KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2025/1306 E., 2025/4288 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/190 E., 2023/84 K.
Karar Metni
1.012 kelime·5 dk okuma·9 bölüm
Mahkeme kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece verilen 05.12.2024 tarihli ilamla kararın onanmasına dair verilen kararın davacı vekili tarafından düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili asıl davada; müvekkilinin murisi ...'nin 2981 sayılı Kanun'a göre dava konusu 607 ada 10 parsel sayılı taşınmazda hak sahibi olduğunu, taşınmaz üzerindeki binanın 1977 tarihinden önce tamamlandığını, murisin vefatı ile müvekkilinin halen taşınmazı kullanmaya devam ettiğini, 2981 sayılı Kanun'a göre usul işlemlerinin tamamlanamadığını, davalı komşu ...'in dava konusu taşınmazı kendi taşınmazıyla tek bir taşınmaz gibi göstererek tapu kaydını üzerine geçirdiğini, taşınmazı daha sonra diğer davalı şirkete sattığını, 50 yıldır malik sıfatıyla zilyet olunduğunu ileri sürerek;
tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline, olmaz ise kullanım payının tesciline karar verilmesini talep etmiş, 20.01.2014 tarihli dilekçesiyle davalı şirket yönünden davadan feragat edilmiş, 12.06.2014 tarihli ıslah dilekçesiyle; kullanımının devam ettiğini, tapu iptali ve tescil yerine taşınmazdan çıkmak zorunda kaldığı takdirde uğrayacağı zararın ek dava ile fazlaya dair hakların saklı tutularak 10.000,00 TL'lik kısmının yasal faizi ile tahsilini istemiştir.
2. Müdahil ... vekili ibraz ettiği 20.01.2014 tarihli dilekçeyle; müvekkilinin muris ...'nin yasal mirasçısı olduğunu ileri sürerek; davaya davacının yanında katılmayı talep etmiştir.
3. Davacı vekili birleşen davada; dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgenin kentsel dönüşüm içerisinde olduğunu, binayı satın alan müteahhit tarafından yıkıldığını, müvekkilinin bina üzerinde yasal üst hakkı bulunduğunu, davalının taşınmazı satarak tüm haklarını sona erdirdiğini, amortisman bedeli düşüldükten sonra bina değeri ve idari hakların ödenmesi gerektiğini, kira kazancının ortadan kaldırıldığını, asıl dosyaya ek olarak zarar talep ettiklerini ileri sürerek; 90.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili süresinden sonra verdiği dilekçede; zamanaşımı süresinin geçtiğini, davalı şirket yönünden yapılan feragatin müvekkiline de etkili olduğunu, davaya tazminat davası olarak devam edilemeyeceğini, davacının tek başına dava açamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı şirket vekili; taşınmazı diğer davalıdan iyiniyetli olarak ile satın aldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 17.03.2015 tarihli kararıyla; davalı şirket hakkında açılan tapu iptali ve tescil davasının feragat nedeniyle reddine, davacı ... tarafından davalı ...'e karşı başlangıçta tapu iptali ve tescil talepli açılıp daha sonra ıslah ile tazminata dönüştürülen ve ...'nin fer-i müdahil sıfatıyla iştirak ettiği tazminat davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Dairece verilen 16.09.2019 tarihli ilamla; asıl dava yönünden, davacının dava tarihi itibari ile taşınmazı kullandığı, dava dilekçesinde ve ıslah dilekçesinde yeri halen kullandığını belirttiği gibi, davalılardan ...'in de davacının binada halen zilyet olduğunu beyan ettiği, bu durumda davacının dava tarihi itibari ile kullandığı binanın bedelini talep etme hakkını kazanamadığı, diğer anlatım ile davalının eğer var ise davacıya olan borcu muaccel hale gelmediği, zamanaşımının da işlemeye başlamadığı, muaccel olmayan bir alacağın zamanaşımına uğraması mümkün olmadığından, Mahkemece zamanaşımı def'inin reddine karar verilmesi gerektiği, birleşen dava yönünden hüküm oluşturulmadan yargılamanın bitirilmesinin de doğru görülmediği gerekçesiyle, karar bozulmuştur.
2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın davalılar adına imar uygulaması ile tescil edildiği, davacının 2981 sayılı Kanundan kaynaklanan hakkının bulunduğuna ilişkin iddiasını ispatlayamadığı, davacı veya murisi adına tapu tahsis belgesinin bulunmadığı, dolayısıyla davacının mülkiyetten kaynaklanan bir hakkı bulunmaksızın dava konusu taşınmazda gecekondu yaparak kullandığı, bozma ilamında da belirtildiği üzere davacının dava tarihi itibari ile taşınmazı kullandığı, bu sebeple davacının dava tarihi itibari ile kullandığı binanın bedelini talep etme hakkını kazanamadığı,
davalının eğer var ise davacıya olan borcunun muaccel hale gelmediği, bu sebeple asıl davanın reddinin gerektiği, birleşen davanın da ek dava niteliğinde olmakla birlikte aynı koşullarda dinlenebilirliğinin bulunmadığı, her ne kadar davacının tazminat talebinin açıklanmasında taşınmaz değerinin mi, yapı bedelinin mi istenildiği hususunu açıkça beyan edilmemiş ise de davacının imar uygulamasından kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı, davacı veya murisi adına tapu tahsis belgesinin olmadığı, dava konusu taşınmazın evveliyatının davalı tarafa ait olduğu,
davacının zilyetliğinin taşınmazın tescilini isteme hakkı vermeyeceği, davacının taşınmazın tescilini isteyemeyeceği, ayın istenemeyen yerde tazminat istenilmesinin de mümkün olmadığı, davacının kendisine ait olmayan taşınmaz üzerinde gecekondu yaptığı, bu sebeple iyi niyetli olmadığı, taşınmaz malikinin yapının sökülüp kendisine verilmesini talep edebileceği, ancak yapının Belediye kararı doğrultusunda yıkıldığı, dolayısıyla davalıların davacı aleyhine sebepsiz zenginleşmesinden de bahsedilemeyeceği, belediye tarafından yıkılan gecekondudan davalı tarafın yararlanma imkanının bulunmadığı,
yapının asgari levazım bedelinin de istenemeyeceği, davalı şirket yönünden davadan feragat edildiği gerekçesiyle; asıl davanın davalı şirket yönünden feragat nedeniyle, davalı ... yönünden esastan reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
Dairenin 05.12.2024 tarihli ilamıyla; Mahkemece bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verildiği, davacının dava tarihi itibari ile kullandığı binanın bedelini talep etme hakkını kazanamadığı, imar uygulamasından kaynaklanan bir hakkın ispatlanmadığı, davacı yararına sebepsiz zenginleşme şartları oluşmadığı gerekçesiyle Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiş, davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi talep edilmiştir.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Sebepleri
Davacı vekili; aşamalarda ileri sürdükleri itirazları tekrar ettiklerini, bozma sonrası eksik inceleme ile müvekkilinin kazanılmış hakkı yok sayılarak davanın reddine dair verilen kararın hatalı şekilde onandığını, başkasına ait 2981/ 3290 sayılı Kanundan kaynaklı zemini kamuya ait taşınmazda muhtesatın toplumsal uzlaşmadan dönülerek üçüncü kişiye tahsis edilmesinin kanunun aradığı devredilmiş yasal tahsisi ortadan kaldırır nitelikte bir hak ihlali olduğunu, bu durumu bilerek ve görerek alan davalının tazminata dönüşen muhtesat değerini tazmini gerektiğini ileri sürerek; kararın düzeltilmesini ve Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın davalı adına tescil edilmediği iddiasıyla tazminat istemine ilişkindir.
Karar düzeltme yoluyla incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle uyulan bozma ilamında belirtilen esas ve usullerde araştırma ve inceleme yapılarak karar verildiğinin ve önceki karar ve bozma ilamı ile karşı taraf yararına kazanılmış hak durumu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine imkan bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin karar düzeltme taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
VII. KARAR
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1306, K. 2025/4288, 24 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama