KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2025/3456 E., 2025/5222 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/200 E., 2024/212 K.
Karar Metni
736 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Mahkeme kararının davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece kararın onanmasına dair verilen kararın davacılar vekili tarafından düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkili .... doğum sancılarının başlaması üzerine, 16.09.2010 tarihinde gebeliği süresince muayene ve kontrollerinin yapıldığı davalı hastaneye gittiklerini, nöbetçi davalı doktorun müvekkili ile ilgilenmediğini, NST sonuçlarını görmeden normal doğum yapması gerekirken suni sancı verilmesi nedeniyle bebeğin kalp atışlarının düştüğünü, sezaryen kararı alındığını ancak davalı hastanede gerek ameliyathane gerekse tetkik ve teşhis için gerekli donanımın bulunmadığını,
hastanede anestezi uzmanı bulunmadığından devlet hastanesinden anestezi uzmanının çağrıldığını böylece geç müdahalede bulunulduğunu ve müvekkillerinin bebeklerini kaybetmelerine neden olunduğunu ileri sürerek; her bir müvekkili için ayrı ayrı 50.000,00'er TL toplamda 100.000,00 TL manevi tazminat ile, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL cenaze ve defin giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; müvekkillerinin kusurunun bulunmadığını, müdahalenin zamanında yapıldığını, bebek ölümüne anne karnında bebeğin kordon bağının boynuna dolanması nedeniyle olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
1. Mahkemenin 27.03.2015 tarihli kararıyla; Adli Tıp Kurumunun 04.02.2015 tarihli raporu ile oluşan arazın yapılan operasyon nedeniyle olmadığı, kordon dolanmasının öngörülmez ve önlenemez olup yapılan uygulamaların tıp kurallarına uygun olduğu ve davalıların kusurunun bulunmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuş, Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 09.11.2017 tarihli ve 2017/8967 E., 2017/10972 K. sayılı ilamıyla kararın onanmasına karar verilmiştir.
2. Davacılar vekili tarafından, söz konusu tazminat davasının eksik incelemeyle reddedilmesi ve yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulmuş, Anayasa Mahkemesinin 18.05.2021 tarihli kararı ile, kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının usul yönünün ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
3. Anayasa Mahkemesi kararı gereğince yapılan yargılama sonucunda Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ...
Üst Kurulu ile Üniversite Öğretim Elemanlarından ayrı ayrı bilirkişi raporu alındığı ve 03.05.2024 havale tarihli bilirkişi ek raporunda Anayasa Mahkemesinin anılan kararında aydınlatılması gerektiği belirtilen tüm hususların karşılandığı, anneye suni sancı vermenin hatalı olmadığı, anestezi doktorunun beklenmesinin bebeğin ölüme sebebiyet vermediği, yapılan işlemlerin makul sürede yapıldığı, ölüme esas olan ana sebebin kordon dolanması olduğu bunun da öngörülemez olduğunun belirtildiği, meydana gelen olay sebebi ile davalıların bir kusurunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş;
karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. TEMYİZ
Dairece 10.04.2025 tarihli ilamla; Mahkemece Anayasa Mahkemesi kararında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince alınan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmiş bulunmasına, ... Üst Kurulu ve Üniversite Öğretim Elemanlarının hazırladıkları bilirkişi raporunda davalılarda tıbbi uygulama ve organizasyon hatası bulunmadığının belirtilmesine, özellikle 03.05.2024 havale tarihli bilirkişi raporunda Anayasa Mahkemesinin dikkat çektiği noktalara ilişkin olarak raporun düzenlendiğinin anlaşılmasına göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Sebepleri
Davacılar vekili; hükme esas alınan raporların Anayasa Mahkemesi kararında işaret edilen eksik hususlar ile ilgili değerlendirme ve inceleme içermediğini, sezaryen işlemi öncesi hastanede mevcut olması zorunlu donanım eksiklikliklerinin irdelenmediğini, müvekkiline gerekli olmadığı halde suni sancı verilmesi nedeniyle kordon dolanması olduğunu, suni sancının menfi etkisinin görülmesi üzerine sezaryan kararı alındığını ancak anestezi uzmanı beklenilmesi nedeniyle operasyonun geciktiğini, bebeğin kaybına hekim hatası ile birlikte donanım eksikliğinin sebebiyet verdiğini, hastane personellerinin somut ve açık ikrarlarının değerlendirilmediğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, yanlış tıbbi müdahale sonucu ve organizasyon kusuru nedeniyle meydana gelen bebek ölümü nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece Anayasa Mahkemesi kararında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince alınan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmiş olduğu, özellikle 03.05.2024 havale tarihli bilirkişi raporunda; “oksitosin ile augmentasyon” yapılma kararının hatalı olmadığı, hastada sezaryen kararı verilmesinin doğru olduğu, sezaryen kararı verildikten sonra bebeğin doğurtulmasında geçen sürenin Dünya Sağlık Örgütü tarafından önerilen standart sürelere uygun olduğu ve müdahalede gecikme oluşmadığı kararına varıldığı bildirilmekle; ihlal kararında belirtilen eksikliklerin giderildiği anlaşıldığından; davacılar vekilinin karar düzeltme isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
VII. KARAR
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/3456, K. 2025/5222, 4 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama