İçeriğe geç
AC
4. Ceza Dairesi Esas: 2024/3370 Karar: 2026/4321 Tarih: 2026

Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2024/3370 K.2026/4321

4. Ceza Dairesi 2024/3370 E. , 2026/4321 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1990 E., 2023/3266 K. SUÇ : Hakaret HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz ede

Karar Özeti

4. Ceza Dairesi 2024/3370 E. , 2026/4321 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1990 E., 2023/3266 K. SUÇ : Hakaret HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz ede

Karar Detayı

4. Ceza Dairesi 2024/3370 E. , 2026/4321 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1990 E., 2023/3266 K. SUÇ : Hakaret HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde sunulduğu ve temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında hakaret suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik Bölge adliye mahkemesi ceza dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi, tanık ve katılana soru sorma haklarından mahrum bırakıldıklarına, Bölge adliye mahkemesi ceza dairesi kararının gerekçesiz olduğuna, 16.02.2023 tarihli duruşmada belirttikleri tevsii tahkikat taleplerinin karşılanmadığına, kamera kayıtları ve olay saatlerinde hastaneye giriş yapan şahısların kayıtlarının getirtilmesi gerektiğine, tanık C. K.'nin beyanıyla da sabit olduğu üzere olay tutanağında imzası bulunan kişilerin olaya şahit olmadıkları halde tutanağı imzaladıklarına, tanık E. Ü.'nün ifade vermekten imtina ettiğine, katılanın, sanığın annesine yönelik haksız tutum ve tavırlar içerisinde bulunması sebebiyle haksız tahrik hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiğine, esas hakkında mütalaaya karşı beyanda bulunabilmeleri için kendilerine süre verilmediğine, sanığın kolluk huzurunda ve müdafii bulunmaksızın alınan beyanının hükme esas alınamayacağına ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine yöneliktir. III. GEREKÇE 1. Sanık müdafiinin 16.02.2023 tarihli oturumda tevsii tahkikat talebinde bulunması ve Mahkemece bu talebin oturum arasında değerlendirilmesine karar verilmesine karşın, 23.05.2023 tarihli oturumda anılan taleplere dair herhangi bir karar verilmeden sanık hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması, 2. Bir ceza yargılamasında sanığın aleyhine olan tanıkları sorguya çekme veya çektirme hakkı vardır. Hakkında gerçekleştirilen ceza yargılaması sürecinde sanığın tanıklara soru yöneltebilmesi, onlarla yüzleşebilmesi ve tanıkların beyanlarının doğruluğunu sınama imkânına sahip olması adil bir yargılamanın yapılabilmesi bakımından gereklidir. Diğer yandan bir mahkûmiyet -tek veya belirleyici ölçüde- sanığın soruşturma veya yargılama aşamasında sorgulama veya sorgulatma imkânı bulamadığı bir kimse tarafından verilen ifadelere dayandırılmış ve dengeleyici güvenceler sağlayan bir usul öngörülmemiş ise sanığın hakları Anayasa'nın 36. maddesindeki güvencelerle bağdaşmayacak ölçüde kısıtlanmış olur. Tanık sorgulama hakkıyla ilgili olarak somut bir yargılama öncesinde veya haricinde elde edilen tanık beyanlarının delil olarak kabulünün yargılamanın adilliğine zarar verip vermediğini değerlendirmek için ilk olarak tanığın mahkemede hazır edilmemesinin geçerli bir nedenin mevcudiyetine dayanıp dayanmadığına bakılmalıdır. İkinci olarak sanığın sorgulama veya sorgulatma imkânı bulamadığı tanık tarafından verilen beyanın mahkûmiyetin dayandığı tek veya belirleyici delil olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Sorgulama veya sorgulatma imkânı tanınmayan tanığın beyanının tek veya belirleyici delil olduğunun tespit edilmesi durumunda ise üçüncü aşama olarak savunma tarafının maruz kaldığı bu olumsuzluğun telafi edilmesi amacıyla yeterli düzeyde karşı dengeleyici güvenceler sağlayan bir usulün yürütülüp yürütülmediği ortaya konulmalıdır. Bu kapsamda, hükme ulaşılırken sorgulanmamış tanığın beyanını destekleyen başka doğrulayıcı delillere dayanılması telafi edici güvencelerden biri olarak kabul edilebilir. Mahkemenin yargı çevresi dışındaki tanıkların, sanığın da onlara soru sormasına imkân sağlayacak ve sorulan sorulara verdikleri cevaplar hakkında kişisel izlenim edinme fırsatı elde edecek şekilde SEGBİS gibi vasıtalarla dinlenmesi telafi edici bir güvence olabilir. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahkumiyete esas alınan, suçun sübutu ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından belirleyici delil olan ve talimat ile dinlenen katılan ...'nın doğrudan aleni duruşmada sanık ile müdafii huzurunda veya 5271 sayılı Kanun'un 180/1-2-5 maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181/1. maddesinde öngörülen usule riayet edilmek suretiyle dinlenilip AİHS’in 6/3-d ve Anayasanın 36. maddeleri ile teminat altına alınan “iddia/kamu tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek” hakkı tanınması gerektiği gözetilmeden; sanığın tanığı sorgulama hakkının engellenmesi ve savunma hakkının kısıtlanması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 181/1. maddesine muhalefet edilmesi, 2. 5271 sayılı Kanun'un 148/4. maddesinde yer alan "Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz" ve aynı Kanun'un 213. maddesinde yer alan "Aralarında çelişki bulunması halinde; sanığın, hâkim veya mahkeme huzurunda yaptığı açıklamalar ile Cumhuriyet savcısı tarafından alınan veya müdafiinin hazır bulunduğu kolluk ifadesine ilişkin tutanaklar duruşmada okunabilir." şeklindeki yasal düzenlemelere göre; sanığın önceki ifadesinin duruşmada okunmasının ilk koşulunun iki ifade arasında çelişki bulunması, ikinci koşulun ise sanığın önceki ifadesinin; hakim, mahkeme ya da Cumhuriyet savcısı tarafından alınması veya kollukta alındığı takdirde ise ifadeye müdafiinin katılması olduğu, somut olayda her ne kadar sanık kolluk beyanında davaya konu sözleri söylediğini belirtmiş ise de bu ifadenin müdafii huzurunda alınmadığı, duruşmada da bu ifadenin doğrulanmadığı, bu nedenle sanığın kolluk ifadesinin duruşmada okunamayacağı ve hükme esas alınamayacağının anlaşılması karşısında, sanığın kolluk ifadesi dışlandıktan sonra atılı suçu işlediğini gösterir delillerin nelerden ibaret olduğu açıklanmadan yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı görülmüştür. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Polatlı 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.03.2026 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Sanık hakkında hakaret suçundan ilk derece mahkemesince mahkûmiyet kurulmuş, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Sanık müdafii; tevsii tahkikat taleplerinin karşılanmadığını, mahkûmiyete esas alınan katılanın talimatla dinlenip huzurda sorgulama imkânı tanınmadığını ve sanığın müdafi bulunmaksızın alınan kolluk ifadesinin hükme esas alındığını ileri sürmüştür.

Hukuki İlke: Sanığın aleyhindeki tanıkları sorguya çekme/çektirme hakkı adil yargılanmanın gereğidir; talimatla dinlenen belirleyici tanık huzurda ya da CMK 180/1-2-5 gereğince SEGBİS veya CMK 181/1'deki usulle dinlenmeden hüküm kurulması AİHS 6/3-d ve Anayasa 36 güvencelerini ihlal eder. Ayrıca CMK 148/4 gereğince müdafi hazır bulunmaksızın alınan ve duruşmada doğrulanmayan kolluk ifadesi hükme esas alınamaz; bu ifade dışlandıktan sonra suçu gösteren delillerin açıklanması ve tevsii tahkikat talebi hakkında karar verilmesi zorunludur (CMK 213).

Uygulama Sonucu: Bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir (CMK 302/2).

Dava Strateji Notu: Talimatla/huzurda olmadan dinlenen belirleyici tanık ile müdafisiz alınıp duruşmada doğrulanmayan kolluk ifadesi mahkûmiyetin dayanağı ise, savunmanın tanığı sorgulama hakkı ile CMK 148/4 ihlaline dayanan bozma talebi güçlüdür; ayrıca karar bağlanan tevsii tahkikat talebi hakkında hüküm verilmemesi ayrı bir usul aykırılığı olarak ileri sürülmelidir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla