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 21.05.2025 tarihli ve 2023/4245 esas, 2025/14956 karar sayılı ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.07.2025 tarihli ve 3 - 2021/154102 temyiz sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ İtiraza konu uyuşmazlık, sanığın istinaf talebi dikkate alınmaksızın sadece müdafiinin istinaf talebine istinaden yapılan istinaf incelemesi sonucu verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararındaki bu hususun ilgili Yargıtay Dairesince bozma kararı verilerek mi yoksa eksikliği gidermek üzere tevdii kararı verilerek mi çözüleceğinin belirlenmesine ilişkindir. Dosya kapsamı ve UYAP kayıtlarının incelenmesinde; somut olayda sanık ...'nun, müdafiinin yüzüne karşı verilen hükme yönelik yasal süresi içerisinde 09.03.2020 tarihli süre tutum dilekçesi verdiği, gerekçeli kararın tarafına tebliğ edilmesi üzerine de gerekçeli istinaf dilekçesi sunduğu ancak istinaf mahkemesince sadece sanık müdafiinin istinaf taleplerinin karşılandığı, sanığın istinaf talepleri hususunda herhangi bir karar verilmediği görülmüştür. Somut olayda olduğu gibi tek bir sanığın tek bir suçuna ilişkin verilen istinaf mahkemesi kararı bir bütündür. Aynı sanığın aynı suçuna ilişkin olarak sonradan istinaf mahkemesince örneğin sanığın istinaf istemi için ayrı, müdafiinin istinaf istemi için ayrı, katılanın istinaf istemi için ayrı, Cumhuriyet savcısının istinaf istemi için ayrı bir karar verilmesi durumunda aynı sanığın aynı suçuna ilişkin birden fazla karar oluşacak hatta bu kararlar birbirinden farklı olabilecek ve bu da temyiz incelemesinde, kesinleşmede, infazda kısacası hukuk sisteminde sorunlara yol açabilecektir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 18.10.2023 tarih ve 2023/3-2 05... /542 karar sayılı ilamında benzer bir olay ile ilgili olarak; "İlk derece mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hakkında verilen mahkûmiyet hükmüne ilişkin sanığın da istinaf talebinde bulunması üzerine bölge adliye mahkemesince bu talep değerlendirilmeden karar verilmesinin hükmün kanun yolu incelemesi bakımından bütünlüğünü bozması, ilk derece mahkemesince verilen bir kararın istinaf edilmesi üzerine bölge adliye mahkemesi denetiminden geçmiş olmasının, söz konusu kararın olay tespiti bakımından hatasız olduğu konusunda kesin bir güvence oluşturmaması, Yargıtayın görevi olan hukuksal denetimi sağlıklı bir şekilde gerçekleştirebilmesi için somut olayın objektif bir bakış açısıyla, hukuksal açıdan duraksamaya yer bırakmayacak biçimde tespit edilmiş ve delil değerlendirmesinin hatasız şekilde gerçekleştirilmesine bağlı olması, sanık hakkında kurulan hükmün bir bütün teşkil etmesi ve herhangi bir noktadan kanun yoluna gidilmesi veya bozulması hâlinde diğer noktalarının kesinleşmesinin, diğer bir deyişle kısmi kesinleşmenin mümkün olmaması, sanık ve müdafii aynı hükme karşı istinaf yoluna başvurmuş olmalarına rağmen sadece müdafiinin talebi üzerine verilen esastan ret kararının usulüne uygun olarak istinaf yolu incelemesinin sonuçlandırılmış olduğunu göstermemesi, verilen bu esastan ret kararı hukuk aleminde varlığını sürdürürken bu kez sanığın istinaf talebi ayrıca değerlendirilerek aynı hüküm hakkında yeni bir istinaf kararı verilememesi sanık hakkındaki hükme dair daha önce istinaf merciince karar verilmiş olması hâlinde merciin bu hükmü yeniden incelemesinin ancak daha önce verilmiş kararın bozularak ortadan kaldırılması hâliyle sınırlı bulunması hususları bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde; İlk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmüne yönelik sanığın istinaf isteminin bölge adliye mahkemesi tarafından değerlendirilmeksizin yalnızca sanık müdafiinin istemi incelenerek verilen esastan ret kararının bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması akabinde sanık ve müdafiinin istinaf talepleri birlikte değerlendirilerek yeniden karar verilmesi gerektiği kabul edilmelidir." görüşlerine yer vermiştir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi benzer bir konuda itiraz üzerine verdiği 29.02.2024 tarih ve 2023/213 17... /2761 karar sayılı ilamında özetle; "Ceza yargılamasının konusunu, suç oluşturduğu iddia edilen iradi bir insan davranışı oluşturur. Kural olarak hukuki anlamda tek bir fiil ile ilgili olarak tek bir yargılamaya yapılır (non bis in idem) ve tek bir hüküm/karar tesis edilir. Hukuk güvenliği ve kesin hükmün otoritesinin korunma zarureti nedeniyle tesis edilen bu tek hüküm/karar, olağan ya da olağanüstü kanun yollarıyla kaldırılmadıkça yeni bir hüküm/karar kurulamaz. Zira hukuk düzeni infazda tereddüde yol açacak, belirsizliğe ve kaosa sebep olacak uygulamalara müsaade etmez." görüşlerine yer vermiş ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımızın itirazını kabul ederek müdafiinden ayrı istinaf talebi olan sanığın istinaf talebinin değerlendirilmemesini bozma sebebi olarak görmüş ve istinaf mahkemesi kararının bozulmasına hükmetmiştir. Yine Yargıtay 3. Ceza Dairesi 19.12.2024 tarih ve 2023/95 01... /18861 karar sayılı ilamında ise özetle; istinaf incelemesi sırasında sanık müdafiinin istinaf talebi ile ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın sadece bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusu incelenmek suretiyle karar verilmesini eksik inceleme yönünden bozma sebebi olarak kabul etmiş ve istinaf mahkemesi kararının bu nedenle bozulmasına karar vermiştir. Açıklanan hususlar çerçevesinde; somut olayda istinaf mahkemesince, sanığın istinaf talepleri dikkate alınmaksızın sadece sanık müdafiinin taleplerine ilişkin olarak verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararının Yargıtay ilgili Dairesince bozulmasına karar verilmesi gerekirken açıklandığı şekilde tevdii kararı verilmesi nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesi uyarınca olağanüstü itiraz yasa yoluna başvurularak hükmün bozulmasına karar verilmesine ilişkindir. II. GEREKÇE İtirazın konusu; ilk derece mahkemesi kararına karşı müdafiinden ayrı olarak istinaf talebinde bulunan sanığın istinaf taleplerinin ayrıca değerlendirmeye alınmadan verilen bölge adliye mahkemesi kararının hukuka uygun olup olmadığı ve bu bağlamda anılan kararın Daire tarafından bozulması gerekip gerekmediğine ilişkindir. Ceza yargılamasının konusunu, suç oluşturduğu iddia edilen iradi bir insan davranışı oluşturur. Kural olarak hukuki anlamda tek bir fiil ile ilgili olarak tek bir yargılamaya yapılır (non bis in idem) ve tek bir hüküm/karar tesis edilir. Hukuk güvenliği ve kesin hükmün otoritesinin korunma zarureti nedeniyle tesis edilen bu tek hüküm/karar, olağan ya da olağanüstü kanun yollarıyla kaldırılmadıkça yeni bir hüküm/karar kurulamaz. Zira hukuk düzeni infazda tereddüde yol açacak, belirsizliğe ve kaosa sebep olacak uygulamalara müsaade etmez. Diğer taraftan ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.02.2023 tarih ve 2022/-3-455 2023/85 karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Her ne kadar ceza soruşturması ya da kovuşturmasına maruz kalan şüpheli veya sanığın müdafiin hukuki yardımından faydalanma hakkı bulunduğunda (5271 sayılı Kanun madde 149) ve hukuki konumu vekil ilişkisinden farklı olan müdafiin, sanıkla görüşme (5271 sayılı Kanun madde 154) ifade, sorgu (5271 sayılı Kanun madde 147) ve savunma gibi usul işlemlerinde sanığın yanında bulunma (5271 sayılı Kanun madde 188, 197, 215, 226), yargı merciilerince yapılacak tebligatların kendisine (de) yapılmasını bekleme (5271 sayılı Kanun madde 37/1. maddesi delaletiyle 7201 sayılı Kanun madde 11) ve sanık adına kanun yollarına başvurma (5271 sayılı Kanun madde 261) gibi yetki ve sorumlulukları bulunmakta ise de, yargılamanın sanık hakkında yapıldığında ve hükmün de sanık hakkında kurulduğunda kuşku bulunmamaktadır. Bu cümleden olarak, kurulan hükmün doğrudan muhatabı olarak "adil yargılanma hakkının" (İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi madde 6. Anayasa madde 36) öznesi sanıktır. Anılan hak kapsamında sanık, "kanun yollarını etkin biçimde kullanma/mahkemeye erişim" ve "gerekçeli karar hakkı"nın sağladığı güvencelerden gerek adli mercilerin hataları gerekse müdafiin tekasülü nedeniyle mahrum bırakılamaz. Yargılamanın her aşamasında mahkeme kararlarının ilgili ve yeterli gerekçeleri içerdiğinin kabulü için, davanın taraflarının en azından esasa müessir iddia ve savunmaları itibariyle gerçekten dinlenildiği görünümünü vermesi gerekir. (AİHM, Magnin/Fransa, 10.05.2015, no. 26219/08. 29.) Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Sanık hakkında İlk derece mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet kararına ilişkin olarak müdafiinden ayrı ve farklı gerekçelerle sanığın da istinaf talebinde bulunmasına rağmen bölge adliye mahkemesi tarafından sanığın talebi de değerlendirilmeden ve/veya değerlendirildiğine delalet eden ilgili ve yeterli gerekçeleri gösterilmeden verilen "istinaf talebinin esastan reddine" dair kararın bozulması gerekmekle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır. IV. KARAR 1.Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE, 2. 5271 sayılı Kanun'un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereği Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 21.05.2025 tarihli ve 2023/4245 esas, 2025/14956 karar sayılı tevdii ilamının KALDIRILMASINA, 3. Bölge adliye mahkemesince verilen karar temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü: Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Sanık hakkında ilk derece mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet kararına ilişkin olarak müdafiinden ayrı ve farklı gerekçelerle sanığın da istinaf talebinde bulunmasına rağmen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi 19.10.2021 tarih, 2020/559 esas, 2021/1182 sayılı kararında, ayrıca sanığın talebi de değerlendirilmeden ve/veya değerlendirildiğinde delalet eden ilgili ve yeterli gerekçeleri gösterilmeden "istinaf talebinin esastan reddine" karar verilmesi, hukuka aykırı sanık ve müdafiinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi 19.10.2021 tarih, 2020/559 esas, 2021/1182 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, oy birliğiyle BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.12.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla