İçeriğe geç
AC
4. Ceza Dairesi Esas: 2025/3102 Karar: 2025/10145 Tarih: 2025

Yargıtay 4. Ceza Dairesi — Kasten Öldürme Kararı (E.2025/3102 K.2025/10145)

4. Ceza Dairesi 2025/3102 E. , 2025/10145 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/389 E., 2022/489 K. SUÇ :Hakaret TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sanığın hakaret suçundan cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi gereği hükmün açıklanmasının geri bırak

Karar Özeti

4. Ceza Dairesi 2025/3102 E. , 2025/10145 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/389 E., 2022/489 K. SUÇ :Hakaret TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sanığın hakaret suçundan cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi gereği hükmün açıklanmasının geri bırak

Karar Detayı

4. Ceza Dairesi 2025/3102 E. , 2025/10145 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/389 E., 2022/489 K. SUÇ :Hakaret TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sanığın hakaret suçundan cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediği gerekçesiyle de kararın açıklanmasına dair yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararının Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 17.03.2025 tarih ve ... sayılı istem yazısı Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "...Dosya kapsamına göre, sanığın yokluğunda verilen ... 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/05/2017 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, 06/07/2017 tarihinde sanığın mernis adresine doğrudan tebliğ edilerek dosya kesinleştirilmiş ise de; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'u uyarınca öncelikle bilinen son adrese normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 25/06/2024 tarihli ve 2024/3727 esas, 2024/8978 karar sayılı ilâmında yer alan "...hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kesinleşmediği, denetim süresinin başlamadığı ve 5271 sayılı Kanun'un 231 nci maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca hükmü açıklama koşullarının oluşmadığı gözetilmeden,..." şeklindeki açıklamaya nazaran, somut incelemeye konu dosyada, sanığın yakalama üzerine alınan savunmasında bildirdiği "... Mah. ... Sok. No:34/36 D:2 ..." olarak bilinen en son adresine, 7201 sayılı Kanun'un 10. maddesine göre tebligat yapılmadan, doğrudan mernis adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre yapılan gerekçeli karar tebliğinin usulsüz olduğu, esasen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin başlamadığı, dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanamayacağı gözetilmeksizin, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Kanun’un “Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlığını taşıyan 231/8. fıkrasında; "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur." 11. fıkrasında; "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir." hükümleri yer almaktadır. Aynı Kanun’un 231/8. fıkrasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanığın beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulacağı belirtilmiş olup, bu denetim süresi hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulüne uygun olarak kesinleşmesi üzerine başlamaktadır. 7201 sayılı Kanun’un 10. maddesinde de belirtildiği üzere, "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması caizdir. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." hükümlerine yer verilmiştir. Yukarıda yer verilen kanuni düzenlemelere göre hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanık, bu karar usulüne uygun bir şekilde kesinleştikten sonra, 5 yıl süreyle denetime tabi tutulacak ve bu süre içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirlerine riayet etmemesi halinde hüküm açıklanacaktır. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; 5271 sayılı Kanun'un 231/1. maddesi uyarınca hükmün açıklanabilmesi için usulüne uygun olarak kesinleşmiş bir kararın bulunmasının gerektiği, 7201 sayılı Kanun’un 10. maddesi uyarınca tebligatın, öncelikle muhatabın beyan ettiği en son adrese mernis şerhi olmadan yapılması, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilerek, 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesine göre mernis şerhi bulunan tebligatın bu adrese yapılmasında zorunluluk bulunduğu, ancak sanığın yokluğunda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın, bilinen en son adresiyle aynı olan mernis adresine doğrudan 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesi gereğince yapılan tebligatın usulsüz olduğu, bu nedenle kararın henüz kesinleşmediği ve denetim süresinin işlemeye başlamayacağının anlaşılması karşısında; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.10.2018 tarihli 2017/8-952 E. ve 2018/403 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmemesi nedeniyle zamanaşımının durmayacağı, denetim süresi başlamadığı için de bu süre içerisinde kasıtlı suç işlendiğinden bahsedilemeyeceği ve açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması koşullarının bulunmadığı cihetle, Yerel Mahkemece verilen hükmün açıklanmasına ilişkin kararın hukuki değerden yoksun olduğu, hukuki değerden yoksun olan mahkumiyet kararının da dava zamanaşımını kesmeyeceği ve bu nedenle dava zamanaşımını kesen son işlemin, sanığın savunması olduğu anlaşıldığından, sanığın 13.04.2017 tarihli savunmasına göre, 5237 sayılı Kanun'un 66/1.e maddesinde öngörülen 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin inceleme tarihi itibarıyla gerçekleşmiş olduğu belirlendiğinden kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Sanık hakkında hakaret suçundan kurulan ... 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.10.2022 tarihli ve ...E., 2022/489 K., sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. Bozma nedenine göre karardaki hukuka aykırılığın, 5271 sayılı Kanun'un 309/4.(d) bendi uyarınca Yargıtay tarafından giderilmesi gerektiğinden; sanık hakkında, hakaret suçundan açılan KAMU DAVASININ, 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.05.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla